12. Ceza Dairesi 2016/5392 E. , 2018/11429 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 Sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete"de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Diğer yandan, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen "maliklere tebliğ" usulünün, bölge bazındaki tescil işlemlerinde değil, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının tescili söz konusu olduğunda uygulanacağı, başka bir deyişle, bir bölgenin sit alanı olarak belirlenip tescil edilmesi halinde, o bölgede yaşayan tüm vatandaşlara tebligat yapılmak suretiyle tescil kararının duyurulması şeklinde bir yöntem izlenmeyeceği, karar Resmi Gazete"de yayımlanıp Bakanlığın internet sayfasında bir ay süre ile duyurularak, bölge halkının sit tescilinden haberdar olmasının sağlanacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14/12/1974 tarih ve 8172 sayılı kararı ile Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit alanında, aynı kurulun 24/06/1983 tarih ve 15175 sayılı kararı ile ve Boğaziçi Kanunu kapsamında Boğaziçi Öngörünüm ve Sahil Şeridi Bölgesinde bulunan taşınmazda, 14/08/1996 tarihli Gecekondu Tespit Tutanağı ve 12/05/2008 tarihli Taşınmaz Tespit Tutanağı ile yapılan incelemeler sonunda, tek katlı, betonarme, garaj olarak kullanılan yapı tespit edilmesi üzerine, İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 25/10/2011 tarih ve 62 sayılı kararı ile, söz konusu parseldeki izinsiz uygulamaların 6 ay içerisinde giderilmesine karar verildiği, bu kararın sanığa 23/11/2011 tarihinde tebliğ edildiği, Kurulun 07/08/2012 tarih ve 536 sayılı kararında, 6 aylık süre içerisinde izinsiz uygulamaların kaldırılmadığının belirlendiği,
14/08/1996 tarihli Gecekondu Tespit Tutanağının sanık adına düzenlendiği, sanık tarafından Milli Emlak Müdürlüğüne sunulan , “Önceki malikin 1953 yılından beri , sonraki malik olarak da 1980 yılından beri zilyetliğimde bulunan ve üzerine inşaat ettiğimiz bina ile birlikte zilyedi ve kullanıcısı bulunduğum Sarıyer ilçesi Yeniköy Kavağı mahallesi Türkbostanı mevkiinde bulunan 68 pafta 324 ada 9 parsel sayılı 73,92 metrekarelik ecrimisilini ödediğim arsanın makul fiyatla tarafıma satışının yapılması...” şeklindeki 30/07/2007 tarihli dilekçesindeki beyanından da anlaşılacağı üzere , üzerine izinsiz bina inşa edilen taşınmazın , Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14/12/1974 tarih ve 8172 sayılı doğal ve tarihi sit alanına ilişkin kararından sonra sanığın kullanımında olduğu , bu hali ile sanığın bu bölgede yaşadığının sabit olduğu anlaşılmakla, mahkemece, taşınmazın tapu kaydında 2863 sayılı Kanuna tabi olduğuna dair şerh bulunmadığı, bu konuda sanığa tebligat yapılmadığından bahisle, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; yukarıda belirtilen bilgiler ışığında, sit alanına ilişkin tescil kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediği, ayrıca, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14/12/1974 tarih ve 8172 sayılı tescil kararının, tescil tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuata göre Resmi Gazetede yayımlanıp yayımlandığı araştırılarak, mutad vasıtalarla ilan edilmiş ya da Resmi Gazetede yayımlanmış ise; yerin sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabul edilmesi gerektiği,
Öte yandan, mahkemenin, suça konu eklentinin sanık tarafından yapıldığına dair savunmanın aksine delil elde edilemediği gerekçesine binaen, sanığın Milli Emlak Müdürlüğüne sunduğu 30/07/2007 tarihli dilekçe içeriğindeki “.... üzerine inşaat ettiğimiz bina ile ....” ibare göz önüne alınarak, mahkemece, mahallinde konusunda uzman fen, inşaat ve arkeolog bilirkişiler refakatinde keşif icra edilerek, öncelikle, kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları gibi teknik verilerden yararlanılmak suretiyle, suça konu taşınmazın yapım tarihi belirlenip, binanın, sanığın zilyetliğine geçtiği tarihten sonra mı önce mi yapıldığının, sanık tarafından yapılıp yapılmadığının tereddütsüz şekilde tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.