3. Hukuk Dairesi 2016/19727 E. , 2017/8661 K.
"İçtihat Metni"Davacı ... ile davalılar 1-..., 2-... aralarındaki ceyiz senedi alacağı davasına dair...1.Aile Mahkemesinden verilen 15.10.2014 günlü ve 2013/271 E- 2014/816 K.sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 16.02.2016 günlü ve 2015/3141E-2016/1988 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, evlendiğinde davalılar tarafından çeyiz senedi verildiğini, çeyiz senedine göre altın ve eşyalar dışında ayrıca 24.800 Alman Markı borçlandıklarını, talep etmesine rağmen bedelin ödenmediğini belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 25.000,00 TL’nin ( 24.800 Alman Markı karşılığı) dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; çeyiz senedine ait yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, senette yazılı altınlardan fazlasının davacıya takıldığını, takılan altınların para borcuna karşılık olduğunu, ayrıca davacıya yurt dışında ödeme yapıldığını belirtmiş, beyan dilekçesinde ise, çeyiz senedinde yazılı dava konusu bedelin eşyalara karşılık yazıldığını, eşyalarında yurt dışında alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tarafların evlilikleri sırasında düzenlenen senet ile davacıya bir kısım eşya ve altınların hibe edildiği, senet içeriğinden tarafların evleri yurt dışında döşendiği için de düğünleri sırasında eşya alınmaması nedeniyle senede davacı kadını güvence altına almak amacıyla eşyaların alınmaması halinde davacıya 24.800 mark ödeneceğinin yazıldığı, davacıya ayrıca 24.800 mark borçlanılmasının söz konusu olmadığı, senette davacıya hibe edilen altın ve eşyalarında davacıya alındığı, davalı tarafın davacıya karşı bir borcu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/3141 esas 2016/1988 karar 16/02/2016 tarihli ilamıyla onanmasına karar verilmiş, onama ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Uyuşmazlık, davalılarca imzalanan dava konusu çeyiz senedinde yazılı 24.800 Alman Markının iade edilip edilmeyeceği ve başka bir borca karşılık verilip verilmediğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun “İspat Yükü” başlıklı 6.maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” ifadesine yer verilmiştir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
6100 sayılı HMK m.189/3 maddesi(1086 sayılı HUMK mad. 287) "Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususla, başka delillerle ispat olunamaz " hükmünü amirdir. Aynı Kanunun m.200/I maddesi " senetle ispat" (1086 sayılı HUMK mad. 288) ve 200/II (1086 sayılı HUMK mad. 289) maddesinde de “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. Yine Aynı Kanunun m.201 maddesinde de (1086 sayılı HUMK mad. 290); "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler … liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." denilmekte; 203.maddesinde de (1086 sayılı HUMK mad. 293); "senetle ispat zorunluluğunun istisnaları" düzenlenmiş ve hangi hallerde tanık dinlenebileceği belirtilmiştir.
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def"i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.201"deki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da m.203’de belirtilmiştir.
Bunun yanında, 18.03.1959 gün ve 18/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, tanıkla kanıtlama yasağı, yalan tanıklığı önleme ve davada tarafların çıkarlarını koruma amacına yöneliktir. Değeri belli miktarı aşan hukuki işlerin tanıkla kanıtlanması yasağına ilişkin ilkeler, kamu düzeni düşüncesiyle yasaya konulmuş hükümlerden değildir. Ancak, yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir.
Eldeki dava çeyiz senedinden dolayı borçlanılan bedelin tahsili istemine ilişkin olduğuna göre, konunun ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir.
Dava konusu çeyiz senedindeki unsurlar taraflar arasında senede bağlanmış olup davalıları bağlar. Dolayısıyla davalılar senette belirtilen yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlamak zorundadır. Senet gereğinin yerine getirildiği konusunda tanık dinlenmesi ve tanık beyanlarının hükme esas alınması mümkün değildir. Senette yazılı yükümlülükler konusunda davalıların sözleşmeye aykırı davranmaları halinde bunların iadesinden ya da bedellerinden sorumlu tutulmaları gerekir.
Dosyanın incelenmesinde; tarafların 28/04/2000 tarihinde evlendikleri, evlendiklerinde davalı koca ve babası tarafından borçlu sıfatıyla çeyiz senedi imzalandığı, çeyiz senedine göre bir kısım eşya ve altın miktarları yazıldıktan sonra, not kısmında “toplam borcu .... Altuğ’a 24.800 Alman Markı borçlanmıştır” şeklinde ifadenin
eklendiği görülmektedir. Senette yazılı eşya bedellerinin toplamının 17.900 Alman Markı olduğu dikkate alındığında toplam borç ile eşya bedellerinin çeliştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; uyuşmazlıkta ispat külfetinin davalı tarafta olduğu gözetilmeksizin, çeyiz senedinde belirtilen bedelin eşyalara karşılık yazıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde, mahkemece; dava konusu çeyiz senedinde yazılı “toplam borcu...’a 24.800 Alman Markı borçlanmıştır” ifadesi konusunda eşyalara karşılık yazıldığına ilişkin iddiasının ispat külfetinin davalılarda olduğu kabul edilerek, sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2015/3141 esas 2016/1988 karar 16/02/2016 tarihli onama kararının kaldırılarak, Aksaray 1. Aile Mahkemesi"nin 15/10/2014 günlü ve 2013/271 esas - 2014/816 karar sayılı mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA ve peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 31/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.