Davacılar, murisinin iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan Y.A.ve M.M. Vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacılar murisi sigortalının iş kazası sonucu öldüğü iddiasına dayalı maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı Ö. Yem San ve Tic AŞ hakkındaki davanın sıfat yokluğundan reddine, davacıların davalılar Y.A. Ve M.E. hakkındaki maddi tazminat isteminin kabulüne ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden sigortalı N.B. ‘nın 10.12.2001 gününde dava dışı Ö. Gıda San ve Paz AŞ işçisi olarak çatı tamirinde çalışırken düşerek öldüğü anlaşılmaktadır.
Somut olayda, tahsis dosyasının tetkikinden S.G.K. tarafından hak sahibi davacı eşe 506 sayılı Yasa"nın 66. maddesi (C) bendine göre ölüm sigorta kolundan aylık bağlandığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa"nın 27. ve müteakip maddelerinde işverenin iş kazasını en geç iki gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlü olduğu, haber verme kağıdındaki bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında gerekirse Kurum’ca soruşturma yapılabileceği ve varılan sonucun en geç üç ay içinde ilgililere yazı ile bildirileceği, ilgililerce yetkili mahkemeye başvurularak Kurum kararına itiraz olunabileceği, itiraz halinde Kurum kararının ancak mahkeme kararının kesinleşmesi ile kesin hale geleceği bildirilmiştir. Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay"ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulunca yapılmış bir tahkikat var ise de Sosyal Güvenlik Kurumunun olaydan haberdar edilip edilmediği, Sosyal Güvenlik Kurumunca olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Bu bakımdan tazminat davasının niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle 506 sayılı Yasa"nın 23. ve 92. maddelerine göre aylık bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, bağlanmış ise, bildirilen miktarın tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön hak sahiplerinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahiplerine gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurması, taleplerinin kurumca kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumu ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine tesbit dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır.
Yapılacak iş, hak sahibi davacılara iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, giderek iş kazasının tesbiti davası açmaları için önel vermek, tesbit davasını bu dava için bekletici mesele yaparak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, açıklanan doğrultuda işlem yapılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmadığı tazminat istemli bu davada ölüm olayının iş kazasına bağlı olup olmadığı açıklığa kavuşmadan iş kazası iddiasına dayalı zararların giderilmesi istemlerinin kabulüyle sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 25.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.