Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dosyadaki yazılara toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle davacıların maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de ,eksik araştırmaya dayalı varılan bu sonuç doğru değildir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı P.G.’a iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığı,Kurumca yaptırılan müfettiş incelemesi sonucu düzenlenen raporun sonuç kısmında belirtilen “506 sayılı Yasanın 110. maddesinin uygulanmasını gerektirecek bir husus tesbit edilememiştir.”tesbiti dikkate alınarak bu davacıya gelir bağlanmadığı kanaatına varıldığı anlaşılmaktadır.Davacı P. Aylık bağlanıp bağlanmadığını araştırmaksızın,varsayıma dayalı olarak aylık bağlanmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay"ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği gözönünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığına başvuruda bulunması, olmadığı takdirde gelir bağlanması için SSK aleyhine dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24.maddenin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanamayacağı, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir. Öte yandan 4958 sayılı Yasa"nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa"nın 24. maddesindeki “ geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibareleri değiştirilerek yerine” Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” ibareleri getirtilmiştir. Somut olayda, hak sahibi P. yönünden yukarıda açıklanan doğrultuda, inceleme ve araştırma yapılmadığı ortadadır.
Yapılacak iş; davacı P.’ye gelir bağlanıp bağlanmadığını Kurumdan sormak,davacı P.nin Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından aylık alıp almadığını araştırmak,iş kazası nedeniyle aylık bağlanmamışsa ,davacı P.nin Kurumdan talebinin olup olmadığını sormak,talebi yoksa davacıya talepte bulunması için önel vermek,yukarıda şartları belirlenen ilkeleri uygulamak, eğer aylık bağlanmışsa,bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanan peşin sermaye değerini SSK"dan sormak ve bildirim miktarını hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan veriler nazara alınarak yukarıda açıklanan esaslara göre bilirkişiye zarar hesabı yaptırılarak hesaplanan tazminattan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.