14. Hukuk Dairesi 2019/1550 E. , 2020/159 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09.01.2019 gün ve 2016/3914 Esas- 2019/193 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 715 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu 713 ve 714 parsel sayılı taşınmazın 28.08.2014 tarihinde davalılara satıldığını, 6537 sayılı Kanun ile Değişik 5403 sayılı Kanunun 8/İ maddesi uyarınca önalım hakkının bulunduğunu beyanla, 713 ve 714 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalılar vekili, satış sırasında davacının pazarlıktan vazgeçerek taşınmazları satın almadığını, satış bedelinin sehven 40.000,00TL gösterildiğini, bu durumun vergi dairesi nezdinde ve vergisi ödenmek suretiyle düzeltildiğini, taşınmazların gerçek değerinin 160.000,00TL olduğunu beyanla, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 714 parsel sayılı taşınmazın davacı parseli ile sınırdaş olup ekonomik bütünlük oluşturduğu gerekçesi ile bu parsel yönünden davanın kabulüne, 713 parsel sayılı taşınmazın ise davacı parseli ile sınırdaş olmaması ve yasada aranan şartları sağlamaması gerekçesi ile 713 parsel sayılı taşınmaz yönününden davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 09.01.2019 tarihli, 2016/3914 Esas- 2019/193 Karar sayılı ilamı ile; ""... Davalılar vekilinin taşınmazların ekonomik bütünlüğünün bozulduğu yönündeki temyiz itirazlarına gelince: somut olayda, dava konusu 713 ve 714 parsel sayılı taşınmazların dava dışı hissedarları tarafından 28.08.2014 tarihinden paylı olarak davalılara satış yoluyla devredildiği, davacının 715 parsel sayılı taşınmazın tam hisse ile maliki olduğu ve davacıya ait taşınmaz ile komşu parselleri gösterir pafta ve kroki örneğine göre, davacıya ait 715 parsel sayılı taşınmaz ile davalılarca satın alınan 714 parsel sayılı taşınmazın sınırdaş olduğu; 715 parsel sayılı taşınmazın 713 parsel sayılı taşınmaz ile sınırdaş olmadığı ancak 713 ile 714 parsel sayılı taşınmazların bitişik olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 714 no"lu parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş; ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde yeniden keşif yapılarak, 715 ve 713 parsel sayılı taşınmazların arasında bulunan 714 parsel sayılı taşınmazın, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/İ maddesine göre, davacıya ait 715 parsel sayılı taşınmaz ile mi yoksa davanın reddi ile davalılarda kalmasına karar verilen 713 parsel sayılı taşınmaz ile mi arazi bütünlüğü sağladığının saptanması; 713 parsel sayılı taşınmaz ile arazi bütünlüğünü sağladığının tespiti halinde davanın reddine, 715 parsel sayılı taşınmaz ile arazi bütünlüğünü sağladığının tespiti halinde ise davanın şimdiki gibi 714 sayılı parsel yönünden kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Değinilen yönler gözetilmeden, yetersiz bilirkişi raporları nazara alınarak ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir."" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bozma ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Somut olayda, dava konusu 714 parsel sayılı taşınmazın 28.08.2014 tarihinde davalılara satış yoluyla devredildiği, davacının 715 parsel sayılı taşınmazın tam hisse ile maliki olduğu ve dosya içerisinde yer alan davacıya ait taşınmaz ile komşu parselleri gösterir pafta ve kroki örneğine göre, davacıya ait 715 parsel sayılı taşınmaz ile davalılar tarafından satın alınan 714 parsel sayılı taşınmazın sınırdaş olduğu anlaşılmaktadır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi kullanımı Kanununda 6537 sayılı Yasa ile 30.04.2014 tarihinde yapılan değişiklikle tarımsal arazinin parçalanarak bütünlüğünün bozulmasını engellemek ve asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarım arazilerinin komşu parsellerle birleşmesini sağlamak amacıyla sınırdaş arazi malikine önalım hakkı tanınmıştır. Yasanın metninde ve gerekçesinde önalım hakkı ile ilgili Türk Medeni Kanunun hükümlerine atıf yapılmış, farklı bir koşul getirilmemiştir. Bu nedenle tarımsal arazinin devri halinde sınırdaş tarımsal arazi malikleri dava yolu ile önalım hakkını kullanabileceklerdir. Önalım hakkını kullanan birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunması halinde tarımsal bütünlük arz eden sırnırdaş arazi malikine tarımsal arazinin devrine karar verileceği yasanın 8/İ-2. bent son cümlesi ile belirtilmiş ise de önalım hakkını kullanan sınırdaş tarımsal arazi malikinin birden fazla olmaması halinde tarımsal bütünlük oluşturması gerektiğine dair bir koşul konulmamıştır.
Birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkını kullanması halinde izlenecek yöntemin genişletici yorum ile önalım hakkını kullanan komşu tarımsal arazi malikinin birden fazla olmadığı durumda da davacı taşınmazının önalım hakkı kullanılan taşınmaz ile tarımsal bütünlük oluşturup oluşturmadığının araştırılması gerekmediğinden hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken maddi hata sonucu yanılgılı değerlendirmeyle bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 09.01.2019 tarihli, 2016/3914 Esas- 2019/193 Karar sayılı ilamının, kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 09.01.2019 tarihli, 2016/3914 Esas- 2019/193 Karar sayılı sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda belirtilen nedenlerle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.01.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verilmiştir.
KARŞI OY
Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi HUMK’nın 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.