Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/10147
Karar No: 2017/2140
Karar Tarihi: 14.03.2017

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/10147 Esas 2017/2140 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2015/10147 E.  ,  2017/2140 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    Dava, 01.01.2004-31.12.2012 tarihleri arasında yapılan sağlık giderlerinin tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dava dosyası incelendiğinde, davacının, 01.10.1993-30.04.2002 tarihleri arasındaki sigortalı hizmetlerinin iptal edildiği, davacının 26.02.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunda, 01.05.1988-31.10.2009 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında 3405 gün sigortalı hizmetinin bulunduğu, davacının, dava dışı ... adlı işverenin işyerinden yapılan bildirimlerinin iptal edilerek yersiz yapılan sağlık harcamalarının tahsili yönünden, işveren tarafından açılan davada ... 7. İş Mahkemesinin 2009/69 Esas 2009/61 K. Sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 30.11.2002-10.06.2004 döneminde yapılan tedavi nedeniyle ilgili sağlık kuruluşuna ödenen tedavi giderinin tahsili için açılan davada mahkemece verilen kabul kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi sonrası açılan işbu davada, 2004-2012 yılları arasında yapılan tedavi giderlerinin istenildiği, mahkemece, davacının 10.02.2010 tarihine kadar tedavilerinin kurum tarafından karşılandığı, yaşlılık aylığının bağlanacağı 01.06.2010 tarihine kadar sağlık sigortası kapsamında herhangi bir çalışmasının olmadığı, en erken aylık kazanacağı 01.06.2010 tarihi ile 31.12.2012 tarihleri arasındaki sağlık harcamalarını kurumdan talep hakkı bulunduğundan bahisle davanın kabulüne karar verildiği, davacının 2011/Mart dönemi sonrası yönünden tedavi aldığı ancak buna ilişkin yapılan ödemelere dair faturaların dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Söz konusu alacağa hükmedilebilmek için öncelikli olarak çözümlenmesi gereken husus, davacının, dava dışı işveren yanında geçen bir kısım çalışmalarının gerçek olup olmadığı ile buna ilişkin olarak tahsise hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir. Zira, bu çalışmaların gerçek olması durumunda tahsis talebi irdelenecek ve tahsise hak kazanması durumunda, gerek sigortalı çalıştığı dönemler ve gerekse de tahsise hak kazandığı tarihten itibaren yapmış olduğu sağlık giderlerini mevzuat çerçevesinde isteyebilecektir.
    Tespitler kısmında da değinildiği üzere, davacının dava dışı işveren yanındaki 01.10.1993-2009/4 dönemleri arasındaki hizmetinin bir kısmının (01.10.1993-30.04.2002) davalı kurum tarafından kabul edilmediği ve bu nedenle yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli gün sayısının bulunmadığı sabit olup, mahkemece, her ne kadar davacının en erken 01.06.2010 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanacağına dair tespit yapılmış ise de, bu hususta açılmış bir dava olmadığı gibi, söz konusu hizmetlerin iptaline dair Kurum işleminin iptaline karar verildiğine dair bir tespit hükmünün de bulunmadığı belirgindir. O halde mahkemece, davacının 01.10.1993-2009/4 dönemleri arası yönünden davalı Kurumca kabul edilmeyen süreler için hizmet tespiti ve devamında tahsis yönünden dava açması için davacıya süre verilerek, bu hususun bekletici sorun yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
    Kabule göre de, dava konusu alacağa ilişkin 2011/Mart dönemi sonrasına ilişkin faturalarda ikmal edildikten sonra davacı alacağı belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
    Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi