Davacı, borçlanma sebebiyle bağlanan yaşlılık aylığını durduran kurum işleminin iptaline Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile aylığının yenidne bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığını durduran Kurum işleminin iptali ile aylıkların ödenmesine devam edilmesi, 25.12.2005 tarihinden dava tarihine kadar ödenmemiş,birikmiş aylıklarının yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacının davalı Kuruma borçlu bulunduğu miktarın tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının tahsis talebinde bulunduğu 22.09.1987 ve aylığın bağlandığı 01.10.1987 tarihinde yurda kesin dönüş yapmadığı ,işsizlik yardımı almaya devam etmesi nedeni ile 01.10.1987 tarihinde aylık almaya hak kazanamadığı,01.10.1987 de bağlanan aylığın iptali gerektiğinin tesbitine, yurda 16.06.2006 tarihi itibariyle kesin dönüş yaptığından kesin dönüş tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2006 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığı anlaşılmakla 01.10.1987-2005/12. ay devresinde tahakkuk eden 23.298.63YTL aylık tutarından 5.777.40 YTL birikmiş aylık tutarını bankadan almadığından 5.777.40 YTL davalı kurumun hesabına bankaca iade edildiği görülmekle 23.298.63-5.777.40= 17.521.23YTL kuruma borcu olduğu anlaşılmakla 5.777.40YTL lik icra takibinin iptali ile 17.521.23 YTL ile bu miktara isabet eden faiz miktarı üzerinden İzmir 17.İcra Müdürlüğü"nün 2006/16249 sayılı dosyasındaki takibin devamına, fazla talebin reddine, davacının 01.07.2006 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığı anlaşıldığından bu tarihten itibaren aylıklarının faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline, karar vermiş ise de varılan sonuç doğru değildir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 18.03.1965-31.12.1970,23.03.1971- 20.02.1972,24.04.1972-07.07.1972,24.10.1972-30.06.1983 tarihleri arasında yurt dışında geçen 6450 gün hizmetini 2147 sayılı Yasa"ya göre, 01.07.1983-01.08.1985 tarihleri arasında yurt dışında geçen 750 günlük hizmetini 3201 sayılı Yasa"ya göre borçlanarak borçlanma bedelini ödediği, 22.09.1987 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine davalı Kurumca, bu sürelere davacının 24.04.1961-24.10.1963 tarihleri arasında 600 günlük askerlik borçlanması süresi de ilave edilerek 25 yıl 4 gün sigortalılık süresi olmak üzere toplam 8100 gün üzerinden 01.10.1987 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davalı Kurumca davacının 18.03.1965-09.03.2006 tarihleri arasında yurt dışında çalıştığının tesbit edilmesi üzerine davacının başlangıç tarihi itibariyle yaşlılık aylığını iptal edilip 01.10.1987-25.12/2005 tarihleri arasında ödenen aylıkların borç kaydedilerek, davacıdan istendiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davacının 09.03.2006 tarihine kadar devam eden yurt dışı çalışmaları nedeni ile 01.10.1987 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının ödenmesine devam edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten 3201 sayılı Yasa"dan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasa"da öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir. Şöyle ki; 506 sayılı Yasa"nın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir. Şu duruma göre; Sosyal Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur. 3201 sayılı Yasadan önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması için yurda kesin dönüş şartı aranmamaktadı
3201 sayılı Yasa"nın 6.maddesine göre aylık tahsisi için yurda kesin dönüş yapılması şart olduğundan, Kurumca davacıya 3201 sayılı Yasa uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının durdurulması, giderek bağlandığı tarihten itibaren iptali işleminde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacının 2147 sayılı Yasa kapsamında borçlandığı gün sayısı olan 6450 günlük prim ödeme süresi ile askerlik borçlanması yapılan 900 günlük süre birlikte değerlendirildiğinde toplam 7350 gün prim ödenmiş süre üzerinden davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanması nazara alınmaksızın ve yurda kesin dönüş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olacağı ,diğer yandan davacının yurtdışındaki çalışması sona erip, yurda kesin dönüş yaptığı 16.06.2006 tarihini takibeden aybaşından itibaren 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmada dikkate alınarak yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi gerektiği açıktır.
Yapılacak iş; Davacıya 01.10.1987 tarihinden itibaren askerlik borçlanması ve 2147 sayılı Yasa uyarınca borçlandığı süreler dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin,3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma dikkate alınarak bağlanan ve 25.12.2005 tarihine kadar ödenen aylıktan 25.12.2005 tarihine kadar 2147 sayılı Yasa ve askerlik borçlanması dikkate alınarak ödenmesi gereken aylık miktarının tenzil edilerek oluşan farkın davacının borcu olduğunu kabul etmek ve bağlanan yaşlılık aylığının davacının yurda kesin dönüş yaptığı 16.06.2006 tarihini takibeden aybaşı olan 01.07.2006 tarihinden itibaren 3201 sayılı Yasa"ya göre yaptığı borçlanma gözetilerek yeniden belirlenerek ödenmesi gerektiğinin tesbitine ,davacının aylığın kesildiği 25.12.2005 tarihinden dava tarihi olan 08.11.2006 tarihi arasında hakettiği birikmiş aylıkları bilirkişiye hesaplattırılarak davacıya talep ettiği alacak miktarını açıklayıp harcını yatırması için mehil vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu,davalı Kurum tarafından takibe yapılan itirazın iptali ve takibin devamı konusunda açılmış bir dava bulunmadığı halde takibe konu alacağın bir kısmının iptaline,bir kısmı yönündende takibin devamına biçiminde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.