Abaküs Yazılım
7. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/31915
Karar No: 2016/2741
Karar Tarihi: 11.02.2016

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/31915 Esas 2016/2741 Karar Sayılı İlamı

7. Hukuk Dairesi         2015/31915 E.  ,  2016/2741 K.

    "İçtihat Metni"




    Mahkemesi :İş Mahkemesi
    Dava Türü : İşe iade


    YARGITAY İLAMI

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
    Davacı vekili, davalı tarafça fesih nedeni olarak işletmesel karara dayanılmış ise de feshin geçersiz ve haksız olduğunu, 24.06.2013 günü mesai başlangıç saatinde aniden önüne iş sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarına ilişkin bir protokol konulduğunu, psikolojik baskı ile imzalatıldığını, söz konusu belgeleri kesinlikle serbest iradesi ile imzalamadığını belirterek feshin geçersizliği ile işe iadesini talep etmiştir.
    Davalı vekili, son yıllarda teknik/net zararın yüksek olması, iş süreçlerinin verimliliğini artırmak için tüm işletme genelinde uygulanmak üzere organizasyonal değişikliğe gidildiğini, bu kapsamda atıl olan bir çok pozisyonun kaldırıldığını, bölgelerdeki bazı pozisyonların merkezileştirildiğini, ve yine bölgelerdeki direk satış fonksiyonunun tamamen kapatıldığını, bu kapsamda işletmesel kararla tüm bölgelerde yürütülen tahsilat işleminin Genel Müdürlük nezdinde yürütülmeye karar verildiğini, genel müdürlükte ise belli sayıda işçi istihdam edilebileceğinden istihdam fazlası personelin iş sözleşmelerinin feshedildiğini, feshin hemen sonrasında davacı ile iş sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarına ilişkin protokol imzalandığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile kullanılmayan yıllık izin ücretleri ve tüm yasal alacaklarının yanı sıra davacıya 5 aylık ücreti tutarında brüt 24.462,50 TL ek ödeme teklif edildiği, davacının yapılan teklifi kabul ettiği, böylece yapılan ikale sözlşemesi ve ek ödeme ile davacının makul yararının karşılandığını, davacının ikale sözleşmesini kendi iradesi ile imzaladığını, bu nedenle işe iadenin mali sonuçlarından yaralanmak için açtığı bu davada davacının yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, taraflar arasında, ikale sözleşmesinin yapıldığı ve geçerli olduğu, davalı tarafça alınan işletmesel kararın da organizasyon yapısının verimliliği ve norm kadro analizlerinin yapılması kararının işletmesel karar kapsamında olduğu ve bu kararın uygulanmasında tutarlılık, ölçülülük, keyfi davranmama ve feshin son çare olması ilkelerine aykırılık teşkil etmediği yönünde teknik bilirkişi heyetince yapılan tespitlere de itibar edilerek feshin ikale sözleşmesi ile sonlandırıldığı ve usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Somut olayda, işyerinde alınan işletmesel karar ile ekonomik nedenlerle merkezileşmeye gidildiği ve davacının çalıştığı departmanın kapatıldığı, bu süreçte çalışanların mağdur olmaması için öncelikle işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacaklarına ilaveten ek ödemede bulunulmak üzere ikale teklifinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davacıya da, bu yönde 24.06.2013 tarihli bir protokol imzalatılmıştır. Protokol içeriğine göre, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti ve işlemiş faizi toplamı olan brüt 46.329,98 TL’ye ilaveten brüt 24.462,50 TL ek ödeme yapılacağı belirtilmiş olup ilave ödeme tutarı olan 24.462,50 TL’nin davacının 5 aylık brüt ücretini karşıladığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarına ilaveten 5 aylık brüt ücreti tutarında ilave ödeme teklifi içeren 24.06.2013 tarihli protokol davacı tarafından kendi imzasıyla kabul edilerek taraflar arasında ikale sözleşmesi kurulmuş ve davacının makul yararı da belirtilen ek ödemeyle karşılanmış ise de, gerek davacı tanıkları gerekse davalı tanığının beyanına göre ikale sözleşmesinin imzalanması sırasında davacının iradesi sakatlanmıştır. Şöyle ki, işyerinde bölge yöneticisi olan davalı tanığı ..., duruşmadaki beyanında açıkça “Kendilerine bu sözleşmelerin ikale sözleşmesi olmadığını söyledik.” demiştir. Bu beyan, iddia ve davacı tanıklarının beyanlarını doğrulamaktadır. O halde, işyeri yöneticisi tarafından davacının ikale sözleşmesinin imzalanması sırasında belirtilen beyanla yanıltıldığı ve davacının iradesinin sakatlandığı açıktır. Nitekim,... İş Mahkemesinin 2013/715 Esas sırasında davalı şirkete karşı açılan benzer davada, davacının aynı işletmesel karar sonrası benzer şekilde protokol imzalatılarak iş akdinin sonlandırıldığı görülmekte olup, Mahkemece “…şirket yetkilisinin sözleşmeyi imzalarken de ikale sözleşmesi olmadığını söyleyerek davacı işçinin iradesini sakatladığı, ikalenin tarafların serbest iradesine dayanmadığı…” gerekçesiyle ikale sözleşmesine itibar edilemeyerek işin esasına girilmiş, toplanan delillerden, işveren tarafından feshin son çare ilkesine uyulmadığı, feshin geçersiz olduğu sonucuna varılarak davacının işe iadesine karar verilmiştir. Sözü edilen bu karar, Dairemizin 09/06/2015 tarih, 2015/8440 E, 2015/11534 K nolu kararıyla onanmıştır. Dairemizin Emsal onama kararı da gözetilerek davacının irade sakatlığı nedeniyle taraflar arasındaki ikale sözleşmesinin geçersiz olduğu kabul edilmeli ve işin esasına girilmelidir.
    Mahkemece işin esası da değerlendirilip bilirkişi raporuna itibarla, davalı şirketin aldığı kararın işletmesel karar kapsamında olduğu, işletmesel kararın uygulanmasında tutarlılık, ölçülülük, keyfi davranmama ve feshin son çare olması ilkelerine aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Buna göre, işletmesel kararın uygulanmasında tutarlılık, ölçülülük, keyfi davranmama ve feshin son çare olması ilkelerine uyulup uyulmadığı değerlendirilmelidir.
    Bu bağlamda, davalı şirketin aldığı 21.06.2013 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile teknik, tahsilat, hasar ve benzeri fonksiyonların merkezileştirilmesine ve bu fonksiyonların şirket Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan teknik Operasyon Merkezi eliyle yürütülmesine karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar, dosya içerisinde bulunan …. tarihli bilirkişi ek raporunda “Dönem bordrolarının incelenmesinde, fesihten kısa bir süre önce 13.06.2013 tarihinde... , fesihten sonra ise 07.07.2013 TARİHİNDE... ve 05.09.2013 tarihinde ... ’ün işe alındıkları, bu işçilerin görev tanımına ilişkin dosyada bilgi-belge bulunmadığından davacının yeni alınan işçilerin yaptığı görevi yapıp yapamayacağının değerlendirilemediği” mütalaa edilmiş ise de, yukarıda belirtilen Dairemizin 2015/8440 E, 2015/11534 K sayılı Emsal dosyasında alınan 24.09.2014 tarihli bilirkişi ek raporunda “… bölge müdürlüklerinde bulunan tahsilat, hasar ve teknik departmanların kapatılmasına karar verildiği, bu karar sonucunda 12 kişinin işten çıkarıldığı, bununla birlikte davacı işten çıkarıldıktan sonra 3 işçinin işe alındığı anlaşılmıştır. Alınan bu işçilerin pazarlamacı ve eksper olarak işe alındıkları, davacının yürütmüş olduğu tahsilat uzmanı görevi ile doğrudan ilişkili olmadığı kanaatine varılmıştır…” denilmiştir. Emsal dosya davacısı da, somut olaydaki davacı ile davalı şirketin aynı tarihli(21.06.2013) işletmesel kararı sonrası aynı tarihte(24.06.2013) benzer şekilde protokol imzalatılarak işten çıkarıldığından, emsal dosya bilirkişisi ek raporundaki tespitler eldeki dosya için de geçerlidir. Buna göre, fesihten önce ve sonra işe alınan üç işçinin görev tanımlarının “pazarlamacı ve eksper” olduğu anlaşılmaktadır. O halde, davalı işveren işyerinde merkezileşmeye giderek hasar birimini kapatmasına rağmen fesihten önce ve sonra işe yeni alım yaparak ve bunların arasında, kapattığını savunduğu hasar bölümüne de eksper alarak işletmesel kararı tutarlı uygulamadığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda, davacının görev tanımının teknik servis yönetmeni olmasının da bir önemi kalmamaktadır. Zira, işletmesel karar bir bütündür ve tutarlılık da bunu gerektirmektedir. Nitekim, emsal dosya davacısı da tahsilat uzmanı olup fesihten önce ve sonra işe alınanların görev tanımları(eksper, pazarlamacı) ile bir bağlantısı bulunmamasına ve bu durum yukarıda belirtilen bilirkişi ek raporunda da mütalaa edilmesine rağmen, mahkemece bu husus üzerinde durulmayarak, davanın kabulüne karar verilmiş ve karar Dairemizce onanmıştır.
    Yapılan bu tespit ve değerlendirmelere göre, davalı şirket işletmesel kararı tutarlı uygulamadığından fesih geçersiz olup davacının işe iadesine karar verilmesi gerekmektedir.
    4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
    HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
    1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
    3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalı tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
    4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
    5- Davacı tarafından peşin yatırılan 24,30 TL harcın alınması gerekli 27,70 TL harçtan mahsubu ile eksik 3,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine"ye gelir kaydına,
    6-Davacının yapmış olduğu Yargıtay’a geliş-dönüş dahil toplam 175,15 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
    7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’e göre 1800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
    8- Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
    9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11/02/2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi