20. Hukuk Dairesi 2016/4231 E. , 2016/4828 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında 365 ada 17 parsel sayılı 4232,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz taşlık ve çalılık niteliği ile .... adına tesbit edilmiştir.
Davacı 31.07.2006 tarihli dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın murisinden intikal ettiğini ve rızai taksim sonucu kendisine düştüğünü ileri sürerek, davalı adına yapılan tesbitin iptaliyle taşınmazın kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece; davanın kabulüyle dava konusu taşınmazın kadastro tesbitinin iptaliyle taşınmazın davacı adına tesciline ilişkin verilmiş karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.11.2007 gün ve 2007/4146-4168 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “...temyize konu 365 ada 17 parsel sayılı taşınmazın sınırında eylemli biçimde Devlet Ormanı bulunduğu halde, yöntemince orman araştırması yapılmadığı...” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne; dava konusu taşınmazın ... adına yapılan kadastro tesbitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/12/2013 gün 2013/7488 E. - 11920 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ""Yargıtay bozma kararı öncesinde alınan 19.02.2007 tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın eğiminin %25 iken, teraslama çalışmaları sonucu %5-6"ya düşürüldüğü belirtilmişken, Yargıtay bozma kararı sonrası alınan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın eğiminin %17 olduğu belirtilmiş, hüküm kurulurken bu çelişkinin giderilmediği, ayrıca, 29.09.2012 tarihli orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarında yapraklı ağaç rumuzu olan yeşil alanda gözükmesine rağmen, 1958 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarında üzerinde orman bitki örtüsü olmayan kuru hububat tarımı yapılan kıraç tarım arazisi olarak gözüktüğü, dolayısı ile memleket haritalarının boyamasında hata olduğu belirtilmiş olmasına karşın, rapor ekinde dava konusu taşınmazın hava fotoğrafı üzerinde gösterilmediğinden memleket haritalarının boyamasında hata olup olmadığının denetlenemediği"" gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne; dava konusu ...köyü 365 ada 17 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 02.08.1996 tarihinde 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 16.09.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak yapılan inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve adına tescil kararı verilen kişi yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, taşınmazın 1996 yılında yapılan orman kadastrosuna ait çalışma tutanaklarında davacıya ait tarla olarak gösterildiği gibi komşu 365 ada 16 parsel sayılı taşınmazın da gerçek kişi adına tarla olarak kayıtlı olduğu göz önünde bulundurularak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 20/04/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.