Davacı, 1.5.1982 tarihinde 1 gün çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava davacının, davalı işyerinde 1.5.1982 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının ve bu tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı işveren Y.S. hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, davalı SSK hakkında açılan davanın kabulüne davacının sigorta başlangıç tarihinin 1.5.1982 olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 01.05.1983 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı kuruma süresi içersinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1.5.1982 tarihli işe giriş bildirgesinin 8.10.1982 tarihinde Kurum’a verildiği, işyerinin1.5.1982-24.11.1982 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında bulunduğu , davalı Kurum tarafından dönem bordrolarının verilmediği ve üzerinden 10 yıl geçtiğinden işyeri dosyasının imha edildiğinin bildirildiği görülmektedir.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan, işin kapsam ve niteliği de göz önüne alınarak davacı ile aynı dönem çalışması bulunan bordro tanıkları ve çalışmaları kayıtlara geçmiş benzer işi yapan komşu işyeri sahibi ve çalışanları araştırılmadan, davacıyı işyerinde ziyarete gelen bir akrabasının tanık olarak verdiği beyana göre sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten zabıta marifeti ile komşu işyeri tanıkları tesbit edilerek dinlenmemiştir.
Yapılacak iş; İş yeri 506 sayılı Yasa kapsamına alındığına göre, yapılan yol yapım işinin Belediye veya Karayolları tarafından ihale edilip edilmediği sorulup ihale edilmiş ise belgeleri getirilerek işi ihale ile alan kişi veya kuruluş tespit edilerek işin niteliğine ve kapsamına göre davacı dışında başka çalışanların da bulunacağı düşünülüp bu kişileri ve çalışmalarının kuruma bildirilip bildirilmediğini araştırmak, çalışmaları Kurum’a bildirilmiş ise işyeri dönem bordrolarını getirtilerek burada yer alan tanıkları dinlemek bu kişilerin bulunamaması halinde giderek, zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan veya benzer işi yapan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak; elde edilecek bilgilere göre gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum"un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 4.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.