Ceza Genel Kurulu 2017/176 E. , 2017/235 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 17. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 06.06.2016
Sayısı : 321-524
Sanık ..."nın, hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK"nun 142/2-h ve 53. maddeleri uyarınca beş kez 6 yıl hapis; hırsızlık suçuna teşebbüsten ise aynı Kanunun 142/2-h, 35 ve 53. maddeleri uyarınca iki kez 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.07.2015 gün ve 305-554 sayılı hükmün, sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 22. Ceza Dairesince 31.03.2016 gün ve 19146-4841 sayı ile;
"Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın çaldığı ayakkabıların ikinci el değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek, sonucuna göre sanık hakkında TCK"nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeyerek, "sanığın ayakkabı hırsızlamaya yönelen kastının yaygın ve ne bulduysa almaya yönelik olduğu anlaşıldığından ayakkabıların değerinin az olarak kabul olunmadığı" belirtilmek suretiyle yetersiz gerekçeyle sanık hakkında, anılan kanun maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
2-Sanığın hırsızlık eylemlerini geceden sayılan zaman dilimi içerisinde işlemiş olduğu anlaşılmakla, hakkında TCK"nın 143. maddesinin uygulanmaması,
3-Anayasa Mahkemesi"nin karar tarihinden sonra 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK"nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının infazda gözetilmesinde zorunluluk bulunması" nedenlerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 06.06.2016 gün ve 321-524 sayı ile;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/13-850 Esas 2015/128 Karar sayılı 28.04.2015 tarihli hükmünde de izah olunduğu üzere, TCK"nun 145. maddesinde yer alan değer azlığı ibaresinde Yargıtay 6. Ceza Dairesinin "daha çoğunu alabilme olanağı var iken yalnızca gereksinimi kadar ve değeri az olan şeyi alma" şeklindeki görüşünün yanı sıra maddenin değiştiriliş biçimi, ilk şekli değerlendirildiğinde hırsızlık suçunun konusunun değerinin azlığının temel alındığı anlaşılmaktadır. Değer azlığından ne anlaşılması gerektiği ise rakamsal olarak sınırlandırılmamış ve açıkça tanımlanmamış olmakla hakime yargılama konusu olayda bu hususun takdir ve değerlendirilmesi yetkisi tanındığı belirlenmektedir.
Hakim suçun işleniş biçimi ve özellikleri göz önünde bulundurarak cezada indirim yapabileceği gibi ceza vermekten vazgeçebilecektir. Hakim bu değerlendirmeleri yaparken somut olayda suçun işleniş şeklini, mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yeri ve zamanı dikkate alarak TCK"nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı şekilde ceza adaletini sağlamalıdır. Anlaşıldığı üzere yasa koyucunun TCK"nun 145. maddesinde getirdiği sistem salt malın değerinin objektif ölçülerle belirlenmesine yönelik olmayıp, olayın özelliği, mağdurun konumu, sanığın kişiliği, suçun işleniş şekli, meydana gelen haksızlığa sanığı iten etkenler ve bu haksızlığın mağdurlar üzerindeki etkileri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Eldeki olayda; sanığın mahkememizde yargılamaya konu edilen 8 müştekiye ait 7 farklı adresteki bina niteliğindeki apartmanlara girmek suretiye kapı önlerindeki ayakkabıların tamamını aldığı, eylemi birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiği, sanığın geçimini hafta sonları tezgah açarak, ayakkabı satarak elde ettiğini ifade etmesi, sanık hakkında İstanbul Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinde benzer şekilde 18 müştekinin farklı adreslerinden kapı önündeki ayakkabıları hırsızladığı iddiasıyla dava açıldığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında da izah olunduğu üzere hakkında hırsızlık suçundan pek çok kez işlem yapılan, ne bulduysa alma kastıyla hareket eden sanığın dosyaya yansıyan kişilik yapısı, benzer eylemleri icraya yatkınlığı, suçu işleyiş biçimi değerlendirildiğinde başlı başına ayakkabıların ikinci el değerinin bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmesinin sonuca etkili olmayacağı, ayakkabıların değerlerinin cüzi rakamlar (30,40,50 vb) olduğu kabul olunsa bile TCK"nun 145 maddesi anlamında yukarıda sayılan, sanığa ve suçun işleniş özelliklerine ilişkin değerlendirmeler ve sanığın geçimini bu şekilde ayakkabı satmak suretiyle temin etmesi karşısında suç konusunun değerinin az olduğu kabul olunamayacaktır. Kaldı ki, müştekilerden Seyit ve ... kendilerine ait ayakkabıların değerlerinin en az 1200 Lira olduğunu, müşteki ... hırsızlanan iki ayakkabısını iki hafta önce 220 Liraya aldığını, müşteki ... ayakkabısının 100 Lira ederinde olduğunu, müşteki ... ayakkabılarının 250 Lira ederinde olduğunu ifade etmişlerdir.
Bu nedenle bozma ilamının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Yine bu husus mahkememiz kararı doğrultusunda kabul olunduğunda bozma ilamının (2) nolu bendi önceki hükmü temyiz edenlerinin sıfatlarına ve temyizlerinin içeriklerine nazaran eleştiri kapsamında kalabilecektir. Ayrıca dosya kapsamında sanığın yakalandığı zaman diliminin tutanaklardan suç tarihinde saat 20.00 dolaylarında olduğu belirlenmiş ve müştekiler ..., ... ve ..."ın saat 20.00 sıralarında, müşteki ..."ın saat 19.30 sıralarında, ..."ın saat 22.15 sıralarında ayakkabılarının alındığını fark ettiklerini ifade ettikleri, hırsızlık eylemlerinin kesin olarak saatinin belirlenemediği, suç tarihinde Ümraniye İlçesinde güneşin saat 18.23"de battığı bilinmekle şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği değerlendirilmiştir." şeklindeki gerekçe ile önceki hüküm gibi karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2016 gün ve 296634 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nun 307. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 17. Ceza Dairesince 16.02.2017 gün 19729-1813 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanık hakkında her bir olay yönünden,
1- TCK"nun 145. maddesinin uygulanması yönünden eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı,
2- TCK"nun 143. maddesinin uygulanma şartlarının mevcut olup olmadığı,
3- TCK"nun 53. maddesi ile yapılan uygulamaların isabetli olup olmadığı,
Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, (1) nolu uyuşmazlık yönünden, yerel mahkeme kararının "yeni hüküm" niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,
c) Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece ilk hükümde, “sanığın ayakkabı hırsızlamaya yönelen kastının yaygın ve ne bulduysa almaya yönelik olduğu anlaşıldığından ve ayakkabıların değeri az olarak kabul edilemeyeceğinden, sanık hakkında TCK"nun 145. maddesinin uygulanmamasına” karar verilmiş iken, Özel Dairece ilk hükmün başkaca bozma sebepleri yanında; "Sanığın çaldığı ayakkabıların ikinci el değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek, sonucuna göre sanık hakkında TCK"nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeyerek, "sanığın ayakkabı hırsızlamaya yönelen kastının yaygın ve ne bulduysa almaya yönelik olduğu anlaşıldığından ayakkabıların değeri az olarak kabul olunmadığı" belirtilmek suretiyle yetersiz gerekçeyle sanık hakkında, anılan kanun maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi" nedeniyle bozulmasından sonra, yerel mahkemece bu kez önceki kararda yer almayan; "...Hakim suçun işleniş biçimi ve özelliklerini göz önünde bulundurarak cezada indirim yapabileceği gibi ceza vermekten vazgeçebilecektir. Hakim bu değerlendirmeleri yaparken somut olayda suçun işleniş şeklini, mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yeri ve zamanı dikkate alarak TCK"nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı şekilde ceza adaletini sağlamalıdır. Anlaşıldığı üzere yasa koyucunun TCK"nun 145. maddesinde getirdiği sistem salt malın değerinin objektif ölçülerle belirlenmesine yönelik olmayıp, olayın özelliği, mağdurun konumu, sanığın kişiliği, suçun işleniş şekli, meydana gelen haksızlığa sanığı iten etkenler ve bu haksızlığın mağdurlar üzerindeki etkileri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. ...Hakkında hırsızlık suçundan pek çok kez işlem yapılan, ne bulduysa alma kastıyla hareket eden sanığın dosyaya yansıyan kişilik yapısı, benzer eylemleri icraya yatkınlığı, suçu işleyiş biçimi değerlendirildiğinde başlı başına ayakkabıların ikinci el değerinin bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmesinin sonuca etkili olmayacağı, ayakkabıların değerlerinin cüzi rakamlar (30,40,50 vb) olduğu kabul olunsa bile TCK"nun 145 maddesi anlamında sanığa ve suçun işleniş özelliklerine ilişkin değerlendirmeler ve sanığın geçimini bu şekilde ayakkabı satmak suretiyle temin etmesi karşısında suç konusunun değerinin az olduğu kabul olunamayacağı, kaldı ki, suça konu ayakkabıların değerinin az da olmadığı" şeklinde önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, Özel Dairenin (1) numaralı bozma sebebine yönelik yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp, ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmuş olması nedeniyle "yeni hüküm" niteliğindedir. Bu yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün görülmediğinden, diğer uyuşmazlık konularıyla birlikte değerlendirilmek üzere dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.06.2016 gün ve 321-524 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.