Davacı, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptaliyle, yeniden ölüm aylığı bağlanmasına ve ödenmeyen 2005 yılı Eylül ve Ekim aylarına ait toplam 762.30-YTL ölüm aylığının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Vakfın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının Türkiye Garanti Bankası A.Ş. vekili memur müstahdemleri emekli ve yardım sandığı vakfından emekli maaşı alan babasının 7.1.1990 tarihinde ölümü üzerine bağlanan ölüm aylığını almakta iken 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarıyla birlikte 1.10.1996 tarihinden emekli olmasıyla ölüm aylığının kesilmesine ilişkin işlemin yerinde olmadığından iptali ile davacıya yeniden ölüm aylığı bağlanması ve ödenmeyen 762,30-YTL 2005 Eylül ayı ölüm aylığının dava tarihinden itibaren faizi ile ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne verilmiş ise de bu sonuç usule ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Yapılan incelemede davacının babası R.B.’ın 1.1.1979 tarihinde Osmanlı Bankası nezdinde kurulmuş olan vakıftan emekli olduğu, emekli maaşı almakta iken 7.1.1990 tarihinde öldüğü, davalı Vakıfça davacının 17.1.1990 tarihinde ölüm aylığı bağlanması talebi kabul edilerek 1.4.1990 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, bu vakfın 20.11.2002 tarihinde davalı vakfa devredilmesi üzerine davacının 20.11.2002 tarihinden Eylül 2005 tarihine kadar davalı vakıftan ölüm aylığı aldığı, 17.1.1990 tarihli yetim aylığı istek taahhütnamesinde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşunda çalışmadığını, sosyal güvenlik kuruluşlarından kendi çalışması nedeniyle gelir ve aylık alması halinde durumu Vakfa bildireceğini beyan ve taahhüt ettiği, ancak aylığının bağlanmasından sonra 1.8.1990-30.9.1990 tarihleri arasında SGK’na tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığı ve bu kurumdan 1.10.1996 tarihinden itibaren kendi çalışması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlandığı ve durumu Vakfa bildimediği görülmüştür.
Davacıya ölüm aylığının bağlandığı 1.4.1990 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 68/1-C-b maddesinde ölen sigortalının yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir ve aylık almayan kız çocuklarının her birine ölüm aylığı bağlanamayacağı, davacıya SGK’ca kendi çalışmasından dolayı yaşlılık aylığının bağlandığı 1.10.1996 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 68/Vl. maddesinde ise kız çocuklarına bağlanan aylıkların Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden devrebaşından itibaren kesileceği bildirilmiş, 6.8.2003 günlü 4958 sayılı Yasa’nın 35. maddesiyle 506 sayılı Yasa’nın 68/Vl. maddesine “çalışmaya” kelimesinden sonra gelmek üzere “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi eklenmiş, 2.7.2005 tarih 5386 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen ve 3.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 91. maddesinde ise 6.8.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir ve aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınamayacağı, buralardan yukarıda belirtilen haller haricinde nedenlerle gelir ve aylıkları kesilen veya durdurulan kız çocuklarının gelir ve aylıklarının kesme veya durdurma tarihi itibariyle talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılacağı bildirilmiştir.
Somut olayda davalı Sandıkça davacının ölüm aylığının bağlanmasından sonra 1.10.1996 tarihinden itibaren SGK’dan kendi çalışmasından dolayı yaşlılık aylığı aldığının öğrenilmesi üzerine Eylül 2005 tarihinde ölüm aylığı kesilerek 1.12.2002-28.2.2005 tarihleri arasında davalı vakıfça ödenen ölüm aylıkları nedeniyle davacıya 11.896.42-YTL borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında hüküm tarihinden önce 3.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 506 sayılı Yasa"nın Geçici 91. maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yasa koyucunun iradesinin 6.8.2003 tarihinden önce ölüm aylığı bağlanan kız çocuklarından sosyal güvenlik kurumlarından kendi çalışması nedeniyle gelir ve aylık alanların ölüm aylığının 6.8.2003 tarihi itibariyle kesileceği yönünde olduğu 2.7.2005 tarihli 5386 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa"ya eklenen Geçici 91. maddesinde kazanılmış hakları korumak için yaptığı düzenlemede de sosyal güvenlik kuruluşlarından kendi çalışması nedeniyle aylık ve gelir alanları bu düzenlemenin dışında tutmasından anlaşılmaktadır.
Mahkemece ihtilafın 3.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 506 sayılı Yasa"nın Geçici 91. maddesi gözetilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.