Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 1.044,68 YTL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.07.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat K.G.A. ile karşı taraf vekili Avukat C.K. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; 20.07.2006 tarihinde iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünü %59,00 oranında kaybeden sigortalının hak sahiplerinin maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, sigortalının asgari ücret düzeyindeki ücretle çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sigortalının, iş kazası sonucu meslekte kazanma gücünü kaybetmesi nedeniyle uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun aidiyeti ve oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Somut olayda 22.11.2007 tarihli hesap bilirkişi raporunda “1.Şıkta” imzalı bordrolara göre davacının asgari ücretle çalıştığı kabul edilerek buna işyerinden verilen yemek yardımı eklenmek suretiyle belirlenen kazanca göre aktif devre zararının, taban yaşlılık aylığı esas alınmak suretiyle de pasif dönem zararının hesaplandığı ve raporun bu bölümünün davacının maddi tazminatının belirlenmesinde esas alındığı görülmektedir.
Olayla ilgili S.S.K. müfettişi tarafından düzenlenen tahkikat raporunda ve işverence düzenlenen imzalı ücret bordrolarında sigortalının ücreti asgari ücret olarak görülmektedir. Davacı 13.11.2006 tarihli dava dilekçesinde ve 26.12.2007 tarihli ıslah dilekçesinde davacının aylık net 800,00YTL ücretinin olduğunu ve yemek yardımı yapıldığını ileri sürmüş, tanıklarda davacı iddiasını doğrular mahiyette beyanda bulunmuşlardır. Bu duruma göre hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde davacılar murisinin ücretinin belirlendikten sonra tazminat hesabının yapıldığından söz edilemeyeceği açıktır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay"ın yerleşmiş görüşlerindendir. Sigortalının aynı işyerinde 8 seneye yakın bir süredir çalıştığı ve metal işleme ve metal eşya (Yedek parça) üretimi yapılan iş yerinde usta bir işçi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş metal enjeksiyon makinesinde çalışan tecrübeli bir işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun olup olmadığı, davacının ücrete ilişkin iddiaları, tanık beyanları dikkate alınarak, ilgili meslek odasından metal enjeksiyon makinesinde çalışan tecrübeli bir işçinin olay tarihinden hüküm tarihine kadar günlük veya aylık net ücretini sormak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek davacının gerçek ücreti tespit edildikten sonra, davacının maddi zararını bilirkişiye yeniden hesaplattırmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 550.00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.