Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 11.1.2001-30.4.2005 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının davalıya ait ...plaka sayılı şehirlerarası yolcu otobüsünde 11.01.2001-30.04.2005 tarihleri arasında araç şoförü olarak kesintisiz olarak çalıştığı iddiasına dayalı davalı kuruma eksik bildirilen sürelerin tesbiti istemine ilişkindir
Mahkemece,davanın kabulune karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının davalıya ait iş yerindeki sigortalı çalışmaları 2002/1.2.3.dönemlerinde 251 gün,2003/2.3.dönemlerinde 240 gün, 2004 yılında 360 gün ve 2005/1.2.3.4. aylarında 126 gün olmak üzere toplam 977 gün çalışması kuruma bildirilmiş ve tescil edilmiştir.Bildirilen süreler yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda davacının dava edilen tarihler arasında fiilen ve kesintisiz olarak çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasa"nın 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde davacının çalışmasının 11.01.2001 tarihinde başlayarak 30.04.2005 tarihine kadar sürdüğü yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan bordro tanığı İsmail Karasu davalı iş verene ait ücret bordrosunda 2004/1 ve 2005/1 döneminde sigortalı olarak çalışmış olup yeminli beyanında davacı ile birlikte 2003-2005 yılı 2.ayına kadar birlikte çalıştıklarını bildirmiş olmakla ihtilaflı dönemin tümünde davacıyla birlikte çalışmadığı görülmüştür.
Yapılacak iş;davacının davalıya ait şehirlerarası yolcu otobüsünde şöför olarak çalıştığı gözetilerek ihtilaflı döneme ilişkin ...plaka sayılı araç sürücüsü olarak düzenlenen trafik ceza makbuzları, şehirlerarası otobüs garlarına giriş çıkış makbuzları, bu döneme ilişkin araçla ilgili olarak düzenlenen resmi belgeler gerek ilgili Kuruluşlardan istenip gerekse taraflardan sorularak soruşturmayı genişletip derinleştirerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 2110.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.