14. Hukuk Dairesi 2014/14736 E. , 2015/2627 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.01.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 24.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı mirasçıları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 10.03.2015 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Davacı, paydaşı olduğu 2 parsel sayılı taşınmazın dava dışı önceki paydaşının payını 19.10.2012 günü satış yoluyla davalıya devrettiğini, bildirim yapılmadığını ileri sürerek, önalım nedeniyle payın adına tescilini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin geçtiğini ve taşınmazda fiili taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı mirasçıları vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre arsa niteliğindeki 9.416 m2 yüzölçümlü 2 parsel sayılı taşınmazın 1244/9416 payının davacı, 2987/9416 payının davalı adına kayıtlı olduğu ve davacı ve davalı dışında 18 adet paydaşın daha bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen davalı tanıkları taşınmazda fiili taksim bulunduğunu belirterek davalının edindiği çekişme konusu payın karşılığı yeri göstermiş iseler de davacının kullanımında bulunan bölümü göstermemişlerdir. Fen bilirkişinin 24.01.2014 günlü raporunda taşınmazda bir kısım paydaşların kullandığı yerler belirlenmiş ancak davacı ve davalının kullanımında bulunan bölümler ayrı ayrı belirtilmemiştir. Mülk ve inşaat bilirkişi kurulunun 10.02.2014 günlü raporunda taşınmaz üzerinde beş adet mesken bulunduğu belirtilmiş ancak tarafların kullanımında bulunan yer bu raporda da işaretlenmemiştir. Davacının ve davalıya pay satan paydaşın tasarruflarında bulunan bölümler de bilirkişi raporlarında gösterilmemiştir. Bu nedenle mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak düzenlenecek fen bilirkişi raporunun eki krokide davacı ve davalının taşınmazda kullandıkları bölümler ayrı ayrı gösterilmelidir. Bu araştırma yapılmadan mahkemece eksik inceleme ile taşınmazda eylemli paylaşımın varlığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.