Davacı, 1.9.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına, 27.8.2004 tarihinden sonra yatırmış olduğu primlerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı,27.08.2004 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2004 tarihinden itibaren 506 sayılı yasa hükümlerine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti ile davalı Kuruma 27.08.2004 tarihinden sonra yatırmış olduğu primlerin iadesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının 27.08.2004 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık somut olayda davacının 27.08.2004 tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazanıp kazanmadığı toplanmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden,davacının 23.02.1998-27.08.2004 tarihleri arasında 433 gün,13.10.2004-31.05.2005 tarihleri arasında 199 gün olmak üzere toplam 632 gün 506 sayılı Yasa"ya tabi, 01.01.2000-29.04.2003 tarihleri arasında 3 yıl 3 ay 28 gün(1198 gün) 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığının bulunduğu,08.03.1976-08.11.1978 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay askerlik süresini Bağ-Kur’a borçlandığı,01.01.1991-01.01.2000 tarihleri arasında 990 gün ,01.02.2006-01.01.2008 tarihleri arasında 345 gün olmak üzere toplam 1255 gün 2925 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının olduğu, davacının 27.08.2004 ve 09.12.2005 tarihlerinde iki defa tahsis talebinde bulunduğu, anlaşılmaktadır.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerinin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun 8.maddesi hükmüne göre; birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır. Bu bağlamda 2829 sayılı yasa kapsamında birleştirilecek süreler; anılan yasanın 2. maddesi hükmünde sıralanan kurumlarda (T.C.Emekli Sandığı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesine göre kurulan emekli sandıklarında) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre kurumlarına emeklilik keseneği veya malullük yaşlılık ölüm sigortaları primi ödenerek geçirilen sürelerdir.
Öte yandan Sosyal Güvenlik Sistemimizde kendilerine Sosyal Güvence sağlanan kişiler; müşterek özelliklerine göre birbirinden farklı statüde kabul edilerek ayrı ayrı Sosyal Güvenlik Yasalarına tabi tutulmuşlardır. Bu yönde; kamu kesiminde daimi kadrolarda çalışanlar T.C. Emekli Sandığı Yasasına, hizmet akdi ile çalışanlar 506 sayılı Yasaya, kendi
nam ve hesabına bağımsız çalışanlar ise 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasına tabi tutularak Sosyal Güvenliğe kavuşturulmuşlardır. Tarım Sektöründe çalışanlardan; kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlar 2926 sayılı Yasa çerçevesinde Tarım Bağ-Kur sigortalısı; tarımda süreksiz hizmet akdi ile çalışanlar ise, 2925 sayılı Yasa kapsamında Tarım Sigortalısı sayılmışlardır.
Belirtilen Sosyal Güvenlik Sistemleri; kendilerine özgü koşullar ve statüler kabul ederek birbirlerinden kesin sınırlarla ayrılmışlardır. Yine bu Sosyal Güvenlik Yasalarından bir kesiminde güvence altına alınan sosyal riskler ve kapsamları ile yararlanma koşulları bakımından benzerlikler olsa da birbirlerinin aynısı bulunmamaktadırlar. Nitekim kimi yasalarda da farklı sigortalılık esasları kabul edilmesine rağmen farklı Sosyal Güvenlik Yasalarının uygulanması aynı Sosyal Güvenlik Kuruluşuna bırakılmıştır. Bu bağlamda 506 sayılı yasaya tabi sigortalıların sosyal güvenlikleri ile 2925 sayılı yasaya tabi tarım sigortalıların sigorta işlemleri aynı kurumca (=Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığınca) yerine getirilmekte, her iki yasa kapsamında sigortalılıkta hizmet akdine tabi olarak çalışma esas alınmakta ve yine 2925 sayılı yasanın 39. maddesinde, bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde 506 Sayılı Yasanın bazı maddelerine atıf yapılmakta ise de; bu durum; her iki yasaya tabi sigortalıların aralarındaki farklılığın kaldırıldığı anlamını taşımamaktadır. Zira 506 sayılı yasa ile 2925 sayılı yasada farklı sigortalılık esasları kabul edilmiş olup, her iki yasal sistemin aynı olduğundan söz edilemez. Nitekim 2925 sayılı yasanın 38. maddesi hükmünde bu durum açıkça belirlenerek; 2925 sayılı kanuna tabi olarak geçen hizmet süreleri ile 506 sayılı yasaya tabi olarak geçen hizmet sürelerinin 2829 sayılı yasa hükümlerine göre birleştirileceği yoruma yer bırakmayacak açıklıkta öngörülmüştür.
Somut olayda 27.08.2004 tahsis talep tarihinde davacı 48 yaşında 15 yıldan fazla sigortalı olup toplam 3600 gün prim ödeme şartı gerçekleşmeyip 3221 gün primi ödenmiş gün sayısı bulunduğundan gerek 506 sayılı gerekse 2925 sayılı Yasa hükümlerine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazanamamıştır.
Yapılacak iş; Davacının ikinci kez tahsis talebinde bulunduğu 09.12.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığını hak edip hak etmediğini araştırmak,yaşlılık aylığı şartları var ise 2829 sayılı Yasanın 8.maddesince; “ Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.” hükmü gereğince değerlendirme yaparak davacıya hangi sosyal güvenlik yasası gereğince aylık bağlanacağını belirlemek ve çıkacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve hüküm yerinde davacıya hangi sosyal güvenlik yasası hükümlerine göre aylık bağlanacağı belirtilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.