Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2006/4334
Karar No: 2007/684

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2006/4334 Esas 2007/684 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2006/4334 E.  ,  2007/684 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi     :  Ankara 2.İş Mahkemesi
    Tarih               :  22.12.2005
    No                   : 1292-1661

    Davacı,   3201 sayılı yasa uyarınca borçlanmasınan ve yaşlılık aylığının iptal edilemeyeceğinin tesbiti ile yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin   kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan  ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve özellikle davalı Kurumca muris Halil Toplu"ya fuzulen ödenen aylıklar nedeniyle davacının miras hissesine göre bir miktar borcu var ise de bu borcun bulunmasının davalı Kurumca davacıya ölüm aylığı bağlanmasına hukuki engel sayılamayacağına göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
    2-Dava, davacının murisi H.T."ya davalı Kurumca 3201 sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanma dikkate alınarak bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile davacıya 01.03.2003 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
    Gerçekten, taraflar arasında uyuşmazlık, temelde, yaşlılık sigortasından faydalanmak isteyen 3201 sayılı yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının  yaşlılık aylığı koşullarından “yurda kesin dönüş koşulu’nun” bulunmadığının sonradan anlaşılması halinde, Kurumca uygulanacak işlem ve yaptırımlara ilişkin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle; öncelikle, belirtilen koşul  noksanlığının  saptanması durumunda; Kurum hak ve yetkilerinin, gerek  3201 sayılı gerekse temel Yasa niteliğinde bulunan 506 sayılı Yasa açısından ortaya koymak yararlı olacaktır.
    Gerçekten, 3201 sayılı Yasa, kendisinden önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Yasa ile birlikte; yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarına; yurt dışında çalıştıkları süreleri, döviz karşılığı borçlanma ve buna bağlı yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı vermiş ve bu kişilerin, yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında  sosyal   güvenliklerine  gerek  kalmaksızın  anayurt  Türkiye’de sosyal güvenceye kavuşma hakkı tanımıştır. Böylece Türkiye’de çalışıp, belli bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunan Türk Vatandaşları ile yurt dışında çalışanların sosyal güvenceleri açısından bir farklılık kalmamıştır.
     Bu tür bir sistem sonucu; 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasada öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir. Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir.   Şu    duruma    göre;  Sosyal  Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur.
    İşte, görülmekte olan davada uyuşmazlık bu koşul ile doğrudan ilgili olduğundan       yukarda   anlatılan  hukuki    gerçeklerin  açıklanması  gerekli görülmüştür. Bu bakımdan 3201 sayılı Yasa uyarınca; yaptığı borçlanma karşılığı kendisine yaşlılık aylığı bağlanan bir Türk Vatandaşının, belirtilen “yurda dönüş” şartının gerçekleşmediği veya daha sonraki bir tarihte gerçekleştiğinin anlaşılması halinde kurumun bu kişiye karşı ne tür işlem yapması gerektiğinin saptanması kaçınılmazdır. Bu bağlamda hemen belirtelim ki, 3201 sayılı Yasa sistemi,  yaşlılık aylığından yararlanabilmek için yurda kesin dönüş koşulunu 1985 yılında getirmesine karşılık, yakın tarihe kadar, bu koşul Yargıtay uygulamasında, katı biçimde kabul edilmemiş; yurda kesin dönüş yapmadığı anlaşılan ve yurt dışı ilişkilerinin bir süre daha devam ettiği hallerde,  Kurumun yaşlılık aylıklarını kesme işlemlerine geçerlilik tanınmamıştır. Ancak, bu konunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine gelmesiyle   uygulama tersine dönmüş ve yurt dışında çalışanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi yönünden, yurda kesin dönüş koşulunun varlığı zorunlu görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/10/1997 gün, 1997/10-588 E., 857 K. sayılı ve 22/4/1999 günlü, 1999/21-284 E., 300 K. sayılı ve daha sonra aynı doğrultudaki kararlar).   Ne var ki, sözü edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararlarında; yaşlılık sigortasından yararlanma yönünden yurda kesin dönüş koşulunun varlığının aranmasına karşın, bu koşulun yokluğu halinde, yapılması gereken Kurum işlemlerinin ne doğrultuda olması gerektiği yönünden davayla doğrudan ilgilisi bulunmaması nedeni ile bir hukuki tavır alınmamıştır.
    Gerçekten, bu konuda sözü edilen 3201 sayılı Yasa, 6.madde (B) fıkrası, sistemi doğrudan olmasa bile, dolaylı biçimde ortaya koymuş, yurt dışından kesin dönüş yapılmasına ve kendilerine yaşlılık aylığı bağlanmasına karşın, yurt dışında çalışmak isteyenler  yönünden  Kurumca  yapılması  gereken işlemleri belirlemiştir. Buna göre;yurt dışından kesin dönüş yapan bir kimsenin yeniden yurt dışında çalışması halinde; çalıştığı süre kadar yaşlılık aylığı kesilecek bu kişinin yurda dönüşünde; isterse çalıştığı süre kadar borçlanmak suretiyle; yaşlılık aylığı oran ve miktarı artırılacak, isterse, eski aylık olduğu gibi ödenmeye devam edecektir. Böylece denilebilir ki, 3201 sayılı Yasa sisteminde yeniden yurt dışı çalışma söz konusu olduğunda, yaşlılık sigortasından bağlanan aylıklar ödenmemekte ve sosyal güvenlik askıya alınmaktadır. Bu durumun sonucu olarak, yaşlılık aylığı bağlanması sırasında, yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılırsa, yapılacak işlem; veya uygulanacak yaptırım;  yaşlılık aylığının bağlanmaması ve kesin dönüş tarihine kadar işlemlerin hukuken askıya alınması, istek olduğunda yatırılan borçlanma bedelini iadesidir. Yaşlılık aylığı bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylığın kesilmesi ve ödenen aylıkların geri alınmasıdır.  
    Nitekim; 506 sayılı Yasa sisteminde, yurt içinde çalışanlar için uygulanan yaptırımda belirtilen şekilde olmaktadır. Yargıtay uygulamasında kabul   edildiği üzere, yurt içinde çalışan bir sigortalının, yaşlılık aylığından yararlanmak için Kuruma başvurduğunda, işten ayrılma koşulu gerçekleşmemişse, bu kişiye yaşlılık aylığı bağlanmamakta veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, bu koşulun yokluğu anlaşıldığında; aylıklar kesilmekte ve ödenenler geri alınmaktadır. Bunun ötesin de; 506 sayılı Yasanın 3279 sayılı Yasa ile değişik 63.maddesinde kabul edildiği biçimde; yaşlılık aylığı alanlar, Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeme koşuluyla; yaşlılık aylıklarının kesilmeden çalışmalarını sürdürebilmektedirler. En önemlisi “işten ayrılma” veya “yurt dışından dönüş” koşulunun yokluğu, kişinin sosyal güvenlik haklarının büsbütün ortadan kaldırıcı bir neden olarak, yasalarda öngörülmemiş, sadece; aylığın başlatılmaması veya bağlanan aylığın kesilmesi biçimde yaptırıma bağlanmıştır.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden muris Halil Toplu"nun 16.07.1993 tarihinde Danimarkada geçen 01.10.1970-15.01.1992 tarihleri arasındaki çalışma süresini borçlandığı, Halil Toplu"nun 07.06.1993 tarihinde Danimarka Sosyal Güvenlik Kurumundan İşsizlik maaşı (Overgangsydelsen), 03.05.1998 tarihinden de özel erken emeklilik aylığı almaya başladığı, Nisan 1997-Aralık 2002 tarihleri arasında Danimarka Sosyal Güvenlik Kurumuna gönüllü olarak ATP primi ödediği ve 21.11.1970-24.07.2002 tarihleri arasında Danimarka"da ikamet ettiği, Halil Toplu"nun 14.10.1993 tarihli aylık tahsis talebi üzerine davalı Kurumca 01.11.1993 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, Halil Toplu"nun 05.02.2003 tarihinde ölümü ve eşi olan davacının ölüm aylığı tahsis talebi üzerine yapılan inceleme sonucunda Halil Toplu"nun 01.01.1997 tarihinde Danimarka"da fiilen çalıştığı ileri sürülerek bağlanan aylığın 01.01.1997 tarihi itibariyle iptal edilerek 01.01.1997-22.04.2003 tarihleri arasında fuzulen ödendiği ileri sürülen aylıklar nedeniyle 10.475823.323.-TL., faiz olarak 12.721.691.000.-TL. olmak üzere toplam 23.396.498.492.-TL. borç çıkarıldığı, borç ödenmediği içinde davacıya ölüm aylığı bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
    Türkiye ile Danimarka arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 5. maddesinde bu sözleşmede aksine hüküm bulunmayan hallerde bir akit tarafın sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen mevzuatına tabi bulunan bir kimse, mezkur mevzuata göre diğer akit tarafın vatandaşlarının tabi olduğu haklara ve yükümlülüklere aynen tabi olacakları, 32/3. maddesinde bir Danimarka veya Türk vatandaşı veya hak sahipleri, münhasıran Türk mevzuatına göre geçirdikleri sigortalılık veya prim ödeme süresi dikkate alınınca bir aylığa hak kazanma koşulunu yerine getirmedikleri taktirde ilgili kişinin Danimarka mevzuatına göre geçirdiği ikamet sürelerinin gerekli miktarının Türk mevzuatına göre geçirilmiş sigortalı mevzuatına göre geçirilmiş sigortalı veya prim ödeme süresi imiş gibi dikkate alınacağı, şu kadarki anılan sigortalılık veya prim ödeme süresi ile anılan ikamet süresinin çakışmaması gerektiği, 4. bentte ise Danimarka"da geçirilen ikamet süresinin her yılının Türk mevzuatına göre 360 gün prim ödeme süresine eşit olduğu bildirilmiştir.
    Sözleşmenin bu hükümleri karşısında Türk vatandaşlarının Danimarka"da ikametlerinin çalışma anlamına geleceğinden Danimarka"da ikamet edilen süreler de çalışılmış süre gibi kabul edilmelidir.
    Somut olayda Halil Toplu"nun 01.10.1970-24.07.2002 tarihleri arasında Danimarka"da ikamet etmiş olup sözleşme hükümleri gereğince bu süre çalışmış süre olarak kabul edileceğinden 01.11.1993-24.07.2002 tarihleri arasında 3201 sayılı Yasa gereğince yaptığı borçlanma nazara alınarak aylık alması mümkün değildir. Halil Toplu 24.07.2002 tarihinden sonra Türkiye"ye kesin dönüş yaptığından 01.08.2002 tarihi itibariyle aylık bağlanması gerekeceğinden davalı Kurumca 01.08.2002 tarihi ile ölüm tarihi olan 05.02.2003 tarihi arasında aylık ödenmesine ilişkin işlem doğru olup bu dönemde ödenen aylıkların faizi ile birlikte geri istenmesine ilişkin Kurum işlemi yerinde olmayıp iptali gerekir. Ne var ki davalı
     Kurum bağlanan aylığı 01.01.1997 tarihinden itibaren kesmiş bulunduğundan davalı Kurumun bu kabulü gözetildiğinde Halil Toplu"ya 01.01.1997-24.07.2002 tarihleri arasında fuzulan ödenen aylıklar ile bu aylıkların faizinden davacının miras hissesine göre sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin kesilen yaşlılık aylığının 01.01.1997 tarihi itibariyle aynen ödenmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,   25.1.2007  gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi