Davacı, davalı işveren nezdinde 15.07.1999-22.07.2003 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 15.08.1998 - 24.04.2002 tarihleri arasında ö.E.ve Bilgisayar San.Tic.Ltd.Şti."de 15.6.2002-22.7.2003 tarihleri arasında da N.Ltd. Şirketinde 506 sayılı Yasa"ya tabi olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının ö. e. Ltd.Şti"de 09.02.1998 - 03.06.2002 tarihleri arasında, N.Elektrik Ltd.Şirketinde 05.06.2002 - 23.10.2003 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının, 25.07.2003 tarihinde işten ayrılma dilekçesi verdiği ve 15.07.1999 - 03.06.2002 tarihleri arasında Ö.Elektronik Ltd.Şti."de 847. gün, 8.9.2002-5.7.2003tarihleri arasında da 213 gün bildirim yapıldığı, Bağ-Kur sigortalılık belgesinde 18.09.1986 tarihinde 1479 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil, 31.12.1998 tarihinde terkin edildiği ve 10.03.1998, 02.05.2000 tarihlerinde prim ödediği, 4247 sayılı af yasasından yararlandığı görülmektedir.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle "Çakışan sigortalılık" olarak da adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla Sosyal Güvenlik Kanunu"na tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu"nun 3/I - (F) ve (K), 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 24/2-c madde hükümleri dikkate alınıp kural olarak önceden başlayan sigortalılığın geçerlilik tanınarak çözüme kavuşturulmaktadır. (09.07.2008 gün 2008/21-472-491 HGK kararıda bu yöndedir.)
Ancak 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa"nın Ek 19. maddesi " Bu Kanun ve 2926 Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalının, bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde, daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin pirim alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ve hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zamanaşımının kesilmesi ve işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Kanunun 103. maddesinin birinci fıkrasının (6), (8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104. maddesi uygulanır", hükmünü getirmiştir. Aynı hüküm 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe göre 5510 sayılı Yasa"nın Geçici 17. maddesinde yer almaktadır.
Somut olayda davacının 506 sayılı Yasa"ya tabi çalışması ile 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığının çakıştığı görülmektedir.
Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ile Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı"nın 20.5.2006 gün ve 26173 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 16.4.2006 tarih ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile tek çatı altında birleştirilmesine ve bu iki Kurumun Sosyal Güvenlik Kurumu"na devredilmesine bu Kanun gereğince Yönetim Kurulu oluşuncaya kadar devredilen kurumların yönetim kurullarının ilgili Mülga kanunları gereği görevlerini yapmaya devamı edecekleri, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte bu Kurumların tüm personelinin de görevleri ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu"na devredildiği bildirilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında SSK ile Bağ-Kur devredilen kurumlar sıfatıyla varlığını sürdürmekte iken 24.11.2006 tarihinde olağanüstü genel kurulda yapılan seçim sonucunda yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve toplanması için gereken en az altı üyeden daha fazla üye göreve başlamakla devredilen kurumların tüzel kişilikleri sona ermiştir. Şu durumda davanın açıldığı 24.2.2004 tarihinde davada yasal hasım Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı ile Bağ-Kur Genel Müdürlüğü"dür. Ne var ki dava dilekçesinde dava yalnızca Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı"na yönetilmiş, yargılama devam ederken Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilen tüzel kişiliği sona ermiş Sosyal Sigortalar Kurumu avukatı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı"ndan aldığı vekaletname ile davaya katılmış ve yalnızca davacının 506 sayılı Yasa"ya tabi sigortalığı yönünde beyanda bulunmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı olan O.A., B.C., Z.A."na bu Kurumdan alınmış vekaletnamesini ibraz etmek ve davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi çalışmaları konusundaki beyanlarını almak suretiyle yargılamaya devam olunarak bir karar vermektir.
Kabule göre de davacı N.Elk.Şti."de 15.06.2002 - 22.07.2003 tarihleri arasındaki çalıştığının tesbitini istediği halde mahkemece H.U.M.K 74. Maddesine aykırı olarak talep aşılarak 15.06.2002 - 23.10.2003 tarihleri arasındaki dönem için tesbite karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik, yer olmadığına temyiz harcının istek halinde davalı işverenlere iadesine, 20.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.