Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.2.2002-2.10.2006 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının davalı işveren Derneğe ait işyerinde 1.2.2002-2.10.2006 tarihleri arasında kesintisiz geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile davacının davalı işverene ait işyerinde 5.3.2002-28.2.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinden davacının her hangi bir çalışmasının bildirilmediği, işe giriş bildirgesinin verilmediği, dönem bordrolarının müfettiş raporuna istinaden resen düzenlendiği, ücret ödeme bordrosunun düzenlenip davalı Kuruma verilip verilmediğinin araştırılmadığı, 31.1.2007 tarih ve 03 nolu SSK müfettişi raporunda davacıya 1.2.2002-28.2.2006 tarihleri arası için hizmet kazandırılması gerektiğinin bildirildiği, işveren Derneğe ait işletme defterlerinde davacıya 2002-2005 yılları arasında değişik tarihlerde ödemelerin yapıldığı, işyerinin 1.2.2002 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davacının 28.4.2004-1.7.2004 tarihleri arasında başka bir işyerinde 64 gün çalışmasının bulunduğu, 1.3.2005-28.11.2006 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi tarım Bağ-kur sigortalısı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının 506 sayılı Yasa"ya tabi çalışması ile 2926 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığının çakıştığı görülmektedir.
Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı"nın 20.5.2006 gün ve 26173 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 16.4.2006 tarih ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile tek çatı altında birleştirilmesine ve bu iki Kurumun Sosyal Güvenlik Kurumu"na devredilmesine bu Kanun gereğince Yönetim Kurulu oluşuncaya kadar devredilen kurumların yönetim kurullarının ilgili Mülga kanunları gereği görevlerini yapmaya devamı edecekleri, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte bu Kurumların tüm personelinin de görevleri ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu"na devredildiği bildirilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında SSK ile Bağ-Kur devredilen kurumlar sıfatıyla varlığını sürdürmekte iken 24.11.2006 tarihinde olağanüstü genel kurulda yapılan seçim sonucunda yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve toplanması için gereken en az altı üyeden daha fazla üye göreve başlamakla devredilen kurumların tüzel kişilikleri sona ermiştir. Şu durumda davanın açıldığı 16.2.2007 tarihinde davada yasal hasım Sosyal Güvenlik Kurumu"dur. Ne var ki dava dilekçesinde dava tüzel kişiliği sona eren Bağ-Kur Genel Müdürlüğü"ne yönetilmiş, Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilen tüzel kişiliği sona ermiş Bağ-Kur Genel Müdürlüğü avukatı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü"nden aldığı vekaletname ile davaya katılmış ve yalnızca davacının 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalığı yönünde beyanda bulunmuştur.
Ne var ki; dava dilekçesinde dava tüzel kişiliği sona eren SSK Başkanlığına yöneltilmiş, Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilen tüzel kişiliği sona ermiş SSK Başkanlığı avukatı SSK Başkanlığından aldığı vekaletname ile davaya katılmış ve yalnızca davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı ile ilgili beyanda bulunmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı olan K. C.’a bu Kurumdan alınmış vekaletnamesini ibraz etmek ve davacının 2926 sayılı Yasa’ya tabi çalışmaları konusundaki beyanlarını almak suretiyle yargılama devam olunarak bir karar vermektir.
Kabule göre de Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmadığından çakışan sigortalılık olarak adlandırılan böyle durumlarda zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde önceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlilik tanınacağı ve yine tespit edilen dönem içersinde başka işyerlerinde geçen zorunlu sigortalı çalışmaların bulunması halinde ise bu çalışmaların dışlanması suretiyle tespite karar verilmesi gerektiği belli olmakla, mahkemece çifte sigortalılık oluşturacak şekilde tespit kararı verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalı işverene iadesine, 14.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.