1. Hukuk Dairesi 2015/7470 E. , 2015/8441 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KEMER SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/02/2015
NUMARASI : 2014/232-2015/39
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . .. raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 456 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında soyadının “Büyükyağcı” olarak yanlış yazıldığını ileri sürerek nüfus kayıtlarına uygun şekilde “Büyükyağcıoğlu” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, Malmüdürlüğü davanın husumet nedeniyle reddini, davalı Tapu Müdürlüğü ise davanın esasatan reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluşturur. Bu tür işlerde kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
HMK"nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen talep konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
./..
2-Nüfus müdürlüğünden, talep konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın, davacı tarafından verilen 08.10.1973 tarihli vekâletname esas alınarak, satın alma suretiyle edinildiği, sözkonusu vekâletnamenin düzenlenmesine esas alınan nüfus kayıt örneğinin noterden sorulmak suretiyle dosya arasına getirtilmediği gibi bu nüfus kaydının Nüfus Müdürlüğünden de araştırılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacının evlenmeden önce nüfusa kayıtlı olduğu yer olan Sakarya ili, Hendek ilçesinden başlamak üzere, evlendikten sonra kaydının gittiği il ve ilçe Nüfus Müdürlükleri ve buradan da çeşitli idari işlemlerle değişen kayıtlarının silsile halinde ve bu kayıtlar üzerinde yapılan anne ve baba adı düzeltmelerinin dayanak belgelerinin ilgili Nüfus Müdürlüklerinden getirtilip incelenmeksizin karar verilmesi isabetsizdir.
Hâl böyle olunca, yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, davacının taşınmazı edinimine esas vekâletnamenin dayanağı nüfus kaydının ilgili noterden istenmesi, davacının evlenmeden önceki kaydından başlamak üzere evlenerek gittiği yer kaydı ve sonrasında bir takım idari işlemlerle (mahalle birleştirmesi) değişen ve düzeltmeye konu olan (anne ve baba adı ile doğum tarihi hakkında) kayıtlarının ilgili Nüfus Müdürlüklerinden getirtilmesi, davacı iddilarına yönelik olarak bildirilecek tanıkların dinlenmesi ve gerekirse belirlenecek mahalli biilirkişiler refakatında taşınmaz başında yapılacak keşifle kayıt maliki ile davacının aynı kişi olduğunun şüpheye yer vermeyecek açıklıkta tespit edilmesinin ardından bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.