Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 22.6.1992-18.9.2002 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıya ait işyerinde 22.06.1992-18.09.2002 tarihleri arasında geçen ve SSK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu dönemde sürekli çalıştığından davacının eksik bildirilen günlerin tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbiti davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda; davacının davalı işyerinde 02.05.1998 tarihinde işe girişi,15.08.1999 tarihinde çıkışı, 19.11.1999 tarihinde işe girişi,20.09.2002 tarihinde çıkışı olan bu dönemlerin aralarında çalışmaları kısmi ve kesintili olarak bildirilmiştir.Davacının SSK dan gelen şahsi dosyasında imzalı işe giriş bildirgeleri yoktur ancak işverenden gelen belgeler içinde bulmaktadır. Tüm tesbit dönemine yönelik imzalı ücret bordroları işverenden istenmemiştir. Dinlenen bordro tanık beyanları ile sonuca gidildiğinden toplanan deliler hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle 02.05.1998 ve 19.11.1999 tarihli davacının imzasını taşıyan işe giriş bildirgelerini davalı Kurumdan istemek, imzalarının davacıya ait olduğu davacı tarafından kabul edilir veya inceleme sonucu anlaşılırsa bu işe giriş bildirgelerinin davacıyı bağlayacağından 02.05.1998 tarihi öncesi dönemin hak düşürücü süreye uğrayacağını düşünmek, İşe giriş bildirge imzaları davacıya ait değilse davacının tesbitini istediği ve eksik incelemeye konu olan 22.06.1992-18.09.2002 tarihleri arası, işe giriş bildirge imzalarının davacıya ait olması halinde 02.05.1998 tarihinden sonrası döneme ait işverenden imzalı ücret bordroları istemek, davacının imzasını içeren ve imzaların davacıya ait olduğu belirlenen dönemlerde imzalı ücret bordrolarındaki süreler kadar, imzalı ücret bordrosu olmayan dönemlerde de dosyada dinlenen bordro tanık beyanlarını esas almak , tüm delilleri toplanmak, sonra bir arada değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan K. Giyim San.Tic.Ltd.Şti"ye iadesine, 10.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.