(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2017/29474 E. , 2020/6185 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde operatör olarak çalışığını iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı, görev itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun"un 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanun"un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50"den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Aynı maddede ayrık durumlara da yer verilmiş olup, buna göre;
1. Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
2. Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
3. Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde
4.Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir. İş Kanununa tabi olmayan bu işler yönünden ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun uygulanması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işverenin faaliyet alanının “mantar üretimi” olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında dinlenen tanıklar davacının işyerinde kepçe operatörü olarak çalıştığını ifade etmiştir. Mahkemece, aynı işyerine ilişkin emsal bir başka davada iş mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varıldığı ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle görev itirazının reddine karar verilmiş ise de, her iki davacının çalışma sürelerinin ve işyerindeki görevlerinin birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. (Kaldı ki, mahkemece emsal olarak dayanılan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2015/44645 esas - 2016/4412 karar sayılı kararı karar maddi hata sebebiyle bozularak ortadan kaldırılmıştır.) Hal böyle olunca, her bir dava yönünden ayrı ayrı araştırma yapılması gerekirken, hatalı hukuki değerlendirme ile sonuca gidilmesi isabetli değildir. Eldeki davada öncelikle davacının çalışma süresi ile işyerinde ifa ettiği ağırlıklı iş belirlenmeli, tüm çalışma süresinde aynı işi yapıp yapmadığı araştırılmalı, bu araştırmanın sonucuna göre davacının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olup olmadığı yönünden bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinin (a) bendinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. Anılan Kanun eldeki davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe girmiş olup, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Geçiş hükümleri”ni düzenleyen Geçici 1’nci maddesinde “Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.” hükmü bulunmaktadır. Söz konusu düzenlemenin Kanunun yürürlük tarihinden önce görevsiz olup, sonradan görevli hale gelen mahkemeleri de kapsadığı kabul edilmelidir. Zira Kanunda, mahkemelerin gerçekte Kanunun yürürlük tarihinde görevli olup olmamaları noktasında bir ayrım yapılmamış, aksine Kanunun “yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar” esas alınarak bu davaların açıldıkları mahkemede görülmeye devam olunacakları ifade edilmiştir. Bu halde, anılan düzenlemeye göre görevli bir mahkeme nasıl sonradan yürürlüğe giren yasal düzenleme ile görevsiz olduğundan bahisle görevsizlik kararı veremeyecek ise, görevsiz bir mahkemenin de görevli hale gelmesi durumunda, eski yasal düzenleme doğrultusunda görevsizlik kararı verememesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın 4857 sayılı Kanunun 4. maddesinde sayılan istisnalar arasında olduğunun anlaşılması halinde, dava tarihi itibariyle görevsiz olan iş mahkemesinin, sonraki tarihte yürürlüğe giren bir düzenleme ile görevli hale geldiğinin anlaşılması halinde dahi, davaya iş mahkemesinde (yahut iş mahkemesi sıfatı ile asliye hukuk mahkemesinde) devam edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, temyiz incelemesi sırasında değişen yasal düzenleme ile mahkemenin görevli hale geldiğinin anlaşılması halinde, görevsizlik kararı verilemez ise de, uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle işin esasına uygulanacak Kanunun belirlenmesi zorunludur. Temyiz edilen kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.