1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava davacının 5.5.1978-1.9.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun tesbiti ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa"nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa"nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 5.5.1978 tarihli bildirge üzerine davalı Kurumca oda kaydına istinaden 5.5.1978 tarihinde 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği, 1.3.1978-30.12.1979 tarihleri arasında vergi, 5.5.1978-25.3.2003 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu, oda aidatlarını 28.4.2003 tarihinde toplu olarak ödediği, İ. M. D. Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından davacının oda kaydının H.Ç. adlı üyenin kaydının üzeri çizilerek oluşturulduğu ve üye kayıt beyannamesi ile üye cetvelinde adına rastlanmadığından 25.3.2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile iptal edildiği, davalı kurumca davacının oda, sicil ve vergi kaydı bulunmadığı gerekçesiyle 20.4.1982 tarihi itibariyle terkin edildiği, davacının 1978,1979, 1997 ve 1999 yıllarında prim ödemelerinin bulunduğu, 1997 yılı affından yararlandığı anlaşılmaktadır.
Davacının 5.5.1978-20.4.1982 tarinhleri arasında sigortalı olduğu davalı kurumca kabul edildiğinden bu dönemle ilgili taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının oda kaydının 28.3.1979 tarihinde odaya kaydı olan ve 27.2.1996 tarihinde kaydı silinen H.Ç."e ait kaydın üzeri silinmek suretiyle oluşturulduğu, üye kayıt defterinin tetkikinden anlaşılmaktadır.
Yasal dayanağı olmayan oda kaydına geçerlilik tanınmayacağından geçerli bir oda kaydının bulunmadığı, vergi ve sicil kaydının olmadığı 20.4.1982-1.9.1997 tarihleri arasında sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır. Ancak davacı Bağ-kur"un kendisini sigortalı saymadığı döneme ilişkin primlerini ödedidiğini ileri sürmektedir. Gerçektende sigorta cetvelinde 1997 affından yararlandığı görülmektedir.
Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Davacının usulsüz oda kaydının oluşumunda katkısının bulunduğu karşı yanca iddia ve ispat edilemediğinden dosya içinde de bu yönde aksine bir delil ve belge bulunmadığından somut olaya bu kuralın uygulanması gerekir. Ne varki; davacının ödediği primlerin uyuşmazlık konusu 20.4.1982-1.9.1997 tarihleri arasındaki dönemin primlerini karşılayıp karşılamadığı anlaşılamamaktadır.
Yapılacak iş; davacının 1997 yılı affındanda yararlanmak suretiyle ödediği primlerin hangi tarihleri arasındaki sigortalılık süresini karşıladığını hiçbir kuşkuya yer bırakmasızın araştırmak gerekirse bu konuda bilirkişiden rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.4.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.