Davacı, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava davacının 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılğının 13.9. 2001 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sondraki 506 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalılığının geçerli olduğu ve 19.4.2005 tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 19.2.1998 tarihli giriş bildirgesi üzerine 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalıolarak 23.5.1984 tarihinde tescil edildiği 25.3.1984-31.10.1986, 1.11.1986-5.7.1996 tarihleri arasında vergi kaydının, 10.12.1991-4.10.1995 tarihleri arasında oda, 25.11.1991- 26.10.2005 tarihleri arasında sicil kaydının bulunduğu, 2.1.1995 tarihinde C.Empirme San. ve Tic. Ltd. Şirketinin ortağı olduğu davalı Kurumca 25.3.1984-31.10.1986, 1.11. 1986 ve devamı şeklinde sigortalı olarak kabul edilği, ihtilaf konusu dönemde 13.9.2001-11.5.2003 tarihleri arasında 599 gün ve 12.5.2003-11.4.2005 tarihleri arasında 691 gün 506 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten, 1479 sayılı Yasa’nın 24/I-d maddesine göre, limited şirketlerin ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılır. Sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihlerini düzenleyen aynı Yasanın 25/d maddesi hükmü gereğince ise, şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren sigortalılıkları sona ermektedir. 1479 sayılı Yasanın sisteminde, tasfiyeye giren şirket ortaklarının Bağ-Kur sigortalılığının sona ereceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı gibi, sadece 25/e maddesinde, iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akti ile çalışanların çalışmaya başladığı tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği hükme bağlanmıştır. Anılan maddede öngörülen koşulların da somut olayda oluştuğuna dair bir bilgi ve belge dosya içerisinde bulunmamaktadır. Öte yandan, şirketlerin tasfiyesinin sona ermesine kadar tüzel kişiliklerinin devam edeceği de açıktır.
Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır. “Çatışan sigortalılık sorununu” gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I.(F) bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise, “herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Bağ-kur kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin Bağ-kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 sayılı ile 22.06.2005 gün ve E:2005/21-370, K:2005/402 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları).Yapılacak iş; öncelikle davacının ortağı olduğu şirketin mahkemece iflasına veya tasfiyesine karar verilip verilmediğini araştırıp şirketin tüzel kişiliğinin devam edip etmediği tesbit edilerek çıkacak sonuca göre davacının 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalı olduğu süreyi belirlemek, 13.9.2001 tarihinden önce şirketin iflasına veya tasfiyesine karar verildiğinin anlaşılması halinde şimdiki gibi karar vermek, şirketin iflasına veya tasfiyesine karar verilmediği, şirketin Ticaret Sicilindeki kaydının devam ettiğinin anlaşılması halinde ise davacının bu dönemde 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığı ile 506 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılıkları çakıştığından ve önceden başlayıp devam eden sigortalılık 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılık olduğundan davacının primi ödenmemiş beş yıldan fazla sigortalılık süresi bulunmamakla olaya 1479 sayılı Yasa"nın Ek 19. maddesinin uygulama olanağıda olmadığından davacının bu dönemde 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığına geçerlilik tanınarak 506 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığın iptaline karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu ihtilafa uygulanması mümkün olmayan baskın sigortalılık ilkesinden haraketle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.