Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 2.8.1984-16.9.1993 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, davalıya ait işyerinde 02.08.1984-16.09.1993 tarihleri arasında askerlik süresi hariç hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 20.09.1992-16.09.1993 tarihleri sürekli çalıştığının tesbitine, araya askerlik girdiğinden askerlik öncesi 5yıllık hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.Bordro tanık beyanlarına göre davacının1984 yıllarında ortaokul öğrencisi olarak okula gittiği sıralarda okuldan döndükten sonra akşamüzeri 4,5- 5 arasında işe başlayıp işyeri kapanıncaya kadar çalıştığını,sonra okulu bırakmak zorunda kaldığından ,okulu bıraktıktan sonra günde 12 saat önce aşçı yardımcısı sonra aşçı olarak davalılar murisi ile davalılar yanında aralıksız olarak askere gidene kadar çalıştığını , askerden döndükten sonra tekrar aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği arada kısa süre davalıların dışında başkalarının yanında çalıştıktan sonra tekrar davalılar yanında işe başlayıp 2004 yılına kadar çalıştığı, sonra işten çıkardıklarını belirtmişlerdir.SSK kayıtlarına göre davacının 16.09.1993-01.01.1999 ve 03.08.2001-30.09.2004 tarihleri arasında murisleri ile davalılara ait işyerinde sürekli çalıştığı, arada 01.04.1999-31.12.1999 tarihleri arasında dava dışı başka işverene ait işyerinde çalıştığı açıkça bellidir.Askerlik süresinin çalışma süresi olarak değerlendirilemeyeceğinden ,çalışma süresini bölmeyeceği , askerlik süresince iş akdinin askıda olup askerlikten önce çalışılan işyerinde askerden döndükten sonra ara vermeden tekrar çalışılması halinde, askerlik öncesi çalışmanın devamı niteliğinde olup hak düşürücü süreye uğramayacağı gözetilmeden eksik inceleme ve değerlendirme ile sonuca gidilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının tesbitini istediği ve eksik incelemeye konu olan 02.08.1984-16.09.1993 dönemi sürelerle ilgili olarak davacının orta okula devam ettiği tarihlerde okuldan döndükten sonraki bölümde günde kaç saat, ortaokuldan ayrıldıktan sonra sürekli çalıştığı tanık anlatımları ile açıklığa kavuştuğundan,davacının gitmiş olduğu orta okul müdürlüğünden kayıtları istemek, okul döneminde part-time, okuldan ayrıldıktan sonra sürekli çalıştığının göz önünde bulundurup,kabule göre de 506 Sayılı Yasanın 60/E maddesi kapsamı da incelenip tüm deliller toplandıktan sonra bir arada değerlendirilip, eksik bildirilen çalışmaların tespiti yönünde karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ve yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalı işverene iadesine, 25.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.