Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/72
Karar No: 2017/221

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/72 Esas 2017/221 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/72 E.  ,  2017/221 K.

    "İçtihat Metni"

    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi

    Sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında, Mustafakemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesince 22.02.2007 gün ve 302-132 sayı ile, eylemin nitelikli yağma suçuna teşebbüsü oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince 18.09.2008 gün ve 244-276 sayı ile sanığın eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK"nun 106/2-a, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
    Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 17.12.2013 gün ve 15905-25454 sayı ile;
    "Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    Sanığın, olaydan önce de para ödemeden aracına benzin aldığı, olay gecesi alkollü olarak yakınanın çalıştığı benzin istasyonuna geldiği, yakınanın sanığa "Benzin alacak mısın" dediği, sanığın "Evet" dediği, bu sefer "Parasını ödeyecek misin" diye sorduğu, "Hayır" cevabını alması üzerine, yakınanın iş yerinin sorumlusu olduğunu söyleyip benzin veremeyeceğini söylemesi üzerine, sanığın önce "Sen kimsin, buranın Allah"ı mısın, necisin" diyerek küfür edip, belindeki kuru sıkı tabancayı önce ayaklarına sonra kafasına dayayıp, "Seni öldürürüm, mesain bitince hesabını keseceğim" deyip gittiğinin anlaşılması karşısında, eylemin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek, yazılı şekilde uygulama yapılması" isabetsizliğinden, ceza süresi yönüyle kazanılmış hakkın korunması suretiyle bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiş,
    Daire üyesi ...; "Tüm dosya içeriğinden sanık ...’nin, müştekinin çalıştığı Mustafakemalpaşa Belediyesine ait benzinlikten zaman zaman çok düşük miktarlarda benzin aldığı, parasını sonradan ödediği ve biraz da borcunun bulunduğu; suç tarihinde alkollü olarak benzinliğe gelen sanığın "benzin alacağını" beyan ettiği, müştekinin parasını ödeyip ödemeyeceğini sorduğunda, "Hayır" cevabını verdiği, müştekinin bu durumda "benzin veremeyeceğini" söylemesi üzerine tartıştıkları, belindeki kurusıkı tabancayı çıkararak müştekiye "Sen kimsin, buranın Allah’ı mısın, sen necisin? Seni vururum, seninle çıkışta görüşeceğiz, seni yakarım" şeklinde sözler söyleyerek, silahını müştekinin önce bacaklarına, daha sonra da kafasına dayadığı ve akabinde de olay mahallinden ayrıldığı, bu şekilde gelişen eyleminin silahlı tehdit suçunu oluşturduğu, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma durumunun olmadığı anlaşıldığından, usul ve kanuna uygun bulunan mahalli mahkeme kararının onanması gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
    Yerel mahkeme ise 06.03.2014 gün ve 7-73 sayı ile;
    "Mahkememizce olayın meydana geliş şekli; sanığın daha önceden de olayın meydana geldiği benzin istasyonuna zaman zaman gelerek aracına para ödemeden çok düşük miktarlarda benzin aldığı, olay gecesi de alkollü olarak müştekinin sorumlu olarak çalıştığı benzin istasyonuna aracı ile gelen sanığın müştekinin kendisine benzin alıp almayacağını sorması üzerine benzin alacağını beyan ettiği, parasını ödeyip ödemeyeceği sorulduğunda ise "hayır" cevabını verdiği, müştekinin bu durumda kendisine benzin veremeyeceğini, işyerinin sorumlusu olduğunu söylemesi üzerine sanığın belinde bulunan kurusıkı tabancayı çıkararak müştekiye "sen kimsin, buranın Allah"ı mısın, sen necisin" diyerek ve küfür ederek silahı önce müştekinin bacaklarına daha sonra da kafasına dayadığını, diğer çalışanların alarma basmaya çalıştığı sırada sanığın olay yerinden gittiği, olayın bu şekilde meydana geldiği kabul edilmiştir.
    Olayımızda tartışılması gereken husus, sanığın eyleminin silahla tehdit suçunu mu yoksa silahla işyerinden nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu mu oluşturduğu konusudur. Sanık olay gecesi benzinliğe gittiğini, aşırı alkollü olduğunu, üzerinde para olduğunu zannederek benzin istediğini ancak üzerinde para çıkmayınca müşteki ile tartıştığını ancak müştekiye silah göstermediğini savunmuştur. Ancak sanığın müştekiye silah çıkarmadığı yönündeki savunması müşteki anlatımı ve tanık beyanları karşısında gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir. Sanığın müştekinin kendisine alacağı benzinin parasını ödeyip ödemeyeceğini sorması üzerine sanığın ödemeyeceğini söylemesi nedeniyle aralarında tartışma çıktığı, çıkan tartışma sonucunda sanığın küfürlü sözler kullanarak yukarıda olayın meydana geliş şeklinde açıklanan sözleri söylemek suretiyle silahı müştekinin önce ayaklarına, sonra kafasına dayadığı sabittir, ancak sanığın eyleminin yağmaya teşebbüs olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Sanık silahı müştekiye doğrultup dayadıktan sonra sadece müştekiyi tehdit içeren sözler kullandıktan sonra olay yerinden ayrılmıştır. Müştekiyi bir malın teslimine zorlamaya yönelik bir beyanlarının bulunmadığı anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK"nun 148. maddesi kapsamında müştekiyi bir malın teslimine zorlamaya yönelik bir beyanının bulunmadığı ve dolayısıyla yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, bu nedenle de eylemin silahla işlenilen yağmaya teşebbüs olarak kabulünün hukuki anlamda mümkün olmadığı, kül halinde sanığın fiilinin silahla tehdit suçunu oluşturduğu" şeklindeki gerekçeyle direnerek, önceki hüküm gibi karar vermiştir.
    Bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2015 gün ve 172880 sayılı “onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 522-1074 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 30.01.2017 gün ve 40-317 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine yeniden Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçunu mu, yoksa silahla tehdit suçunu mu oluşturduğununun belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    29.11.2005 tarihli yakalama ve teslim tutanağında; 28.11.2005 günü saat 23.40 sıralarında kolluk görevlilerine Bursa Caddesi üzerinde belediyeye ait benzin istasyonundan ... isimli kişinin aracına benzin aldıktan sonra, istasyonda görevli ...’e silah çekip olay yerinden kaçtığının bildirildiği, devriye görevi yapan kolluk görevlilerince bahse konu aracın Çilingir Tekel Bayii önünde durduğunun görülmesi üzerine araçtan inen sanığın yakalandığı ve belinde görülen tabancaya el konulduğu bilgilerine yer verildiği,
    Üst araması ve teslim tutanağına göre; sanığın üstünde 15 Lira bulunduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... kollukta; belediyeye ait benzin istasyonunda sorumlu işçi olarak çalıştığını, halk arasında "psikopat alkollü" olarak bilinen sanığın, olay gecesi saat 23.30 sıralarında araçla geldiğini, dışarı çıkıp sanığa "benzin alacak mısın?" diye sorduğunda sanığın "evet" dediğini, "parasını ödeyecek misin?" diye sorduğunda ise "hayır" şeklinde cevapladığını, başka bir çalışandan sanığın bir buçuk saat önce de parasını ödemeden benzin alıp gittiğini öğrendiği için "kusura bakma benzin yok" dediğini, sanığın da "sen kimsin, buranın Allah’ı mısın, sen necisin?" diye sorması üzerine "ben buranın sorumlusuyum" dediğini, sanığın "seni kim görevlendirdi?" sorusuna "belediye başkanı görevlendirdi" şeklinde cevap verdiğini, bu esnada sanığın küfür ederek belinden çıkardığı tabancayı önce bacaklarına, sonra da kafasına dayadığını, içeride bulunan arkadaşı tanık Fatih"in alarma basmaya çalışması sebebiyle sanığın ona "sakın ha!" diye bağırdığını ve silahı dayadığı sırada kendisine de "seni burada öldürürüm, mesain bitince sana soracağım, hesabını keseceğim" dedikten sonra geldiği araçla gittiğini, sanığa herhangi bir tepki vermediğini, sanığın önceden de devamlı olarak istasyona gelip burada çalışan kişileri tehdit ederek 3-5 Liralık benzin alıp gittiğini duyduğu için olay anında sanığa müdahale ettiğini,
    Savcılıkta; önceki ifadesine ek olarak, tartışma esnasında sanığın birden sertleşip küfürlü sözler söylediğini, belinden çıkardığı tabancayı önce bacaklarına, sonra da kafasına dayayarak "seni burada öldürürüm, yüzünü parçalarım, kimse tanıyamaz seni, senin burada mesain bitecek, sana soracağım, hesabını keseceğim" dedikten sonra gittiğini, silah çektiği esnada sanığın benzin isteme şeklinde herhangi bir söz sarf etmediğini, ama tartışmanın özünün kendisine veresiye benzin vermek istememesinden kaynaklandığını,
    Kovuşturma aşamasında da kolluktaki ifadesiyle benzer yönde anlatımda bulunduktan sonra, mahkemeye sunduğu 18.09.2008 havale tarihli dilekçede ise önceki ifadelerinden farklı olarak; olay gecesi belediye benzinliğine hesap almaya gittiğini, hesaplara bakarken dışarıda bir gürültü duyup baktığında sanık ile pompacı arasında münakaşa olduğunu gördüğünü, benzin alan ancak parası çıkışmayan sanığın, parayı sabah ödeyeceğini söylediğini, benzin parasının ödenmemesi halinde bu paranın kendilerinden tahsil edilecek olması nedeniyle sanığın polisten korkup parayı ödeyeceğini düşündüğünden durumu polise haber verdiğini, zorlama, cebir, şiddet eylemleri olmadığını, sadece paranın çıkışmaması üzerine münakaşa yaşandığını, şikâyetinden vazgeçtiğini,
    Tanık Fatih Köstereli kollukta; benzinlikte pompacı olarak çalıştığını, halk arasında "psikopat" olarak bilinen sanığın önceden de devamlı olarak benzinliğe gelip, 3-5 Liralık benzin aldıktan sonra parasını vermeden gittiğini, olay gecesi istasyon sorumlusu olan mağdur ... ile istasyonda bulundukları sırada sanığın aracıyla benzinliğe geldiğini, bunun üzerine mağdurun dışarı çıkıp, sanığın yanına giderek onunla konuşmaya başladıklarını, bu sırada sanığın "sen kimsin, ben alırım" dedikten sonra belindeki tabancayı çıkartıp mağdurun bacaklarına dayayarak "on yıl da yatsam seni vururum" dediğini, ardından tabancayı mağdurun başına dayayıp "senin mesain bitince görüşeceğiz" dediği sırada alarma basmak istediğini ancak sanığın bu sefer de silahı kendisine doğrultup "sakın ha" diyerek uyarması nedeniyle korkudan alarma basamadığını, sonrasında sanığın geldiği araca binip benzinlikten ayrıldığını,
    Savcılıkta; sanığın sürekli benzinliğe gelip aldığı benzinin parasını birkaç gün sonra getirdiğini, olay günü de benzin almak istediğini, mağdur ..."in benzin alamayacağını söylemesi üzerine belinden çıkardığı silahı mağdurun önce bacaklarına, sonra kafasına dayayarak "seni vururum, seninle çıkışta görüşeceğiz, seni yakarım" deyip gittiğini,
    Kovuşturma aşamasında; sanığın kendisinden veresiye benzin almak istemesi üzerine mağduru çağırdığını, sonrasında sanığın "ben benzini zorla alırım" diyerek çıkarttığı silahı mağdurun bacağına ve kafasına dayayıp "seni vururum” şeklinde tehdit ettiğini, telefonla polisi arayacağını fark eden sanığın silahı bu kez kendisine doğrulttuğunu,
    Tanık İbrahim Karaibik aşamalarda; benzinlikte pompacı olarak çalıştığını, olay günü saat 16.00"da iş yerine gittiğini, halk arasında "psikopat" olarak bilinen sanığın aracıyla saat 22.00 sıralarında benzinliğe gelip kendisinden benzin istediğini, sanığa 5 Liralık benzin verdiğini, parasını istediğinde ise sonra vereceğini söyleyip gittiğini, sanığın zaman zaman benzinliğe geldiğini, aldığı benzinin parası istendiğinde "ben Mustafakemalpaşa"nın mafyasıyım, yaz deftere kaçmıyoruz, alırsın ölmedik ya" diyerek para vermeden gittiğini, kendisi işi bıraktıktan sonra gerçekleştiği için mağdura silah çekilmesi olayını görmediğini,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık kollukta; olay gecesi tekel bayiinden alkol aldıktan sonra aracının benzini olmadığından belediye benzinliğine gittiğini, 2 Lira verip 5 Liralık benzin almak istediğini, mağdurun bunun mümkün olmadığını söylemesi sebebiyle aralarında ufak bir tartışma çıktığını, sonra da aracıyla oradan ayrıldığını, mağduru tehdit etmediğini, aracında kuru sıkı oyuncak tabanca olduğunu, ancak bu tabancayı olayda kullanmadığını, bu istasyondan devamlı veresiye benzin alıp parasını sonradan ödediğini, istasyona sadece 10 Lira borcu olduğunu,
    Savcılıkta ve sorguda; benzinlikle çalışan ve arkadaşı olan İbrahim"in, kendisine zaman zaman veresiye benzin verdiğini, aynı gün 4-5 saat önce de İbrahim"den veresiye benzin aldığını, benzin bitince tekrar benzinliğe gittiğinde İbrahim"i göremediğini, onun yerine daha önceden tanıdığı ancak samimiyetinin olmadığı mağduru gördüğünü, o anda üzerinde 20 Lira olduğunu, 15 Lirayı çocuğunun okul aidatı için ayırdığını, geri kalan paranın 2,5 Lirasını peşin vermek üzere toplam 5 Liralık veresiye benzin istediğini, ancak mağdurun veresiye benzin vermek istemediğini, bu nedenle tartışmaya başladıklarını, olay yerinde ismini bilmediği bir kişinin daha olduğunu, tartışırken tabancanın üzerinde olmadığını ve mağdura tabanca çekerek tehdit etmediğini,
    Kovuşturma aşamasında da; olaydan önce güvenlik amacıyla aracında kuru sıkı tabanca taşıdığını, olay günü mağdurun çalıştığı benzinliğe alkollü olarak gittiğini, üzerinde 5 Lira olduğunu zannedip benzin istediğini, ancak üzerinden bu kadar para çıkmadığını, bu nedenle mağdur ile tartıştıklarını ancak mağdura silah çekmediğini ve tehdit etmediğini,
    Savunmuştur.
    Uyuşmazlığın isabetli bir biçimde çözümlenmesi için tehdit ve yağma suçları üzerinde durulmalıdır.
    Tehdit suçu, TCK"nun 106. maddesinde, “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
    (2) Tehdidin;
    a) Silahla,
    b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
    c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    d)Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
    İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir” şeklinde düzenlenmiştir.
    Türk Dil Kurumu’nun Büyük Türkçe Sözlüğü’ne göre, “gözdağı verme” anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi, başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür.
    Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır. (MAJNO, C.II, s.127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C.II, s.517 ve 873)
    Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar 5237 sayılı TCK"nun 106. maddesinin gerekçesinde; “tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir” şeklinde açıklanmıştır.
    Maddenin uyuşmazlıkla ilgili ikinci fıkrasının (a) bendinde, suçun silahla işlenmesi nitelikli hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Tehdidin silahla işlenmesi mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırması, eylemin icrasını kolaylaştırması, tehdidin ciddiliğini göstermesi ve faile cesaret vermesi nedenlerinden dolayı kanun koyucu tarafından nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin silahlı olması yeterli olmayıp, tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın kullanılmış olması, silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılmış olması gerekmektedir. Bu durum, failin eline silah alıp mağdura doğru doğrultması şeklinde olabileceği gibi, failin belindeki silahı göstermesi şeklinde de olabilir.
    5237 sayılı TCK"nun 148. maddesinin 1. fıkrasında ise yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir.
    Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK"nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
    Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
    Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
    Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir.
    Yerleşmiş yargısal kararlarda da belirtildiği üzere, hırsızlık suçunda olduğu gibi, sahibinin rızası olmadan cebir ve tehdit ile bir şeyin kullanma amacı ile alınması halinde de yağma suçu oluşmaktadır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 13.04.2004 gün ve 59-93 sayılı kararında; "Sanıkların yanlarında yeterli para bulunmadığı halde, yakınanın yönetimindeki ticari taksiye binip Ankara içerisinde çeşitli yerlere gittikleri, daha sonra zorlama ile taksimetreyi kapatıp, yakınanı, kendilerini Sincan’a götürmesi hususunda bıçakla tehdit ettikleri sabittir. Sanıklar bu eylemleri ile yakınanın iradesinin dışında, ticari taksiyi karşılıksız kullanmak için teslime zorladıkları, bıçakla cebir-şiddet ve tehdit kullandıkları anlaşılmakla, yağma suçunun unsurlarının oluştuğu açıktır" sonucuna ulaşılmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Olay öncesinde farklı zamanlarda mağdurun çalıştığı benzin istasyonuna gelip bedelini sonradan ödeyeceğini söyleyerek az miktarlarda aldığı akaryakıt bedellerinin bir kısmını sonradan ödeyen ve yakalandığında üzerinde 15 Lira bulunduğu tespit edilen sanığın, olay gecesi istasyona gelerek benzin almak istediğini söylediği, mağdurun, benzin parasını ödeyip ödemeyeceğini sorduğunda "hayır" şeklinde cevap verdiği, mağdurun benzin vermeyeceğini söylemesi üzerine sanığın "sen kimsin, buranın Allah’ı mısın, sen necisin?" dediği, mağdurun ise "ben buranın sorumlusuyum" şeklinde cevap verdiği, ardından sanığın "seni kim görevlendirdi?" diye sorduğu, mağdurun "belediye başkanı görevlendirdi" şeklinde cevap vermesi üzerine sanığın belinden çıkardığı tabancayı mağdurun önce bacaklarına, sonra da kafasına dayayarak söylediği "seni burada öldürürüm, mesain bitince sana soracağım, hesabını keseceğim" şeklindeki sözlerin yanında, olay yerinde bulunan tanık Fatih"in kovuşturma aşamasında alınan ifadelerine göre mağdura "ben benzini zorla alırım, seni vururum" şeklinde sözler de söylediği, alarma basarak ihbarda bulunmak isteyen tanığa silahı doğrultup engel olmaya çalıştığı ve sonrasında da benzin alamadan istasyondan ayrıldığı olayda; aşamalarda benzer ve birbirini tamamlar nitelikteki mağdur ve tanık anlatımlarına göre, sanığın diğer zamanlarda da benzinliğe gelip çevrede kendisi hakkında oluşmuş korkutucu intibayı kullanarak çalışanlardan bedelsiz olarak benzin istemesi, olayın cereyan tarzı gözetildiğinde tabanca çekmek suretiyle ortaya konan tehdidin ücret ödemeden benzin alma amacıyla yapılması, ayrıca mağdurun sanığı cezadan kurtarmak için ifadesini değiştirmesine rağmen olay yerinde bulunan tanık Fatih"in görgüye dayalı istikrarlı beyanlarında belirttiği tehdit içerikli sözlerin “bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya” yönelik olması ve sanığın elverişli araçlarla icrai hareketlere başladığı halde mağdur tarafından kendisine benzin verilmemesi ile tanığın ihbarda bulunmak amacıyla iş yerindeki alarma basmaya çalışmasından kaynaklanan engel hal sebebiyle olay yerinden ayrılması karşısında, eyleminin nitelikli yağma suçuna teşebbüsü oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.

    Ayrıca, hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 140-85 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi karşısında, sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından, mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
    Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, sanığın eyleminin nitelikli yağma suçuna teşebbüsü oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2015/85 sayılı iptal kararı nazara alınarak yerel mahkemenin TCK"nun 53. maddesi ile ilgili uygulamasının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğundan, aleyhe yönelen temyiz olmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesine göre ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulması kaydıyla bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu üyesi; yerel mahkeme direnme hükmünün onanması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2014 gün ve 7-73 sayılı direnme hükmünün, sanığın eyleminin nitelikli yağma suçuna teşebbüsü oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2015/85 sayılı iptal kararı nazara alınarak yerel mahkemenin TCK"nun 53. maddesi ile ilgili uygulamasının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğundan, aleyhe yönelen temyiz olmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesine göre ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulması kaydıyla BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2017 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
    .



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi