Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2007/19295
Karar No: 2008/15003
Karar Tarihi: 25.9.2008

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2007/19295 Esas 2008/15003 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2007/19295 E.  ,  2008/15003 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Malatya İş Mahkemesi
    TARİHİ : 03/07/2007
    NUMARASI : 2004/664-2007/269

    Davacı, 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma ve yurt içi hizmetleri nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığını kesin kurum işleminin iptaliyle, 2147 sayılı Yasa dikkate alınarak 1.5.1994 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitiyle, 3201 sayılı Yasa borçlanması için yatırdığı 1080 Amerikan Dolarının faiziyle birlikte tahsiline, ödenen yaşlılık aylıkları nedeniyle kuruma borçlu  olmadığına   karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin  reddine karar vermiştir.
    Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
    2-Dava, 2147 ve  3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma ve yurtiçi hizmetleri nedeniyle  bağlanan yaşlılık aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile 2147 sayı Yasa dikkate alınarak  1.5.1994 ten  yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin,  davacının 3201 sayılı Yasa borçlanması için yatırdığı 1080 ABD Amerikan Dolarının faizi ile birlikte  davalı Kurumdan tahsili ve ödenen yaşlılık aylıkları nedeniyle  davalı Kurum’a  37.851,06 YTL  borcu bulunmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
    Mahkeme yazılı gerekçelerle istemin reddine  karar vermiş ise de varılan sonuç hatalı olmuştur.
    Gerçekten, taraflar arasında uyuşmazlık, temelde, yaşlılık sigortasından faydalanmak isteyen 3201 sayılı yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının  yaşlılık aylığı koşullarından “yurda kesin dönüş koşulu’nun” bulunmadığının sonradan anlaşılması halinde, Kurumca uygulanacak işlem ve yaptırımlara ilişkin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle; öncelikle, belirtilen koşul  noksanlığının  saptanması durumunda; Kurum hak ve yetkilerinin, gerek  3201 sayılı gerekse temel Yasa niteliğinde bulunan 506 sayılı Yasa açısından ortaya koymak yararlı olacaktır.
     Gerçekten, 3201 sayılı Yasa, kendisinden önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Yasa ile birlikte; yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarına; yurt dışında çalıştıkları süreleri, döviz karşılığı borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı vermiş ve bu kişilerin, yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında  sosyal   güvenliklerine  gerek  kalmaksızın  Anayurt  Türkiye’de   sosyal güvenceye kavuşma hakkı tanımıştır. Böylece Türkiye’de çalışıp, belli bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunan Türk Vatandaşları ile yurt dışında çalışanların sosyal güvenceleri açısından bir farklılık kalmamıştır.
    Bu tür bir sistem sonucu; 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasada öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir.       
    Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir.   Şu    duruma    göre;  Sosyal  Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur.
    İşte, görülmekte olan davada uyuşmazlık bu koşul ile doğrudan ilgili olduğundan     az     yukarda    anlatılan  hukuki    gerçeklerin  açıklanması  gerekli görülmüştür. Bu bakımdan 3201 sayılı Yasa uyarınca; yaptığı borçlanma karşılığı kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk Vatandaşının, belirtilen “yurda dönüş” şartının gerçekleşmediği veya daha sonraki bir tarihte gerçekleştiğinin anlaşılması halinde kurumun bu kişiye karşı ne tür işlem yapması gerektiğinin saptanması kaçınılmazdır. Bu bağlamda hemen belirtelim ki, 3201 sayılı Yasa sistemi, yaşlılık aylığından yararlanabilmek için yurda kesin dönüş koşulunu 1985 yılında getirmesine karşılık, yakın tarihe kadar, bu koşul Yargıtay uygulamasında, katı biçimde kabul edilmemiş; yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşılan ve yurt dışı ilişkilerinin bir süre daha devam ettiği hallerde,  Kurumun yaşlılık aylıklarını kesme işlemlerine geçerlilik tanınmamıştır. Ancak, bu konunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine gelmesiyle uygulama tersine dönmüş ve yurt dışında çalışanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi yönünden, yurda kesin dönüş koşulunun varlığı zorunlu görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/1997 gün, 1997/10-588 E., 857 K. sayılı ve 22/4/1999 günlü, 1999/21-284 E., 300 K. sayılı ve daha sonra aynı doğrultudaki kararlar).
    Ne var ki, sözü edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararlarında; yaşlılık sigortasından yararlanma yönünden yurda kesin dönüş koşulunun varlığının aranmasına karşın, bu koşulun yokluğu halinde, yapılması gereken Kurum işlemlerinin ne doğrultuda olması gerektiği yönünden davayla doğrudan ilgilisi bulunmaması nedeni ile bir hukuki tavır alınmamıştır.
    Gerçekten, bu konuda sözü edilen 3201 sayılı Yasa, 6.madde (B) fıkrası, sistemi doğrudan olmasa bile, dolaylı biçimde ortaya koymuş, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler  yönünden  Kurumca  yapılması  gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre;yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem; veya uygulanacak yaptırım;  yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelini iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.
    Nitekim; 506 sayılı Yasa sisteminde, yurt içinde çalışanlar için uygulanan yaptırımda belirtilen şekilde olmaktadır. Yargıtay uygulamasında kabul   edildiği üzere, yurt içinde çalışan bir sigortalının, yaşlılık aylığından yararlanmak için Kuruma başvurduğunda, işten ayrılma koşulu gerçekleşmemişse, bu kişiye yaşlılık aylığı bağlanmamakta veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, bu koşulun yokluğu anlaşıldığında; aylıklar kesilmekte ve ödenenler geri alınmaktadır. Bunun ötesin de; 506 sayılı Yasanın 3279 sayılı Yasa ile değişik 63.maddesinde kabul edildiği biçimde; yaşlılık aylığı alanlar, Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeme koşuluyla; yaşlılık aylıklarının kesilmeden çalışmalarını sürdürebilmektedirler.
    En önemlisi “işten ayrılma” veya “yurt dışından dönüş” koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak, yasalarda öngörülmemiş, sadece; aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçimde yaptırıma bağlanmıştır.       
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 2.1.1969-30.6.1984  tarihleri arasında yurt dışında geçen 5586 gün hizmetini 2147 sayılı Yasa"ya göre, 1.7.1984-31.12.1992 tarihleri arasında yurt dışında geçen  3060 günlük hizmetini 3201 sayılı Yasa"ya göre borçlanarak borçlanma bedelini ödediği, 26.4.1994 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine davalı Kurumca bu sürelere davacının 5.7.1955-27.1.1962 tarihleri arasında kesinitili geçen 3516 günlük  506 sayılı Yasa’ya tabi  çalışmaları da ilave edilerek 38  yıl sigortalılık süresi ve 12156 gün üzerinden 1.5.1994 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı,  daha sonra  davacının Almanya’da 2.1.1969-30.6.2003   tarihleri arasında yurt dışında  çalıştığının tesbit edilmesi üzerine davalı Kurumun  yaşlılık aylığını  baştan iptal ederek 19.7.2004 tarihine kadar  ödenen  aylıkların borç kaydedlip, davacıdan istendiği, ve  daha sonra Kurum tarafından 2147 sayılı Yasa borçlanması dikkate alınarak davacıya 1.1.2004 tarihinden yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı   anlaşılmaktadır.
    3201 sayılı Yasa"nın 6.maddesine göre aylık tahsisi için yurda kesin dönüş yapılması şart olduğundan, Kurumca davacıya 3201 sayılı Yasa uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının durdurulması, giderek bağlandığı tarihten itibaren iptali  işleminde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacının 2147 sayılı Yasa kapsamında borçlandığı gün sayısı olan 5586 günlük prim ödeme süresi ile Türkiye’de geçen 3516 günlük çalışmalarının birlikte değerlendirildiğinde 9102 gün prim ödemesinin davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanması nazara alınmaksızın ve yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın  davacıya  yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olacağı diğer yandan davacının yurtdışındaki çalışması sona erip, yurda kesin dönüş yaptığı tarihi takibeden aybaşından itibaren 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmada dikkate alınarak yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi mümkün ise de davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma bedelini geri istediğinden bu yönde bir talebi bulunmadığı  görülmektedir.
    Yapılacak iş; 1.5.1994 tarihinden yeniden yaşlılık aylığının bağlandığı -1.1.2004 tarihine kadar davacıya  yurtiçi hizmetleri ve 2147 sayılı Yasa uyarınca borçlandığı süreler dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve bu tarihler arasında  ödenen aylıklar içerisinde 3201 sayılı Yasa"ya göre yapılan borçlanma sürelerinin dahil edilmesi  nedeniyle oluşan farklardan  davacının   sorumlu olacağının,  bu fark  miktarının rakamsal olarak belirlenerek  davacının bu miktar kadar davalı kuruma borçlu olduğunun  tesbitine karar vermektir.
    Mahkemece,  hatalı değerlendirme eksik inceleme  ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması  usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde,  davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,  25.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi