Davacı,maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, malulüyet aylığı bağlanması konusundaki talebi davalı Kurumca Temmuz 2002 tarihinde reddedildiğinden, anılan red kararı tarihi itibariyle malulüyet aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece yargılama devam ederken davacıya 01.04.2006 tarihi itibariyle malulüyet aylığı bağlanması nedeniyle bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerindedir. Ancak malulüyet aylığının başlangıç tarihi konusundaki talebin reddine karar verilirken eksik araştırma ve inceleme ile bu sonuca varılmıştır.
İhtilaf tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1479 sayılı Yasa’nın 31. maddesi gereğince “Malullük aylığı malullüğün tespit edildiği tarihi takip eden ay başından itibaren başlar.”
Somut olayda 25.02.1987 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olan davacının, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 06.10.2006 gün ve 16/1487 Karar sayılı raporunda malulüyet başlangıç tarihinin T.C. Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi sağlık kurulu rapor tarihi olan 10.03.2006 tarihi olduğu belirtilmiştir. Oysa davacının bu rapor tarihinden önce 19.01.1990 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle sol gözünü kaybetmiş, bacak ve kollarından da yaralanmış olması nedeniyle gerekli tedavisinin yapılmış olduğuna dair 20.02.1990 tarihli 1964 sayılı Erciyes Üniversitesi G. N. Hastanesi sağlık raporu ve daha sonra da sağlam olan gözünden ameliyat olduğuna dair 15.02.2000 tarihli B.30.2.HAC.0.70.10 Hacettepe Üniversitesi Hastanesi raporlarının mevcut olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 06.10.2006 gün ve 16/1487 Karar sayılı raporuna dayanak teşkil eden T.C. Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin 10.03.2006 tarihli raporunda yukarıda anılan rahatsızlıkları özetlenmiş ve malulüyet başlangıcı konusunda saptama yapılmamış olduğu gibi, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 06.10.2006 gün ve 16/1487 Karar sayılı raporunda da malulüyet başlangıcının 10.03.2006 tarihli rapor tarihi olduğu belirtilirken hiçbir gerekçe gösterilmemiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa"nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahli Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kululunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davacının malulüyet başlangıç tarihinin saptanması açısından, 5510 sayılı Yasa"nın 95. maddesi ile " Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğindeki" hükümler çerçevesinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporundaki malulüyet başlangıç tarihine davacı yanca itiraz edildiğine göre 20.02.1990 tarihli 1964 sayılı Erciyes Üniversitesi G. N.Hastanesi Sağlık Raporu ve daha sonra da sağlam olan gözünden ameliyat olduğuna dair 15.02.2000 tarihli B.30.2.HAC.0.70.10 Hacettepe Üniversitesi Hastanesi raporları da dikkate alınarak; 2/3 oranındaki malulüyet tarihinin başlangıcı konusunda Adli Tıp Kurumundan, gerektiğinde Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınması ve 2/3 oranındaki malulüyetin kesin olarak hangi tarihte oluştuğu saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.