8. Hukuk Dairesi 2016/4836 E. , 2019/1085 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 11/07/2014 tarihinde haciz yapılan taşınmazın 16/07/2008 tarihinde borçlu şirketten satın alındığını, hacze konu asansörlerin taşınmazın mütemmim cüzü olduğunu,mahcuzların müvekkiline ait bulunduğunu, dosya alacaklısının herhangi bir alacağının olmadığını, otelin eski maliki olan borçlu şirket tarafından Vakıfbank ... Şubesinden alınan yatırım kredisi ile inşa edildiğini, fatura bedelinin tamamının davalı alacaklıya ...... tarafından ödendiğini, alacaklı olduğunu iddia eden ..."dan alacağının olmadığına dair beyanının ve ibrasının alındığını, borçlu tarafından organize edilen ve davacı şirketi yıpratmak amaçlı borç- alacak ilişkileri oluşturularak takip ve haciz yapıldığını, alacaklının fatura tarihinden 8 yıl, satın alma tarihinden 6 yıl sonra icra takibi başlattığını, davacı şirket aleyhine defalarca alacaklılar tarafından tasarrufun iptali davası açıldığını ve bu davaların tarafların esasen alacaklı olmadıkları nedeniyle reddedildiğini, davalıların işbirliği halinde oldukları ve haksız kazanç peşinde koştuklarını belirterek, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına, kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı tarafın sunmuş olduğu tahsilat makbuzunun resmi evrak niteliğinde olmadığını, ödemelerin mahsubundan sonra kalan borç için takip yapıldığını, davacının işyerini usulsüz devraldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 08/03/2007 tarihli faturadan kaynaklanan 90.000 TL alacağın gerçek olmadığından bahisle işbu davanın açıldığı, takibe konu asansör bedelinin ödendiğine ilişkin davacı tarafından tahsilat makbuzu ile çekin delil olarak gösterildiği, sunulan tahsilat makbuzu üzerindeki imza davalı alacaklı tarafından kabul edilmemiş olduğundan, tahsilat makbuzunun borcun ödendiğini ispata elverişli belge olarak kabul edilemeyeceği, 56.000 TL dışında kalan takibe konu borcun ödendiğine ilişkin davalı alacaklının kabulünün de olmadığı, davacının icra takibine konu alacağın gerçek olmadığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK"nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; davacı 3. kişi vekilinin istihkak iddiasının yanı sıra takip konusu borcun takip tarihinden önce ödendiği iddiasında da bulunduğu, Mahkemece temel borç ilişkisine yönelik ödeme iddiasına değer verilerek davacı tarafın icra takibine konu alacağın gerçek olmadığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, istihkak davası, alacaklının belli bir mal üzerine koydurduğu haciz ile, üçüncü kişinin bu mal üzerinde iddia ettiği hak arasındaki çatışmayı çözmeye yönelik bir davadır. Bu cümleden olmak üzere;
İstihkak davası, takip sürecinde haciz esnasında ortaya çıkan bir sorunun bertaraf edilmesine yönelik bir davadır. Ancak, bu dava ile üçüncü kişinin ileri sürdüğü hakkın, sadece somut icra takibi bakımından mevcut sayılıp sayılamayacağına ve bunun sonucunda eğer, iddia ettiği gibi bir hakka sahip olduğu tespit edilirse, dava konusu mal üzerinde cebri icranın cereyan edemeyeceğine (yürüyemeyeceğine) karar verilir. Kuşkusuz, üçüncü kişinin, hacizli mal üzerinde gerçekten iddia ettiği gibi bir hakkının bulunup bulunmadığı araştırılacaktır. Fakat bu hakkın mevcut olup olmadığı bir ön sorun olarak incelenecek ve bu inceleme sonucunda ulaşılan sonuç temelinde, nihai amaç olarak, mal üzerindeki haczin caiz olup olmadığına karar verilecektir. İddia edilen hakkın varlığı veya yokluğuna ilişkin tespit, işte bu kararın verilmesinin bir gerekçesini teşkil edecektir. Dolayısıyla, üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın sadece somut takip bakımından dikkate alınıp alınmayacağına karar verilecek, ancak istihkak davası nihai olarak, dava konusu mal üzerindeki cebri icranın caiz olup olmadığının belirlenmesi amacına yönelmiş bir dava olarak ortaya çıkacaktır. İstihkak davasının üzerine gideceği ve hukuka aykırı bulunduğu takdirde ortadan kaldıracağı husus, Devlet’in cebri icra organı tarafından yapılmış olan kamusal nitelikli bir icra işlemi (haciz) olacaktır. İstihkak davası, borçlunun borcu için haczedilen ve fakat üçüncü bir kişinin de üzerinde hak iddia ettiği bir mal üzerindeki uyuşmazlığın, somut icra takibi bakımından çözülmesi suretiyle, söz konusu mal üzerindeki haczin akıbetini (caiz olup olmadığını) belirleme amacına yönelik bir davadır. (..., Hacizde İstihkak Davası, ...... Tezi, ... Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, sayfa 21, 22, 23)
Bu bilgilere göre, alacaklı ...’un, takip borçlusu ...... İnş. Gıda Tarım Ltd.Şti’ den alacaklı olup olmadığının ve alacaklı ise bundan sonra taraflar arasında cerayan eden harici ödemelerin araştırılması eldeki istihkak davasının konusu değildir. Borçlu tarafından alacaklıya yapılan ve taraflar arasında ihtilafsız olan ödeme nedeniyle, haczin düşmesi halinde ancak, istihkak davasının konusunun kalıp kalmadığı noktasında bir değerlendirme yapılabilir.
Bu durumda, yukarıdaki anlatılan ilke ve kabullere göre, Mahkemece yapılacak iş, tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Anılan bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İİK"nin 366 ve 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK"nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.