Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava 26.05.1989 tarihinde meydana gelen iş kazasında % 5,1 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş kazasına uğrayan işçinin, SGK Başkanlığı tarafından yapılan belirlemeye esas alınan 29.09.1989 tarihli İzmit Devlet Hastanesi’nin raporu, 30.11.1998 tarihli SSK İzmit Bölge Hastanesi raporu ve 08.11.2004 tarihli SSK Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü İzmit Bölge Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda sol uyluk çevresinde 10 cm atroji, Tibia üst uç kırığı, sol dizde ileri derecede hareket kısıtlılığı, eski fistül ağzı mevcut, aktif asteomyelitin olmadığının belirlenmiş olması nedeniyle SGK Başkanlığı tarafından sürekli iş göremezlik oranı % 5,1 olarak belirlenmiştir.
Öte yandan davacının 26.05.1989 günü iş kazası geçirdiği, 29.09.1989 tarihli İzmit Devlet Hastanesi’nin Sağlık Kurulu raporu ile davacının, iş göremezlik oranının %50 olduğunun saptandığı, olayın SGK"ca 25.6.1990 tarihli müfettiş raporu ile iş kazası olmadığının kabul edilmesi üzerine davacının 9.6.1994 tarihinde Kocaeli 2.İş Mahkemesi’nin 1997/320 Esas ve 2002/53 Karar sayılı dosyasında 09.06.1994 tarihinde, olayın iş kazası olduğunun tespiti için SGK ve işverene karşı açtığı davanın 12.03.2002 tarihinde kabul edildiği, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi’nce bozulması üzerine mahkemece verilen kararın 7.5.2002 tarihinde onanarak kesinleştiği; bunun üzerine davacının 18.05.2005 tarihinde maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için bu davayı açtığı ve davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’iinde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 29.09.1989 tarihli İzmit Devlet Hastanesi’nin raporu nedeniyle 09.06.1989-28.06.1989 tarihleri arasındaki 20 günlük istirahati için 219,62.-YTL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödendiği ve davacının 1994 yılında açtığı iş kazası tespit davasının zamanaşımını kesmeyeceği ortadadır.
Hal böyle olunca, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def"i kabul edilerek, açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.