Davacı, 1479 sayılı Yasaya tabi Bağ-Kur sigortalısı olmadığın ve prim borcu bulunmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olmadığının tespitiyle asıl ve faizleriyle işlemiş ve işleyecek prim borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 1.4.1984-31.7.1984 , 3.4.2002-13.5.2002 ve 20.4.2003-24.4.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun ve 491.58YTL prim borcu bulunduğunun tespitiyle 22.183,62 YTL prim borcunun iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 1.4.1983-31.3.1984 tarihleri arasında yedek subay olarak görev yaptığı ve TC Emekli Sandığına tabi olduğu sürenin sonunda vergi kaydı esas alınarak 1.4.1984-31.7.1984 tarihleri arasında ve 3.1.1996 tarihinde başlayan P.Gaz Dağıtım ve Pazarlama Ltd Şti ortaklığı nedeniyle 1.1.1998-2.4.2002 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığın sona erdiği tarihten itibaren 3.4.2002 tarihinden beri devam eder şekilde Bağ Kur sigortalısı olduğu, davacının ortağı olduğu limited şirketin 19.12.2005 tarihinde tasfiyeye girdiğine dair kararın 28.12.2005 tarihinde ilan edildiği davacının 25.7.1983-31.7.1984, 3.1.1996-30.7.1999 tarihler arasında vergi kaydının bulunduğu, 17.6.1999-31.1.2002, 16.10.1996-29.5.1997,16.10.1996-29.5.1997 tarihleri arasıyla 3.1.1996 tarihinden beri devam eder şekilde oda ve sicil kayıtlarının bulunduğu, davacının 17.10.1983, 11.5.1984, 20.7.1984 ve 31.5.2005 tarihlerinde prim ödediği, uyuşmazlık döneminde 1.9.1984-10.3.1993 tarihleri arasında 3067 gün, 11.3.1993-31.12.1996 tarihleri arasında 1370 gün 1.1.1997- 10.1.1997 tarihleri arasında 10 gün, 10.1.1997-31.5.1997 tarihleri arasında 140 gün, 1.6.1997-1.1.1998 tarihleri arasında 211 gün, 1.1.998-2.4.2002 tarihleri arasında 1531 gün,14.5.2002-19.4.2002 tarihleri arasında 128 gün, 25.4.2003-2005 yılı 8. ayı arasında 846 gün 506 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalı olduğu anlaşılmaktadır
Gerçekten, 1479 sayılı Yasa’nın 24/I-d maddesine göre, limited şirketlerin ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılır. Sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihlerini düzenleyen aynı Yasa"nın 25/d maddesi hükmü gereğince ise, şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren sigortalılıkları sona ermektedir. 1479 sayılı Yasa"nın sisteminde, tasfiyeye giren şirket ortaklarının Bağ-Kur sigortalılığının sona ereceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı gibi, sadece 25/e maddesinde, iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akti ile çalışanların çalışmaya başladığı tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, şirketlerin tasfiyesinin sona ermesine kadar tüzel kişiliklerinin devam edeceği de açıktır.
Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır. “Çatışan sigortalılık sorununu” gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I.(F) bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise, “herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479
sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin Bağ-kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca Sosyal Güvenlik Yasası kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır. 03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 sayılı ile 22.06.2005 gün ve E:2005/21-370, K:2005/402 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları da bu yöndedir.
Zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde uygulanan “ Baskın Sigortalılık” ilkesinin ise ancak aynı anda başlayan zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde ihtilafın çözümlenmesinde uygulanması mümkündür. Dava konusu olayda ise aynı anda başlayan bir sigortalılık söz konusu olmadığından baskın sigortalılık ilkesi uygulamasıyla sonuca gidilmesi söz konu olamayacaktır.
Öte yandan 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği bildirilmiştir. Dava konusu olayda davacının 1.4.1984-31.7.1984 tarihleri arasında 4 ay ve 3.4.2002 tarihinden tasfiye girdiği 19.12.2005 dava tarihine kadar 3 yıl 8 ay 16 gün sigortalılığının bulunması karşısında davacının primi ödenmemiş 5 yıl sigortalılık süresi bulunmadığından 1479 sayılı Yasa’nın Ek 19 maddesindeki koşullardan yararlanması da mümkün değildir
Somut olayda davacının vergi kaydına göre tescil edildiği ve primlerinin ödendiği anlaşılan 1.4.1984-31.7.1984 tarihleri arasındaki dönem yönünden verilen karar yerindedir. Ancak davacının limited şirket oraklığı nedeniyle sigortalı olarak kayıt edildiği 3.4.2002 tarihinden sonraki dönem yönünden; önceden başlayıp devam eden sigortalılık 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık olduğundan mahkemece bu sigortalılık dönemi ile çakışan 14.5.2002-2005/Ağustos tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalara değer verilmeyerek davacının 3.4.2002-tarihinden itibaren devam eder şekilde 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak kabul edilmek suretiyle istemin reddine karar verilmesi gerekirken , mahkemece sadece 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalar arasında kalan 3.4.2002-13.5.2002 ve 20.4.2003-24.4.2003 tarihleri arasındaki Bağ Kur sigortalılık sürelerine geçerlilik tanınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 4.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.