21. Hukuk Dairesi 2007/14099 E. , 2008/6531 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Yozgat 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
TARİHİ : 12/04/2007
NUMARASI : 2006/325-2007/459
Davacı, 28.02.1985-01.11.1989 ve 20.03.1990-01.03.1994 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa"ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının 28.2.1985-1.11.1989 ve 20.3.1990-1.3.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitiyle aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, Bağ-Kur’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının kuruma verilen 4.3.1983 tarihli giriş bildirgesine göre 20.4.1982 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, vergi kayıtlarının başlama ve sona erme tarihleri dikkate alınarak kurumca yapılan sigortalılık terkin ve yenileme işlemlerine göre davacının 20.4.1982-28.2.1985 ve 1.11.1989-20.3.1990 tarihleri arasında Bağ Kur sigortalısı olarak kabul edildiği, davacının oda ve sicil kaydının bulunmadığı, 20.7.1981-28.2.1985 , 1.11.1989-20.3. 1990 tarihleri arasında canlı hayvan ticareti nedeniyle vergi kaydının bulunduğu, hesap ekstresinde fazla görünen prim ödemelerinin hizmetlerinde değerlendirilmesini istemiyle davacının Kuruma verdiği 14.7.1999 tarihli dilekçesi uyarınca Kurumun davacıyı 30.3.1992-29.9.1992 tarihleri arasında isteğe Bağ Kur sigortalısı olarak kabul ettiği, davacının 30.3.1992-29.9.1992 tarihleri arasında toplu prim ödemelerinin bulunduğu ve 1992 affından yararlandığı anlaşılmaktadır
Davanın kayıtlarının bulunmadığı 28.02.1985-31.10.1989 ve 20.03.1990-01.03.1990 tarihleri arasında sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır.
Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Bağ-Kur’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, davacının 30.3.1992-29.9.1992 tarihleri arasında toplu prim ödemelerinin uyuşmazlık konusu dönemleri kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin kurumdan sorularak, sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, bu prim ödemlerinin kapsadığı sürelerde istemin kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.4.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.