
Esas No: 2014/197
Karar No: 2017/234
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/197 Esas 2017/234 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 01.03.2010
Sayısı : 724-186
Hırsızlık suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık ..."in eyleminin suç eşyasının satın alınması suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK"nun 165/1 ve 52. maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 3.600 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2010 gün ve 724-186 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 14.11.2013 gün ve 21289-33830 sayı ile;
"Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK"dan temel ceza belirlenip, belirlenen bu cezanın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 647 sayılı yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.01.2014 gün ve 199247 sayı ile;
"...Suç tarihi itibarıyla 647 sayılı Kanunun 6. maddesinin uygulanmasına imkân bulunmamaktadır. Ancak hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiştir. Burada devreye aleyhe bozma yasağı girmektedir. 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca 5 yıllık deneme süresi yerel mahkemenin karar tarihi itibarıyla başlamıştır. Yani 01.03.2013 tarihinden itibaren süre işlemeye başlamıştır. 01.03.2018 tarihinde deneme süresi sona erecek ve ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacaktır. Yüksek Dairenin bozması üzerine ise mahkeme TCK"nun 51. maddesine göre erteleme yapacak, bir deneme süresi belirleyecek, hüküm temyiz edilirse yeniden incelenecek, kesinleşmeden itibaren deneme süresi içerisinde suç işlerse erteleme ortadan kalkacak, bu durum da sanığın aleyhine olacaktır.
Bu nedenle Yüksek Daire tarafından "5237 sayılı TCK"dan temel ceza belirlenip belirlenen bu cezanın suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi" isabetsizliğine işaret edilmek suretiyle hükmün eleştirilerek onanması gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nun 308/3. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 20.02.2014 gün ve 1831-5589 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Suçun sübutuna ve nitelendirilmesine ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde, dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda; Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; aleyhe temyiz bulunmayan davada, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesi yerine suç tarihinde yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesinin kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı, kazanılmış hak oluşturduğunun kabulü halinde ise eleştiri ile yetinilerek onama mı, yoksa sonuçları itibarıyla kazanılmış hak korunarak bozma kararı mı verilmesi gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Şikâyetçinin, 14.02.2009 günü geceleyin ikâmetinin önüne kilitleyerek park ettiği motosikletinin çalındığı, soruşturma sırasında suça konu motosikleti kullanırken yakalanan sanık hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı, savunmalarında suçu kabul etmeyerek motosikleti tanımadığı bir şahıstan satın aldığını söyleyen sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK"nun 165/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 3600,00 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmolunan hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkların ayrı ayrı ele alınmasında yarar bulunmaktadır.
I- Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesi yerine suç tarihinde yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesinin kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı;
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için 647 sayılı Kanun ve 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK"nun ertelemeye ilişkin hükümlerinin incelenmesi gerekmektedir.
“Cezaların ertelenmesi” başlığını taşıyan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi;
“Adliye mahkemelerince para cezasından başka bir ceza ile mahkûm olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya bir yıla kadar (bir yıl dahil) ağır hapis veya iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis veya hafif hapis cezalarından biriyle mahkûm olur ve geçmişteki hali ve suç işleme hususunda eğilimine göre cezanın ertelenmesi ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır.
Suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olanlar ile 65 yaşını ikmal etmiş bulunanların mahkûm oldukları ağır hapis cezası iki yıldan, hapis veya hafif hapis cezası üç yıldan fazla olmadığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanabilir...”,
765 sayılı Türk Ceza Kanunun 94. maddesi;
“Cezası tecil edilen mahkûm hazır ise mahkemenin reisi cezanın tecil edildiğini tefhim ettikten sonra yeniden bir suç işlediği takdirde 95 inci madde hükmü dairesinde tecil olunan ceza çektirilmekle beraber sonraki cürüm cezasının dahi şartlarına muvafık olduğu takdirde, tekerrürden dolayı artırılacağını kendisine ihtar eder”,
Aynı Kanunun 95. maddesi ise;
“I- Kabahat ile mahkûm olan kimse hüküm tarihinden itibaren bir sene içinde bir cürümden veya evvelki hükmün verildiği mahaldeki Asliye mahkemesinin kazası dairesinde diğer bir kabahatten dolayı aynı cinsten veya daha ağır bir cezaya,
II- Cürüm ile mahkûm olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkûm olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkûmiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur”
Şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi 647 sayılı Kanunun 6. maddesi ile daha önce para cezasından başka bir ceza ile mahkûm olmayan sanığın "...geçmişteki hali ve suç işleme hususundaki eğilimine" göre cezasının ertelenmesinin ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı yönünde mahkemeye kanaat gelmesi halinde erteleme kararı verilebilecek olup 647 sayılı Kanunun 6. maddesi ile getirilen bu düzenleme, erteleme gerekçesini sadece sanığın suç işlemeye yönelip yönelmeyeceğine ilişkin şahsi halinin değerlendirilmesine dayandırmıştır. Ertelemeye karar verilmesi halinde hüküm tarihinden itibaren 765 sayılı TCK"nun 95. maddesi uyarınca kabahatlerde bir, cürümlerde beş yıllık süre içerisinde suç işlenmemesi halinde mahkûmiyet esasen vaki olmamış sayılacak, belirtilen süreler içerisinde suç işlenmesi halinde ise ertelenmiş ceza da sanığa çektirilecektir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51. maddesinde ise;
“(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
Gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverilir.
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,
Mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır." hükümleri öngörülmüştür.
Buna göre, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olanlar bakımından ise bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, hükmolunan hapis cezası ertelenen kişi hakkında belirli bir denetim süresinin belirlenmesi zorunludur. Bu süre bir yıldan az ve üç yıldan fazla olamayacaktır. Yine belirlenecek sürenin alt sınırı mahkûm olunan ceza süresinden de az olmamalıdır.
Mahkeme tarafından denetim süresi içinde hükümlünün;
a) Bir meslek veya sanat sahibi değilse, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi ise, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) On sekiz yaşından küçükse, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,
Karar verilebilir.
Yine mahkemece denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilebileceği gibi hükümlünün kişiliği ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden veya uzman kişi görevlendirilmeden geçirilmesine de karar verilebilir.
Hükümlünün denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirmesi hâlinde cezası infaz edilmiş sayılacak, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde ise ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.
Görüldüğü gibi 647 sayılı Kanunun 6. maddesinde düzenlenen erteleme kurumu ile 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesinde düzenlenen erteleme kurumu arasında uygulanma koşulları ve hukuksal sonuçları bakımından oldukça büyük farklılıklar bulunmakta olup özetle;
Mahkemenin sanığın suç işlemeyeceği hususundaki kanaatinin, 647 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince geçmişteki hali ve suç işleme hususundaki eğilimine, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesi uyarınca ise, sanığın suç işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığa dayanması gerekmektedir. Erteleme için, 647 sayılı Kanunun 6. maddesinde daha önce para cezası dışında bir cezaya mahkûm edilmemiş şartı bulunurken, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesinde, kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olma koşulu aranmıştır. Hükmedilen cezanın 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesi durumunda, 765 sayılı TCK"nun 95/2. maddesine göre, sanığın, hüküm tarihinden itibaren beş yıl içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı önceki verilen ceza türünden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkûm olmaması halinde, cezası tecil edilmiş olan mahkûmiyeti esasen vaki olmamış sayılacak, aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı infaz edilecek, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesi uyarınca ertelenmesi halinde ise denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirilmiş olması durumunda ceza infaz edilmiş sayılacaktır. 647 sayılı Kanunun 6. maddesi doğurduğu hukuksal sonuçlar bakımından, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesinde düzenlenen erteleme kurumundan tamamen farklı ve bazı durumlarda sanık lehinedir.
Bununla birlikte, suç hangi kanunun yürürlüğü zamanında işlenmişse, kural olarak o kanunun hükümlerine tâbidir. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, sanığın lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Buna karşılık yeni kanun zamanında işlenen suçlara eski kanun hükmünün, lehe de olsa uygulanması mümkün değildir. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler, Ankara, 2016, s. 71 )
Diğer taraftan, 5271 sayılı CMK’nun 307/4. maddesinde yer alan “aleyhe değiştirme yasağı” 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326. maddesinin son fıkrasında; “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz” biçiminde düzenlenmiştir.
Buna göre, ceza hukukunda genel anlamda bir “kazanılmış hak” kavramından bahsedilemez. Ancak, 1412 sayılı CMUK’nun 326. maddenin son fıkrası uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek bir “cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi”, “Reformatio in pejus” veya “aleyhte düzeltme yasağı”nın söz konusu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Kanundaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza miktarı ile sınırlı olacak, sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, lehe bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonuç, önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı TCK"nun 165. maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 3600 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının suç tarihinde yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilen ve aleyhe temyiz bulunmayan olayda, sanığın hüküm tarihinden itibaren beş yıl içinde başka bir suç işlememesi halinde ertelenen mahkûmiyetinin vaki olmamış sayılacağı; 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesi uyarınca hükmedilen cezanın ertelenmesi halinde ise; bir yıl ile üç yıl arasında belirlenecek denetim süresinin, suç işlemeden geçirilmesi durumunda cezası infaz edilmiş olarak kabul edileceğinden, hapis cezasının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması veya infaz edilmiş sayılması bakımından sonuçları itibarıyla kazanılmış hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca yapılan ertelemenin kazanılmış hak oluşturmayacağı" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
II-Birinci uyuşmazlık konusunun bu şekilde çözümlenmesinden sonra bu hususta eleştiri ile yetinilerek onama mı, yoksa sonuçları itibarıyla kazanılmış hak korunarak bozma kararı mı verilmesi gerektiğinin değerlendirilmesine gelince;
Yerel mahkemece, bozma sonrası devam olunacak yargılama sonucunda, sanık hakkında hükmedilen 6 ay hapis cezasının, 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesine göre ertelenmesine ve bir denetim süresi belirlenmesine karar verilecek, bununla birlikte bozma öncesi ilk hükümde, 647 sayılı Kanunun 6. maddesine göre erteleme yapılmış olduğundan kazanılmış hak kapsamında ileride doğacak sonuçlar gözetilerek bir değerlendirme yapılacaktır.
765 sayılı TCK"nun 95. maddesi uyarınca sanığın, hüküm tarihinden itibaren beş yıllık süre içinde kasıtlı bir suç işlememesi hâlinde 647 sayılı Kanunun 6. maddesine göre yapılan ertelemenin hukuki sonucu olarak mahkûmiyet vaki olmamış sayılacaktır.
TCK"nun 51. maddesine göre, bir yıl ile üç yıl arasında belirlenecek denetim süresi içinde sanığın kasıtlı suç işlemesi veya yükümlülüklere hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde, hapis cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecek, denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirmesi halinde ise cezası infaz edilmiş sayılacaktır.
Bu ahvalde;
Sanığın, TCK"nun 51. maddesi gereğince belirlenen denetim süresi geçtikten sonra ve fakat 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca hüküm tarihinden itibaren beş yıllık süre dolmadan yeni bir kasıtlı suç işlemesi ve bu suçtan hapis cezası ile mahkûm olması halinde; sonuçları itibarıyla TCK"nun 51. maddesi lehe kabul edilecektir. Zira sanık hakkındaki ceza TCK"nun 51. maddesine göre infaz edilmiş sayılacak, sanık 647 sayılı Kanun gereğince cezanın infaz edilmesi durumu ile karşılaşmayacaktır.
Sanığın, hüküm tarihinden itibaren beş yıllık süre geçmeksizin ve TCK"nun 51/3. maddesi gereğince belirlenen denetim süresi içerisinde başka bir anlatımla, her iki kanundaki süreleri kapsayacak bir zaman diliminde yeni bir suç işlemesi halinde ise; lehe kanunun belirlenmesi mahkemece yapılacak değerlendirme sonucu ortaya çıkacaktır. Zira TCK"nun 51/7. maddesi, 647 sayılı Kanunun 6. maddesine göre cezanın infazı bakımından daha farklı ve özel düzenlemeler içermektedir.
Sonuç olarak; yerel mahkemece, TCK"nun 51. maddesine göre erteleme kararı verilmesi ve hapis cezası ertelenen sanık hakkında bir yıl ile üç yıl arasında bir denetim süresinin belirlenmesi zorunlu olduğundan, "delillerle yüz yüzelik ilkesi" uyarınca da denetim süresinin yerel mahkeme tarafından belirlenecek olması nedeniyle hükümde yer alan “hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesi” ibaresinin çıkarılarak, yerine “hapis cezasının 5237 sayılı TCK"nun 51. maddesi uyarınca ertelenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanması ya da "yürürlükte olmayan 647 sayılı Kanunun 6. maddesine göre erteleme kararı verilmesi" eleştirisiyle onanması mümkün değildir. Bu nedenle Özel Dairece verilen bozma kararı yerinde olmakla birlikte, aleyhe temyiz bulunmaması dikkate alındığında, sanığın ileride doğacak sonuçları itibarıyla kazanılmış hakkının korunacağı ilkesine bağlı kalınarak hükmün bozulması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Dairece verilen bozma kararının son kısmına; "1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesine göre ileride doğacak sonuçları itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla" ibaresinin ilave edilmesine karar verilmelidir.
Bu uyuşmazlık konusunda da çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; "İtirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle,
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE,
2-Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 14.11.2013 gün ve 21289-33830 sayılı bozma kararının son kısmına "1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesine göre ileride doğacak sonuçları itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla" ibaresinin İLAVE EDİLMESİNE,
3-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, birinci uyuşmazlık yönünden 04.04.2017 tarihinde yapılan ilk müzakerede oyçokluğuyla; ikinci uyuşmazlık yönünden ise ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 18.04.2017 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.