Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/137
Karar No: 2020/806
Karar Tarihi: 21.10.2020

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/137 Esas 2020/806 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2017/137 E.  ,  2020/806 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi



    1. Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacı vekili 15.03.2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar tarafından birlikte organize edilen “Nişantaşı Sanat Parkı” projesi kapsamında talep üzerine eser mahiyetinde bank hazırladığını, proje kapsamında bankın teslim edildiğini ve “Nişantaşı Sanat Parkı”nda sergilenmeye başlandığını, üç yıl sonra müvekkiline teslim edilmesi gereken bankın 2012 yılında parkta olmadığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından davalı belediyeye yapılan müracaat üzerine bankın üçüncü kişiler tarafından tahrif edildiğinin ve çalındığının belirtildiğini, davalıların eserin korunması için yeterli özeni göstermediklerini ileri sürerek FSEK’in 70. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL maddi ve 20.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
    5. Davalı ... Sinema Pazarlama Reklamcılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili 13.05.2013 tarihli cevap dilekçesinde; “Nişantaşı Sanat Parkı” projesinin sahibinin Şişli Belediye Başkanlığı olduğunu, müvekkilinin sadece belediye ile sanatçıların iletişim kurması ve projeye başvuran eserlerin sergide değerlendirilmesi konusunda destek verdiğini, proje bünyesinde yer alma ve eser sunma talebinin davacıdan geldiğini, müvekkili ile davacı arasında dava konusu eseri konu alan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, proje kapsamında eserin Nişantaşı Sanat Parkı’na konulduğunu, davacının iddiasının aksine projeye dahil olan eserlerin iadesinin mümkün olmadığını, zira eserin yerleşik ve sürekli olarak parkta bulunmasının proje özelliği itibariyle hayatın olağan akışına uygun olduğunu, projenin parkın açılması ile tamamlandığını ve müvekkilinin sorumluluğunun da sona erdiğini, bu nedenle dava konusu eserin parkta çalınmasında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    6. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili 05.07.2013 tarihli cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan sözlü görüşmeler neticesinde dava konusu eserin Nişantaşı Sanat Parkı’na yerleştirildiğini, bankın bir süre sonra gece vakti çalındığını, müvekkilinin gece vakti parkta bekçi görevlendirmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle eserin korunmasına ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkeme Kararı:
    7. İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 20.02.2014 tarihli ve 2013/51 E., 2014/20 K. sayılı kararı ile; davacıya ait eserin umuma ait parkta bilinmeyen kişilerce tahrip edildiğinin ve çalındığının belirtildiği, davalıların dava konusu bankın tahrip edilmesinde ve çalınmasında akdi veya haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olamayacağı, bu tür umuma ait yerde sergilenmesine rıza gösterdiği eserin maruz kalacağı olası risklere katlanma yükümlülüğünün davacının kendisine ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Özel Daire Bozma Kararı:
    8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    9. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.10.2014 tarihli ve 2014/9183 E., 2014/16195 K. sayılı kararı ile; “…Dava konusu güzel sanat eseri davalı belediye başkanlığı tarafından tahsis edilen park niteliğindeki "Nişantaşı Sanat Parkı" adlı sergi alanında üç yıl müddetle sergilenmek üzere eser sahibi olan davacı tarafından davalılara teslim edilmiştir. Her ne kadar, taraflar arasında eserin koruma koşullarına yönelik yazılı bir sözleşme bulunmasa dahi, eserin geçici bir müddetle sergilenmesi için davalılara teslim edildiği ve bu süre boyunca da davalıların koruması altında olacağı tabiidir. Nitekim aynı yerde davacı dışında başka sanatçıların da eserlerinin sergilenmek üzere teslim alındığı göz önünde alındığında, davalıların sergi amaçlı olarak teslim edilen bu eserlerin bulunduğu sergi alanının korunmasında üzerlerine düşen objektif özen yükümlülüğünü yerine getirdikleri hâlde dava konusu eserin tahrip ve yok edilmesini önleyemediklerini kanıtlamaları gerekir. Bu hususta, gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak ve konusunda uzman bilirkişilerden görüş alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    10. İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2015/53 E., 2015/74 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, dava konusu bankın üç yıllığına davalılara teslim edildiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
    11. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı belediyenin proje sahibi, davalı şirketin ise organizatör olduğu “Nişantaşı Sanat Parkı” projesi kapsamında davacı tarafından meydana getirilen ve “Nişantaşı Sanat Parkı”nda sergilenen bankın üçüncü kişilerce tahrip edilmesi ve akabinde çalınması karşısında davalıların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının eserden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

    III. GEREKÇE
    13. Dava, FSEK kapsamında eserden kaynaklanan mali ve manevi hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
    14. Fikir ve sanat eserleri hukukunun en önemli kavramı eserdir. Bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için, onun FSEK kapsamında eser vasfına sahip olması gerekir. Hangi fikrî ürünün eser olarak kabul edileceği ise FSEK’e göre belirlenecektir. FSEK’in 1. maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevî fikir ve sanat mahsulüdür” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, bir fikri ürünün FSEK kapsamında eser olarak vasıflandırılabilmesi için, iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar bir fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ve Kanun’da sınırlı sayıda belirtilmiş olan eser türlerinden birine dâhil olmasıdır.
    15. Hemen belirtmek gerekir ki, fikrî bir ürün, ancak dış dünyaya aksettirildiği ve üçüncü kişilerin duyularına hitap edecek niteliğe büründüğü takdirde eser niteliğini kazanabilir. Başka bir deyişle insanın düşünceleri değil, bunların dış âleme yansıdığı biçim eser olarak koruma altındadır. Ayrıca eser bir bütün olarak himaye görür; yoksa eserde yer alan veya eserde ifadesini bulan her türlü münferit fikir veya düşünce ayrı ayrı korumaya konu olamayacağı gibi, kural olarak bütünlük arz etmeyen fikir ürünleri de eser olarak nitelendirilemezler.
    16. FSEK’te eseri ve eser sahibini tanımlayan kanun koyucu, eser sahibinin haklarını da mali ve manevi haklar olarak ikiye ayırmıştır. Eser sahibine tanınan mali ve manevi haklar mutlak ve inhisari nitelikte olup, sahibine tek başına kullanma ve herkese karşı ileri sürebilme yetkisi sağlar. Eser sahibinin hakları mali ve manevi haklar olarak ayrılmış ise de gerçekte eser üzerindeki bu haklar birbirinden kolayca ayrılamayan, eser sahipliğinden kaynaklanan bir tek mutlak hakkın (telif hakkının) sağladığı çeşitli yetkilerdir (Ateş, Mustafa: Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların Kapsamı ve Sınırlandırılması, Ankara, 2003, s. 93.). Başka bir deyişle mali hakların manevi bir yönü, manevi hakların ise mali bir yönü daima mevcuttur.
    17. FSEK"te eser sahibine tanınan mali ve manevi haklar sınırlı sayı yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda eser sahibine tanına manevi haklar; eserin umuma arz yetkisi (m. 14), adın belirtilmesi yetkisi (m. 15/1), eserde değişiklik yapılmasını menetme yetkisi (m. 16 ve m. 17/2) ve eserin aslına ulaşma ve eseri sergileme hakkı (m. 17/1 ve 17/3) şeklindedir. Eser sahibine tanınan mali haklar ise; işleme hakkı (m. 21), çoğaltma hakkı (m. 22), yayma hakkı (m. 23), temsil hakkı (m. 24), işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı (m. 25) şeklinde ifade edilmiştir. Bununla birlikte FSEK’in mali ve manevi hakları düzenleyen hükümlerinden farklı bir bölümde düzenseler de pay ve takip hakkı (m. 45), cayma hakkı (m. 58) ve vazgeçme hakkı (m. 60) da FSEK’in eser sahibine tanıdığı haklardandır.
    18. Uyuşmazlığın çözümü için bu aşamada eser sahibinin FSEK’in 16 ve 17. maddelerinde düzenlenen manevi hakları konusunda kısa bir açıklama yapılmalıdır.
    19. FSEK kapsamında korunan heykel, yağlıboya tablo ve resim gibi bazı güzel sanat eserleri bir eşyada somutlaşır. Bu eserlerin somutlaştığı eşyanın mülkiyetini edinen kişi (aslın maliki), eserden kaynaklanan hakların sahibi olamaz. Eserden kaynaklanan tüm haklar eser sahibinde kalmaya devam eder. Örneğin, bir yağlıboya tabloyu evinde kullanmak üzere satın alan kişi, bu eserin bir kısmını boyayamaz veya kenarlarından keserek küçültemez, fotoğrafını çekerek çoğaltamaz. Hatta eserin malikine ayrıca FSEK’in 48 ve 52. maddelerine uygun olarak mali hakların devri yapılsa dahi malik, eser sahibinin manevi haklarını korumak zorundadır.
    20. FSEK’te eser sahibine tanınan manevi haklardan birisi de eserde değişiklik yapılmasını menetme yetkisidir. Bu hak FSEK’in 16 ve 17/2 maddelerinde düzenlenmiştir. Özellikle FSEK’in 16/1 maddesi “Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz” hükmünü haizdir. FSEK’in 17/2 maddesinde ise bu hak; “Aslın maliki, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebilir. Ancak eseri bozamaz ve yok edemez ve eser sahibinin haklarına zarar veremez” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre eserin somutlaştığı eşya üzerinde ayni veya şahsi hakka dayanarak zilyet olan kişi, eser sahibinin eserden kaynaklanan haklarına riayet etmek ve bu hakların sahipleri tarafından kullanılmasına izin vermek zorundadır.
    21. Aslın maliki, eser sahibinin FSEK’in 17. maddesinde düzenlenen haklarını kullanmasına izin vermek zorundadır. FSEK’in 17/1 maddesinde eser sahibinin eserden geçici süreyle yararlanma hakkı; 17/3 maddesinde ise eserin tek ve özgün olması durumunda onu kullanma hakkı düzenlenmiştir.
    22. FSEK’in 17/1 maddesi;“Eser sahibi, gerekli durumlarda, aslın maliki ve zilyedinden, koruma şartlarını yerine getirmek kaydıyla, 4 üncü maddenin 1 inci ve 2 nci bentlerinde sayılan güzel sanat eserlerinin ve 2 nci maddenin 1 inci bendinde ve 3 üncü maddede sayılıp da yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından geçici bir süre için yararlanmayı talep etme hakkına sahiptir. Eser sahibinin bu hakkı, bu eserlerin ticaretini yapanlar tarafından eseri satın alan veya elde eden kişilere müzayede ve satış kataloğu veya ilgili belgeler ile açıklanır.” hükmünü haizdir. Buna göre anılan madde; FSEK’in 4/1 maddesinde gösterilen, estetik değere sahip olan; “yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi” ve 4/2 maddesinde gösterilen “heykeller, kabartmalar ve oymalar” ile FSEK’in 3. maddesinde gösterilen musiki eserlerinden “yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerin asılları” hakkında uygulanır. Bu durumda Kanun’da sayılan eserlerin sahibi, gerekli durumlarda, aslın maliki ve zilyedinden, koruma şartlarını yerine getirmek kaydıyla bu eserlerin asıllarından geçici bir süre yararlanmayı talep etme hakkına sahiptir.
    23. FSEK’in 17/1 maddesinde belirtilen “geçici bir süre yararlanma” ifadesi Kanun’da tanımlanmamakla birlikte, malik ve zilyedin haklarına ters düşmemek şartıyla, eser sahibinin çoğaltma (örneğin yağlıboya tablonun yılbaşı kartı olarak kullanılması) ve işleme (örneğin bir tezhip motifinin çini hâline getirilmesi) haklarını ticari veya ticari olmayan amaçlarla kullanabilmesini de kapsadığı kabul edilmelidir (Tekinalp, Ünal: Fikrî Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 175).
    24. FSEK’in 17/3 maddesi; “Eserin tek ve özgün olması durumunda eser sahibi, kendisine ait tüm dönemleri kapsayan çalışma ve sergilerde kullanmak amacıyla, koruma şartlarını yerine getirerek iade edilmek üzere eseri isteyebilir.” hükmünü haizdir. Buna göre eser sahibi yalnızca eseri kendisine ait tüm dönemleri kapsayan çalışma ve sergilerde kullanma amacıyla malike bu hakkını ileri sürebilir. Eserden geçici bir süre yararlanmadan farklı olarak bu talebin ileri sürülebilmesi için eserin tek ve özgün olması gerekmektedir.
    25. Görüldüğü üzere aslın maliki eserini somutlaştığı eşyanın mülkiyetini kazansa da eser sahibinin haklarını elde edememektedir. Bununla birlikte aslın maliki ve zilyedi, eseri kullanırken eser sahibinin haklarına riayet etmesi gerekmektedir. Bu kapsamda eseri bozamaz, değiştiremez ve yok edemez. Hatta eseri kullanma şekli, teşhir yeri ve biçimi yahut satışa çıkarılma tarzı eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyemez. Öte yandan aslın maliki ve zilyedi eseri korumak için gerekli tedbirleri de alması gerekir. Başka bir deyişle aslın maliki, eser sahibinin haklarını korumak için eserin korunmasına yönelik objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir. Aksi hâlde eser sahibinin FSEK’in 16 ve 17. maddelerinde düzenlenen hakları ihlal edilmiş olacaktır.
    26. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ... Belediye Başkanlığı’nın proje sahibi, diğer davalı şirketin organizatör olduğu “Nişantaşı Sanat Parkı” projesine davacının ahşap oyma bank ile katıldığı, projeye davacı ile birlikte otuzdan fazla sanatçının eserleriyle destek verdiği, proje kapsamında tüm eserlerin “Nişantaşı Sanat Parkı”nda 23.11.2009 tarihinden itibaren sergilenmeye başlandığı ve ayrıca eserlerin halkın kullanımına açıldığı anlaşılmaktadır.
    27. Dava konusu ahşap oyma bankın “Nişantaşı Sanat Parkı”nda bulunamaması üzerine davacı eser sahibi tarafından davalı ... Belediye Başkanlığı’na 18.05.2012 tarihli ihtarname gönderilmiştir. Bunun üzerine davalı ... Belediye Başkanlığı tarafından, eserin kimliği meçhul kişilerce tahrip edildiği ve gece vakti çalındığı hususu davacı eser sahibine bildirilmiştir. Yine davalı ... Belediye Başkanlığı tarafından mahkemeye gönderilen yazıda da; davacıya ait eserin meçhul kişilerce tahrip edildiği ve gece vakti çalındığı, eserlerin yer aldığı “Nişantaşı Sanat Parkı”nda 07.00 ile 16.00 saatleri arasında görevli bulunduğu, gece vakti görevli bulunmadığı ve kamera sisteminin ise olayın meydana gelmesinden sonra 2012 yılının sonunda kurulduğu belirtilmiştir.
    28. Davacı vekili eserin sergilenmesi ve halk tarafından kullanılması için üç yıl süreyle davalı ... Belediye Başkanlığı’na bırakıldığını ileri sürmüş ise de dosya kapsamında davacı vekilinin iddiası ve bir gazete haberi dışında bu hususu destekleyen hiçbir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların savunmaları ve hayatın olağan akışı gözetildiğinde dava konusu eserin davalı ... Belediye Başkanlığı’nın mülkiyetine süresiz olarak bırakıldığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Özel Dairenin bozma kararında; eserin “Nişantaşı Sanat Parkı”na geçici olarak bırakıldığı yönündeki tespiti yerinde değildir.
    29. Dava konusu eser tek ve özgün bir eser niteliğinde olup, eserin sergilenmesi ve halk tarafından kullanılması amacıyla “Nişantaşı Sanat Parkı”na bırakıldığı, böylece eserin sadece mülkiyetinin davalı ... Belediye Başkanlığı’na devredildiği kabul edilmelidir. Bu itibarla aslın maliki ve zilyedi davalı ... Belediye Başkanlığı’dır. Bununla birlikte eser üzerindeki haklar davacı eser sahibine aittir. Aslın maliki, ancak eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebilir. Bu kapsamda aslın maliki ve zilyedi eseri sözleşme kapsamında kullanmak veya kullandırmak ve bu amaç doğrultusunda eseri koruyup gözetmek zorundadır. O hâlde proje kapsamında birçok sanatçının eserinin yer aldığı “Nişantaşı Sanat Parkı”nın diğer parklara nazaran üçüncü kişilerin eserlere yönelik kötü niyetli davranışlarına karşı daha fazla korunması ve daha gelişmiş güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir.
    30. Her ne kadar umuma açık bir parkta sergilenen ahşap bir bank; yağmur, kar, güneş gibi doğa olayları ve olağan kullanım karşısında zamanla yıpranacak ise de davalı ... Belediye Başkanlığı’nın kötü niyetli üçüncü kişilerden eseri koruyacak ve bu kişilerin esere zarar vermesini engelleyecek gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Bu itibarla aslın maliki ve zilyedi eseri korumak için gerekli olan objektif özen yükümlülüğünü yerine getirdikleri hâlde dava konusu eserin tahrip edilmesini ve çalınmasını önleyemediklerini ispatlamaları gerekmektedir. Aksi hâlde aslın maliki ve zilyedi, eser sahibinin FSEK’in 16 ve 17. maddesinde düzenlenen manevi haklarını ihlal etmiş olacak ve bu hakların ihlali hâlinde ortaya çıkan maddi ve manevi zararları tazmin etmek zorunda kalacaktır.
    31. Bu itibarla mahkemece, öncelikle davalı şirketin dava konusu eseri koruma noktasında sorumluluğunun bulunup bulunmadığı incelenerek davalılar tarafından eseri korumak için gerekli olan objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususu üzerinde durulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Öte yandan dosya kapsamı ile; dava konusu bankın gece vakti çalındığı, olayın gerçekleştiği “Nişantaşı Sanat Parkı”nda 07.00 ile 16.00 saatleri arasında görevli bulunduğu, gece vakti görevli bulunmadığı ve kamera sisteminin ise olayın meydana gelmesinden sonra 2012 yılının sonunda kurulduğu sabit olduğuna göre Özel Dairenin bozma kararında belirtilenin aksine somut olayda keşif yapılmasının da sonuca bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
    32. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; somut olayda FSEK’in 16 ve 17. maddesinin uygulama alanının bulunmadığı, zira anılan maddelerin aslın malikinin rızası ile eserin bozulması veya yok edilmesi hâlinde uygulanacağı, dava konusu eserin ise davalı ... Belediye Başkanlığı’nın rızası hilafına yok edildiği, bu itibarla somut olayda genel hükümler uygulanarak sonuca gidilmesi ve bu değişik gerekçeyle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
    33. Bu durumda Özel Dairenin bozma kararında gösterilen gerekçe yanında yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ile bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

    IV. SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.10.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi