Davacı, davalı kuruma borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı 1982-1989 tarihleri arasında, Bağ-Kur sigortalısı olduğunu ve son olarak prim borcunu 28.8.2003 tarihinde yatırdığını ve davalı kuruma prim borcu olmadığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece verilen istemin kabulüne ilişkin karar Dairemizin 13.6.2005 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Ancak; bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Önceki bozma ilamında belirtildiği üzere;
Davacının ödeme yaptığı 20.8.2003 tarihinde 2.8.2003 gününde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa"nın 27. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasa"nın 53/3. maddesi yürürlükte olup anılan maddeye göre sigortalılar tarafından ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse primlerin ödenmeyen kısmına sürenin bittiği tarihten başlamak üzere % 10 artırılacağı, bu miktara borç ödeninceye kadar gecikilen her ay için ayrıca Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet İç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanacaktır.
Sosyal Güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanır. Devam eden uyuşmazlıklarda tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa ve düzenleyici kural “ derhal yürürlüğe girme “ niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni yasa veya düzenleyici kuralın etkilememesi onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Somut olayda davacı 20.4.1982-31.10.1993 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmakla beraber 28.8.2003 gününe kadar davalı Kurum"a prim ödemesinde bulunmamış olup tamamlanmamış hukuki durumdan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle davalının prim ve gecikme zammı borcu 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa"nın 27. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasa"nın 53/3 maddesine göre hesaplanmalıdır.
Davalı Kurumun 7.12.2005 tarihli cevabi yazısında davacının prim borcunun,4692 sayılı Yasa"ya göre 31.7.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarı üzerinden hesaplandığı bildirilmiştir. Belirtilen yasa davacının ödeme tarihi olan 28.8.2003 tarihinde yürürlükte bulunmadığından kurumca yapılan hesaplanmanın geçerli olmadığı açıktır.
Dosya içerisinde mevcut 12.6.2006 tarihi bilirkişi raporunda ise davacının sigortalı dahi olmadığı 2003 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ait prim tutarı üzerinden 3 aylık bir dönem için hesaplama yapıldığı somut olayın olgu ve özelliklerine uymadığı halde karara esas alındığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; bu konuda uzman muhasebeci ve hukukçulardan oluşan bir bilirkişi heyetinden 1479 sayılı Yasa"nın 53. maddesinde belirtilen esaslara göre prim borcunun hesaplanmasına ilişkin rapor almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.1.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.