Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/7543
Karar No: 2015/8791
Karar Tarihi: 11.06.2015

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/7543 Esas 2015/8791 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/7543 E.  ,  2015/8791 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : AFŞİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 07/02/2013
    NUMARASI : 2009/615-2013/138

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, dosya incelendi, duruşma isteği duruşma gideri (pul yokluğundan) reddedilerek gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakanları Halil intikal eden 191 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davalı Hasan tarafından vekâlet görevi kötüye kullanılarak diğer davalıya satış suretiyle devredildiğini, kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmadığı takdirde taşınmazın satış tarihindeki değerinden paylarına isabet eden bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı Hasan, davanın reddini savunmuş; davalı Döne davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
    Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu "tarla" vasfındaki 191 ada 16 parsel sayılı taşınmaz davacıların mirasbırakanı Halil Pemik adına kayıtlı iken, 12.3.1996 tarihinde ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, Afşin Noterliğince düzenlenen 9.4.2004 tarih, 1975 sayılı ve 13.8.1999 tarih, 4682 sayılı vekâletnameler ve Bursa 7. Noterliğince düzenlenen 13.7.1999 tarih, 14791 sayılı vekâletname uyarınca mirasçılar Nezaket, Raziye, Hacıkız, Yunus, Durmuş Ali, Döndü ve Seval adına vekâleten davalı Hasan tarafından bu kişilere ait payların 14.2.2008 tarihinde davalı Döne"ye satış suretiyle temlik edildiği, aynı akitle başka mirasçıların da paylarını davalı Döne"ye devrettikleri toplam satış bedelinin 3.000,00-TL olduğu, davacıların söz konusu vekâletnamelerin intikal işlemleri için verildiğini, satış iradelerinin bulunmadığını iddia ettikleri anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekâlet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    ./..

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
     Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
     Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona  dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında  bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince, davacı tanıklarının; muris Halil"in ölümünden sonra murise ait taşınmazlarla davalı Hasan"ın ilgilendiğini, diğer kardeşlerinin çoğunun şehir dışında olduklarını, vekâletnamelerin intikal işlemlerinin yapılması için verildiğini, davalıların vekâlet görevini kötüye kullanarak muristen kalan taşınmazları sahiplenmek için temliklerde bulunduklarını, davalı Döne"nin alım gücü olmadığını, bedel ödenmediğini, davalı Hasan"ın diğer kardeşleri ile arasında mal paylaşımından dolayı anlaşmazlık olduğunu beyan ettikleri, davalı tanıklarının; çekişme konusu taşınmazın davalı Hasan tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, davalının bunun için yakınlarından borç para istediğini beyan ettikleri görülmektedir. Her ne kadar davalı tanığı Abdulkadir , dava konusu taşınmazın muris Halil"in sağlığında davalı Hasan"a satıldığını, karşılığında murisin hacca gidebilmek için para vermesini istediğini,
    ../...

    ancak hacca gidemeden ölmesi sebebiyle çocuklarının onun adına vekaleten Ömer isminde birini hacca gönderdiklerini, hac masraflarının tamamını davalıların ödediklerini, vekâletnamelerin de davalılara taşınmazı adlarına tescil edebilmeleri için verildiğini ifade etmiş ise de, yargılama sırasında yapılan keşif neticesinde dava konusu taşınmazda davacılar tarafından davalıya satılan payların değerinin akit tarihinde (14.2.2008) 71.015,70-TL, taşınmazın tamamının değerinin 101.000,00-TL olduğunun belirlendiği, davalı tanığının beyanı doğru kabul edilse dahi, hac masraflarının bu kadar yüksek meblağa ulaşmayacağı, davalıların karı-koca olup davalı Döne"nin herhangi bir gelirinin bulunmadığı, bedelin vekil edenlere ödendiği iddiasının kanıtlanamadığı, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı Döne"nin de bu durumu bilmesi gereken kişi konumunda olduğu tüm dosya kapsamı ile sabittir.
    Öte yandan, Dairenin geri çevirme kararından sonra davacılar vekili tarafından davacı H.. A.."nın isminin sehven yazıldığı, bu kişinin davacı olmadığı bildirildiğinden bu mirasçının taraf olarak davada yer almaması gerektiği de dikkate alınmamıştır.
    Hâl böyle olunca; H.. A.. dışındaki diğer davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
    Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi