3. Hukuk Dairesi 2016/20487 E. , 2017/8910 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; Müvekkilinin davalıların annesi olduğunu, kızı ... ile birlikte yaşadığını, 82 yaşında ve hasta olduğunu, geliri bulunmadığını, muhtaç durumda olduğu halde ekonomik durumları iyi olan davalıların yardımcı olmadıklarını, bu nedenle her bir davalıdan aylık 400,00"er TL yardım nafakasının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; Davacının kızı ..."in yanında kaldığını, kendisinin teklif etmesine rağmen yanına gelmediğini, davacının kendi sigortasından yararlandığını, yanında kaldığı kızının da davacıdan dolayı bakım parası olarak 950,00 TL aldığını, mirasçılar olarak babalarından kalan yerleri paylaştırdıklarında davacıya da yer kaldığını, bu yeri davacının kızının sattığını, ekonomik olarak yardım yapacak durumunun olmadığını; Davalı ... ise babasının 1995 yılında vefat ettiğini, 1996 yılında tarlaları paylaştırdıklarını, davacı annelerinin sıkıntı yaşamasın diye kendisine hakkından fazlası olarak 12 dönümlük bir tarla ve ayrıca bir miktar para verdiklerini, 2008 yılına kadar annesine baktığını, tarlayı da 2015 yılına kadar kızkardeşi Nuray"ın kullandığını, 2008 yılından beri annelerinin Nuray"ın yanında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı lehine dava tarihinden itibaren aylık 200,00 TL yardım nafakası takdirine, 100,00 TL"sinin davalı ..."den, 100,00 TL"sinin de davalı ..."den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yardım nafakası talebine ilişkindir.
TMK."nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür".
TMK."nun 365/2 maddesinde; "dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almaktadır.
./..
-2-
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Somut olayda, davacı annenin 1933 doğumlu, yaşlı ve hasta olduğu, geçimini birlikte oturduğu kızı ..."in sağladığı; Davalı ... "in 4/A emeklisi olup yaşlılık aylığı almakta olduğu, emeklilik maaşının 1.300 TL civarında olup kendisine ait evde yaşadığı, üzerine kayıtlı 2 dönüm arsasının bulunduğu, diğer davalı ... "in ise 4/A emeklisi olup yaşlılık aylığı almakta olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği yaşlı ve hasta olan davacının kişisel gereksinim ile ihtiyaçları nazara alınarak; TMK"nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun daha yüksek miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile davacı lehine az miktar nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.