4. Hukuk Dairesi 2020/3808 E. , 2021/750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 09/10/2012 gününde verilen dilekçe ile muvazaanın tespiti istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 22/09/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, taşınmaz satış sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkilinin, davalılardan ...... Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti"nde sigortalı olarak çalıştığını, 10/08/2012 tarihinde tazminatlı olarak işine son verildiğini, başka çalışanların da aynı zamanda işten çıkarıldığını, ancak davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile hakedişlerinin bir kısmının ödenmediğini, şirketin biriken borçları ve işçilerinin alacaklarından kurtulmak için şirkete ait Tuzla İlçesi, ... ve Vernik Organize Sanayi Bölgesinde yer alan 6617 ada, 10 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın muvazaalı olarak diğer davalı ..."ya satış suretiyle devir edildiğini ileri sürerek, davalılar arasında aktedilen satış işleminin muvazaalı olarak yapıldığının tespitine ve davacının işçilik alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... Şti. ve ... vekili; davacının alacağı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davacı ile davalının aralarında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, davacının alacağından sorumlu olmadığını, satışın gerçek olduğunu muvazaa bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın muvazaanın tespiti davası olduğu, davacının tespit davası değil muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davası açılması gerektiği, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının ve korunmaya değer bir yararının bulunmadığı, taşınmaz satışının davacının iş akdinin feshinden önce gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelemesinde; davacının işçilik alacaklarının tahsili talebinin yanı sıra davalı işveren şirkete ait ... ve Vernik Organize Sanayi Bölgesi, 6617 ada, 10 parselde kayıtlı taşınmazın diğer davalı ..."ya devrinin muvazaalı olduğunun tespitini talep ettiği, bu doğrultuda davasını İş Mahkemeleri nezdinde açtığı, İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi’nin 2013/1289 Esas 2014/147 Karar sayılı kararı ile muvazaalı işlemin tespiti talebi yönünden genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği ve bu görevsizlik kararı üzerine dosyanın eldeki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmaktadır.Yine davacının işçilik alacaklarına ilişkin talepleri yönünden ise, davanın kısmen kubulüne dair İstanbul Anadolu 22. İş Mahk 2013/746 Esas 2014/431 karar sayılı 17/06/2014 tarihli kararının Yargıtay incelemesinden geçerek 15/06/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Gerek İİK"nun 277 maddesine göre açılan tasarrufun iptali davalarında gerekse BK"nun 19. maddesine dayalı olarak açılan danışıklı işlemin iptaline ilişkin davada, asıl amaç alacağın tahsilini sağlamaktır. Nitekim tasarrufun iptali davalarında İİK.nın 283/1. maddesi doğrudan BK"na göre açılan davalarda kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerektiği Dairemizin ve Yargıtay"ın yerleşmiş görüşleri arasındadır. Öte yandan muvazaalı işlemin tespiti aslında muvazaaya dayalı işlemin iptalini de kapsamaktadır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında davalı ...... Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti ile diğer davalı ... arasındaki taşınmaz devrinin muvazaalı olduğunun tespitini istediğini belirtmiş ve dava dilekçesi içeriğinden, davanın davacı işçinin davalı işvereni ...... Kimya San. ve Tic. Ltd.Şti"den işçilik alacağının tahsilini sağlamaya yönelik açıldığı, bu alacağın tahsilini önlemek amacı ile dava konusu edilen taşınmazın muvazaalı olarak diğer davalıya devredildiğinin tespitini istediği, bu tespitteki amacın aslında muvazaalı işlemin iptali ile alacağın tahsilini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden de anlaşıldığı üzere işçilik alacaklarına ilişkin alacak davasından, muvazaa iddiası tefrik edilerek asliye hukuk mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır.
Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta maddi olayın taraflarca yanlış nitelendirilmesi hakimi bağlamaz. Hakim tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınarak, davanın, işçilik alacağının tahsiline yönelik BK"nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin olduğu ve böylece davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek öncelikle davacının, işçilik alacağının kesinleşip kesinleşmediği veya takibe konulup konulmadığı tespit edilerek, alacağın varlığının tespiti halinde ise muvazaa koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.