Davacı, 29.5.1984 - 30.8.1988 tarihleri arasında 1479 sayılı yasaya tabi isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, 29.5.1984-30.8.1988 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme istemin reddine karar vermiştir.
Davacının 6.7.1987 tarihinde kurum kayıtlarına giren giriş bildirgesi ile re’sen 14.7.1982 tarihinden itibaren kayıt ve tescil edildiği, vergi kaydının 14.7.1982-28.5.1984 tarihleri arasında olduğu ve tekrar 2.1.1990 tarihinden itibaren başlayarak devam ettiği, oda kaydının 31.8.1988 tarihinden sicil kaydının da 16.9.1989 tarihinden itibaren başlayarak süre geldiği, davacının dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 30.9.1991 tarihli Kurumdan alınan sigortalılık bilgilerini içeren bilgisayar belgesinde davacının 20.4.1982 ile 30.9.1991 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edildiği, ancak 27.1.1998 ve 18.5.2006 tarihli bilgisayar belgesinde Kurumun davacıyı 14.7.1982-28.5.1984 ve 31.8.1988-9.7.1989 tarihleri ile 21.12.1989tarihinden itibaren sigortalı olarak kabul ettiği, 28.5.1984-31.8.1988 tarihleri arasındaki sigortalılığın iptal edildiği prim ödemelerinin 1992-2004 yıları arasında bulunduğu, 1992 affından yararlandığı, 12.9.1986-12.12.1986 ve 10.7.1989-20.12.1989 tarihleri arasında da 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalarının mevcut olduğu görülmüştür.
Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescillerde 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesini 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe girerek değiştiren 2654 sayılı Yasa gereğince vergi kaydının, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe girerek değiştiren 3165 sayılı Yasa uyarınca da vergi, meslek kuruluşu veya sicil kayıtlarından birinin bulunması koşuldur. Davacının 1987 yılında geriye yönelik tescili yapıldığına göre gerek vergi kaydının gerekse diğer kayıtlarının bulunmadığı 28.5.1984-31.8.1988 tarihleri arasındaki dönemde sigortalı olamayacağı ortadadır. Ancak bu süreye ilişkin prim borçları ödenmiş ve kurumca uzun süre kullanılmış ise, zamanında gerekli araştırmayı yapmaksızın re’sen tescil ile sigortalı olarak kabul eden, primleri tahsil ederek kullanan ve bu suretle sigortalı olduğu yolunda yıllarca güvence veren kurumun sonradan hatalı işlemlerinin farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi Sosyal Güvenlik İlkeleri ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1997/10-578-758 sayılı kararında da belirtildiği üzere davacının bu sürede de sigortalı sayılması gerektiği ortadadır.
Dosyadaki 18.5.2006 tarihli hesap özetinden, davacının 13.4.1992, 14.8.1992 ve 15.10.1992 tarihlerinde icra yoluyla ödemelerinin olduğu, 1992 yılından itibaren toplu ödemelerinin bulunduğu ve 1992 affından da yararlandığı bu durumda 1984-1988 dönemi primlerinin ödendiği kanaati hasıl olmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alınarak, davacının prim ödemeleri eksiksiz araştırılmak suretiyle sonuca gidilmesi, öte yandan 1963 doğum tarihli davacının 1983-1985 yılları arasında askerlik görevini ifa etmiş olabileceği de göz önünde bulundurulmalı, bu yönde de araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.