16. Ceza Dairesi 2020/7399 E. , 2021/4375 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : 5237 sayılı TCK"nın 314/2, 3713 sayılı TMK"nın 5/1,
TCK"nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca
mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun
esastan reddine
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin yasal şartları oluşmadığından CMK"nın 299. maddesi gereğince REDDİNE,
Ayrıntıları Dairemizin 20.12.2017 tarih ve 2017/1862 Esas 2017/5796 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızar, mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale
geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği, bu tarihten sonra gerçekleşen ve örgütsel faaliyet olarak kabul edilen hareketlerin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermesi gerektiği değerlendirilerek;
Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğe varılacak araçlar ise delillerdir. Deliller; tarafların açıklamaları, tanık beyanları, tutanaklar, olay yerinde kalan her türlü iz ve eser olarak belirtilebilir. Delil; bugün akılcı anlayışına göre hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olaylara tahlil ve tetkik ile bütün şartlar ile değerlendirilmesinin mahsulü olacaktır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtla ortaya çıkarılması gerekir. Şayet deliller yeterince toplanmamış ise her aşamada bunun ikmalide zorunludur. Varsayımlar ceza muhakemesinin amacına aykırı olur.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay kapsamında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde;
Suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı veya örgütsel iletişim ağı kullandığı saptanamayan sanığın, soruşturmanın en başından beri istikrar gösteren savunmalarında "FETÖ silahlı terör örgütünün üyesi olmadığını” ısrarla söylemesi, yine dosya kapsamına yansıyan eylem ve faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, öncelikle UYAP sisteminde bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzu taranmak suretiyle sanığın FETÖ silahlı terör örgütü ile ilişkilerine dair tüm bağlantılarının araştırılması, bilgi ve beyana rastlanması halinde onaylı suretlerinin dosya içerisine getirtilmesi, mümkün olması halinde ilgili şahısların duruşmada tanık olarak dinlenilmelerinin sağlanması, yine sanığın yargılama aşamasında isimlerini bildirerek dinlenmelerini talep ettiği savunma tanıklarının da gerekmesi halinde beyanlarının alınarak tüm bu delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre,
Duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmasına ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen Bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK"nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi
uyarınca dosyanın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.