Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.04.1992 - 03.02.2005 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan T.Bel.Bşk. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava ,davacının davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen 01.04.1992-03.02.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarının tesbiti ve bir kısım işçilik alacağının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının hizmet tesbiti talebinin kabulü ile 01.04.1992 tarihinden itibaren 03.02.2005 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının tesbiti ile bir kısım işçilik alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay"ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.04.1992 tarihinde davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, dönem bordrolarının mahkemece getirtilmediği, 1992 yılında 249 gün, 1993 yılında 304 gün, 1994 yılında 356 gün, 1995 yılında 360 gün, 1996 yılında 355 gün, 1997,1998,1999 yıllarında 360 gün, 2000 yılında 358 gün, 2001 yılında 360 gün, 2002 yılında 357 gün, 2003 yılında 360 gün, 2004 yılında 270 gün çalışmasının Kuruma bildirildiği, 2005 yılı 15 Ocak-14 Şubat döneminde 20 gün, 2004 yılı 15 Ağustos-14 Eylül döneminde 10 gün, 15 Eylül-14 Ekim döneminde 10 gün, 15 Ekim-14 Kasım döneminde 10 gün çalıştığına dair imzalı ücret bordrolarının bulunduğu, 2004 Aralık ayına ait ücret bordrosunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak davalı işverenden tüm ücret bordrolarını getirtmek, ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de dönem bordroları getirtilmediğinden mahkemece dinlenen tanıkların bordro tanığı olup olmadıkları tesbit edilemediğinden dönem bordrolarını getirterek dinlenen tanıkların bordro tanığı olup olmadıklarını denetlemek, bordro tanığı olmadıklarının anlaşılması halinde işverence SGK’na verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile, davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek ve tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre davacının varsa Kuruma bildirilmeyen hizmetlerini tesbit etmek ve tesbit edilen hizmet süresine göre işçilik alacakları konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 23.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.