Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2007/25370
Karar No: 2008/17532
Karar Tarihi: 13.11.2008

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2007/25370 Esas 2008/17532 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2007/25370 E.  ,  2008/17532 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    TARİHİ : 07/11/2007
    NUMARASI : 2006/672-2007/643

    Davacı, 1.5.1990 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olmadığının ve borcu bulunmadığının tespitine   karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
    2-Dava, davacının 01.05.1990 tarihinden 8.3.2004 tarihine kadar 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalı olmadığının, 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığının geçerli olduğunun  ve anılan dönemlere ilişkin Bağ-kur primlerini de borçlu bulunmadığının  tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle; davacının 15.03.1990-31.03.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık süreleriyle çakışan dönemler dışlanarak 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, bunlar dışında kalan sürelerde zorunlu Bağ-kur sigortalısı olmadığının tespitine  karar verilmiştir.
    Somut olayda, davacı, 01.06.1979-31.05.1987; 01.05.1990-31.01.1994;  01.05.1994-15.12.2000,  01.04.2003-01.01.2004 ve 09.03.2004-15.03.2005 tarihleri arasında kısmi ve kesintili olarak Sosyal Sigortalar Kurumu’na tabi zorunlu sigortalıdır. Öte yandan, Genel Turizm Gıda San.ve Tic.A.Ş.’nin kurucu ortağı olması nedeniyle 04.10.1991 tarihli giriş bildirgesine istinaden re’sen 15.03.1990 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya göre esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiş olup, davacının ortağı olduğu adı geçen Anonim şirketin 31.05.1993 tarihinde gayri faal duruma düştüğü, 31.12.1998 tarihi itibariyle yasal süresi içinde sermayesini artırmadığı için münfesih duruma düştüğü,  Bodrum Vergi Dairesince kazancının bulunmadığı saptandığından 31.12.2003 tarihi itibariyle re’sen terk işleminin yapıldığı  Bodrum Ticaret Sicil Memurluğunun 15.8.2005 tarihli yazısında da şirketin tasfiye halinde bulunduğu, davalı Kurumun mahkemeye 5.4.2007 tarihli yazı ile davacının talep etmesi halinde şirketin münfesih duruma düştüğü 31.12.1998 tarihinden 4.10.2000 tarihine kadarki sürede 506 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığının geçerli sayılacağı  4.10.2000 tarihinden sonraki 506 sayılı Yasa"ya tabi çalışmalarının geçerli kabul edildiğinin  bildirildiği, ancak bu bildirime rağmen anılan kayıtlar nedeniyle davacının Bağ-Kur tarafından 15.03.1990-31.03.2003 ve 02.01.2004-08.03.2004 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı, 30.03.2007 tarihli prim ekstresinden de, davacının 30.06.2006, 31.07.2006, 01.09.2006, 02.10.2006, 31.10.2006, 30.11.2006 ve 31.01.2007 tarihlerinde Bağ-Kur’a prim ödemelerinin  bulunduğu görülmektedir.
    Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır. “Çatışan sigortalılık sorununu” gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I.(F) bendinde “kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise, “herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Bağ-kur kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin Bağ-kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayı, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 sayılı ile 22.06.2005 gün ve E:2005/21-370, K:2005/402 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları).
    Bu maddi ve hukuki olgular karşışında davacının 15.3.1990 tarihi ile şirketin münfesih duruma düştüğü 31.12.1998 tarihi arasında 1479 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalı olduğu bu dönemdeki 506 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığının iptalinin gerektiği, 1.1.1999-31.3.2003 ve 2.1.2004-8.3.2004 tarihleri arasında ki dönemde ise  1479 sayılı Yasa"ya tabi  sigortalılık şartlarını taşımadığı   kabul edilmelidir.   
    Ne var ki, 1479 sayılı Yasa’nın 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile değişik 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19. maddesi hükmüne göre, 1479 ve 2926 sayılı Yasa’ya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurum’ca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden   itibaren üç ay   içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Anılan maddede, bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 103. maddesinin  1. fıkrasının  (6),  (8)  ve  (10)  numaralı  bentleri  hariç,  diğer  hükümleri ile aynı yasanın 104.maddesi hükümlerinin uygulanacağı da hükme bağlanmıştır. Ayrıca, 1479 sayılı Yasa’nın 5458 sayılı Yasa’nın 14. maddesi ile eklenen ve 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26. maddesinde ise, bu yasa ve 2926 sayılı Yasa’ya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.03.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma  talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında Ek 19. madde hükmünün uygulanacağı bildirilmiştir. 
    Yasaların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak devam  eden  uyuşmazlıklarda,  tamamlanmamış  hukuki   durumlara   yeni  yasa  veya  düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda yasaların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19. maddesi ile Geçici 26. maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.. 
    Davacının davadaki isteminden 01.05.1990 tarihinden sonraki döneme ilişkin prim borcunu ödeme isteği olmadığı sonucu çıktığından, talebi de gözetildiğinde, uyuşmazlığa hüküm tarihinden önce 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa"nın değişik Ek 19. ve geçici 26. maddelerinin uygulanacağının kabulü gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 21.06.2006 gün ve E:2006/21-363, K:2006/466; 28.06.2006 gün ve E:2006/21-485, K:2006/483 sayılı kararları da bu yöndedir.
    Yapılacak iş; 15.3.1998-31.12.1998 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalı olduğu süre yönünden 2006 ve 2007 yıllarında ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını Bağ-Kur’dan sorarak, gerektiğinde, aktüerya uzmanı bilirkişiden bu hususta rapor alarak tesbit etmek,  beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu var ise primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sigortalılığını durdurmak,  prim borcunun bulunduğu dönemin dönemdeki 506 sayılı Yasa"ya tabi zorunlu sigortalılığının geçerli   olduğunun tesbitine  karar vermektir.        
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin  eksik inceleme ve araştırma ile bu ihtilafa uygulanma olanağı bulunmayan "baskın sigortalılık" gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan  temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,  fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi