14. Hukuk Dairesi 2014/11908 E. , 2015/1645 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.03.2009 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.04.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini ve açılan önalım davasının bu durumda dürüst davranma kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fiili taksim savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; davalı imar parseli olan 222 ada 4 parsel sayılı taşınmazda dava dışı paydaş ..."ın payını 21.07.2008 tarihinde, paydaş ..."ın payını 19.09.2008 tarihinde toplam 6.000,00 TL bedelle satın almıştır. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen tanıklar imar görmemiş olan kadastro parselinde fiili taksim bulunduğunu ancak imar parseli olan dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunmadığını belirtmişlerdir. Yargılama aşamasında dava konusu taşınmazın imar uygulaması iptal edilmiş ve geri dönüşüm parseli olarak 677 ada 4 parsel numarası altında narenciye bahçesi niteliğinde yeniden kadastral parsel ihdas olmuştur. Yeni ihdas olunan kadastrol parselde davacı ve davalının hissesi mevcuttur.
Mahkemece fiili taksim ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı kadastrol parselde yer kullandığını iddia ettiği paydaşlardan satın aldığını savunmuştur. Bu nedenle yapılan keşif fiili taksim savunmasının açıklığa kavuşturulması bakımından yeterli değildir. Fiili taksime ilişkin alınan tanık beyanları da uyuşmazlığı aydınlatacak nitelikte değildir. Taşınmazın kimlerce ne şekilde bölündüğü ve bölünen parçalardan hangi paydaşa nerenin isabet ettiği konusunda duraksama oluşmuştur. Bu nedenle yapılan inceleme ve araştırma, alınan bilirkişi raporu belirtilen tereddütü açıklığa kavuşturmaya yeterli görülmediğinden mahkemece, mahallinde bilirkişi aracılığı ile keşif yapılması ve taraf tanıkları dinlenerek varsa eylemli kullanma biçimlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, davalı iki ayrı resmi senetle iki paydaştan ayrı ayrı paylarını satın aldığı halde sadece paydaş ..."a yapılan satış bedelinin depo ettirilmesine karşın paydaş ... "tan alınan paya ilişkin satış bedelinin ve masraflarının depo ettirilmesinin düşünülmemesi yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,17.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.