Davacı, SSK."lı süreler hariç 1.5.1987-31.9.2003 tarihleri arası tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava niteliği itibariyle davacının 01.05.1987-31.09.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğu hizmetleri dışında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kimlerin tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları 2926 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, "kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan Sosyal Güvenlik Kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3. maddesinin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanların bu kanuna göre sigortalı sayılacakları" kabul edilmiştir. Öte yandan, 2926 sayılı Yasa’nın 6/b maddesi hükmüne göre, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıkları sona erer. Dosya içeriğinden davacının 01.05.1987 tarihinde 2926 sayılı Yasa gereğince tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 01.01.1988-29.04.1988 tarihleri arasında 104 gün, 15.06.1990-31.12.1991 tarihleri arasında 553 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalarının bulunduğu ve primlerinin ödendiği, davalı Kurum tarafından davacının 01.05.1987-31.12.1987 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmekle birlikte, 506 sayılı Yasa’ya tabi işe girdiği 01.01.1988 tarihinden sonraki dönemde tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının devamı sırasında diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaların bulunması halinde bunların özellikle kısa süreli çalışmalar olması ve bu çalışmaların varlığı halinde de tarımsal faaliyetin devam ettiğinin kayıt, belge ve delillerle desteklenmesi durumunda tarımsal faaliyeti devam ettirme iradesinin kaybolmadığı kabul edilir. Uzun süreli çalışmaların devreye girmesi durumunda artık iradenin, bu çalışmanın tabi olduğu sigorta kolunda oluşacağı açık olduğundan, uzun süreli çalışma sonrasında tarım sigortalılığının devam etmeyeceği ancak kuruma yeniden müracaatın bulunması veya tarım Bağ-Kur sigortalılığına devam etme iradesini ortaya koyacak şekilde düzenli prim ödemelerinin ya da sattığı ürünlerden prim tevkifatlarının yapılmış olması durumunda devam edebileceği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.02.2007 gün ve E:2007/21-73 ve K:2007/71 sayılı kararı).
Davacının 15.06.1990-31.12.1991 tarihleri arasında 553 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışması kısa süreli çalışma niteliğinde olmayıp, 506 sayılı Yasa’ya tabi uzun süreli çalışmalarının başladığı 15.06.1990 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasa’ya tabi Tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erdiğinin kabulü gerekir. Davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi uzun süreli çalışmalarının sona erdiği 31.12.1991 tarihinden sonra tarım Bağ-Kur sigortalılığı için tekrar Kuruma müracaatı bulunmadığı gibi, tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin olarak 08.11.2000 tarihinde prim ödemesi bulunduğu ve Bağ-Kur prim tevkifatlarına ilişkin belge mevcut olmadığı görülmüştür.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak 506 sayılı Yasa’ya tabi uzun süreli çalışmalarının sona erdiği 31.12.1991 tarihi ile ilk prim ödemesini yaptığı 08.11.2000 tarihleri arasındaki dönem yönünden, davacıya varsa ürün sattığı kişi, kurum ve kuruluşları açıklattırmak, buralardan ürün bedellerinden prim kesintisi yapılıp yapılmadığını sormak, yapılmış ise belgelerini getirtmek ve 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde belirtildiği üzere tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca ulaşmak gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.