1. Ceza Dairesi 2018/2046 E. , 2020/2485 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs suçuna azmettirme
HÜKÜM : Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK"nin 37/1, 81/1, 53/1, 63. maddeleri gereğince ayrı ayrı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları (sanık ... hakkında ayrıca TCK. 58/6-7-8 madde),
Sanık ... hakkında; kasten öldürmeye teşebbüs suçuna azmettirme nedeniyle beraatine,
İlişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2016 gün ve 2015/323 esas, 2016/303 sayılı kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık ... ve ... hakkında; maktul ...’i kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünlerinin, sanıklar müdafii, sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünün, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin vermiş olduğu 03.05.2017 gün ve 2017/1058 esas, 2017/1074 sayılı kararında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemede sübuta, katılanlar vekilinin sanık ...’ın cezalandırılmasını gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının 5271 sayılı CMK"nin 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, aynı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21/10/2020 gününde sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü, sanık ... hakkında verilen beraat kararı, sanık ... hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddi yönünden oy birliği, sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden Heyetimizden Sayın Başkan ... ve Sayın Üye ...’in, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği ve sanığın tahliye edilmesine yönelen karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklar ... , ... ve ...’ın, maktul ...’i kasten öldürdükleri iddiasıyla açılan kamu davasında, sanık ...’ın beraatine, kardeş olan sanıklar ... ve ...’nin kasten adam öldürme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına dair yerel mahkemece verilen karar Antalya BAM tarafından yerinde bulunarak her bir sanık yönünden yapılan istinaf talepleri ayrı ayrı reddolunmuştur. Yine her bir sanık hakkındaki bu karara karşı yapılan temyiz başvuruları üzerine, Antalya BAM Daire kararının doğru ve yerinde olduğundan temyiz talebinin reddine dair Dairemiz çoğunluğu kararına, sanıklardan ...’nin müsnet suçu işlediğine dair dosyada sanık aleyhine delil bulunmadığı halde var olan şüphe sanık ... aleyhine yorumlanarak olayda delil olmaksızın mahkumiyetine karar vermenin doğru olmadığını düşündüğümüzden katılmıyoruz.
Şöyle ki; maktul ..., 16/04/2015 gecesi saat: 22.07 ile 22.23 arasında bıçaklanmak suretiyle öldürülmüştür. Dosya kapsamından; sanık ... ve ...’ın nişanlı oldukları, maktul ile ...’ın bir süre arkadaşlık yapmaları nedeniyle sanık ...’ın maktule sinirlendiği ve hatta bu iki nişanlı sanık arasındaki mesaj içeriklerinden sanık ...’ın maktulü bıçaklayarak öldürdüğü anlaşılmaktadır (Sanık ... Yargıtay aşaması öncesinde suçunu itiraf ederek ...’la beraber bu suçu işledik demiştir).
Dosya kapsamından; sanık ...’ın mahkumiyetine karar vermeyi gerektirecek delillerin neler olduğu Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/323-303 esas-karar sayılı kararından teker teker alınarak bu delillerin mahkumiyete yeterli olup olmadığı burada irdelenecektir.
Ayrıca, ilgili mahkeme kararında gerekçede bahsedilmese dahi dosyadaki sanık ... ile ilgili lehe veya aleyhe olan tüm deliller tüm yönleri ile burada ele alınıp bir sonuca varılacaktır.
1- Dosya kapsamı, delil durumu, taraf ve tanık beyanlarına göre, maktul ve sanık ...’nin olay öncesinde aralarında herhangi husumet veya samimiyet olmayan kişiler oldukları anlaşılacaktır. Maktul ... olay öncesinde bir suça karıştığı için denetimli serbestliğe imza vermekte sanık ... de asker kaçağı olması ve bir Laptop’u hırsızladığı iddiası ile kolluk tarafından aranmakta olup bu nedenle sanık ... kendi adresine pek uğramamakta, ailesi de ...’yi korumak için kolluk tarafından araştırıldığında, görseler bile görmedik denmek suretiyle korunmaktadır. Buna dair dosyada beyanlar bulunmaktadır.
2- Maktulün cesedi üzerinde yapılan otopside; bıçakla boğazından iki kez, yine sırtından bir kez bıçaklanarak öldürülmüş olduğu sabittir. Dosyadaki hiç bir raporda olayda bir veya daha çok bıçak olduğu ve yine olayı bir veya bir kaç kişinin gerçekleştirmiş olabileceğine dair tıbbi bir tesbit yoktur. Ancak her nasılsa mahkeme gerekçesi belirlenemeyen bir şekilde maktulün boğazındaki iki ayrı bıçaklamanın iki kişi tarafından gerçekleştirildiğini kabul etmiştir. Bu kabulün hiç bir maddi, teknik dayanağı ve delili mantıklı bir izahı olmayıp gerekçesi olmayan bu tesbit hukuki değildir.
3- Sanıklar ... ve ...’nin hangi elerini kullandıklarının tesbiti için duruşmada kendilerine yazılar yazdırılarak, her iki sanığın da duruşma heyeti huzurunda sol ellerini kullandıkları zabıtlara bağlanmıştır (Olayın oluş şeklinde bunun sanık ... aleyhine delil olma durumu yoktur zira ikisi de solaktır).
4- Sanıklardan ...’nin olay sırasında diğer sanık olan ağabeyi ... ile birlikte maktulün yanında olduğuna dair teknik hiçbir delil yoktur (Halbu ki sanık ...’ın olay günü kullandığı telefon’un baz kayıtlarına göre, sanık ... ile maktul olay sırasında aynı bazdadırlar). HTS sinyalleri bunu doğrulamaktadır.
Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında buraya kadar bahsettiiğimiz gerekçe dışında sanık ...’nin maktulü öldürdüğüne dair başkaca hiçbir gerekçe yoktur, ancak; bu delillerle sanık ...’nin ağabeyi sanık ... ile birlikte maktulü öldürmek suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmıştır.
Bu deliller dışında ... ile ilgili başkaca delillerde vardır.
a) Maktulün babası ..., oğlu ...’i evde göremeyince suç tarihinde 7 yaş 9 aylık olan oğlu ...’a sorduğunda, ...’ın ağabeyi ... hakkında babası olan katılan ...’a söylediği hususlar önemlidir.
Katılan ..., olayın üzerinden 6 saat geçmeden kollukta verdiği ifadesinde kendisinin oğlu ...’i olay gecesi saat: 22.24 sularında aradığını ve çağırdığını, onun da 15 dakika sonra geleceğim dediğini ve gelmeyince küçük oğlu ...’a sorduğunda ...’ın kendisine “Ağabeyim iki tane kasa alarak dışarı gitti” dediğini kolluktaki ifadesinde söylemiştir.
Müşteki ... olaydan 5 gün sonra verdiği ikinci ifadede; küçük oğlu ...’ın beyanlarından bahsetmemiştir.
Müşteki ... 14/05/2015 günü Sarayköy Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadesinde (olaydan 28 gün sonra): “Olay gecesi küçük oğlu ...’a ağabeyini sorduğunda ...’in tam olarak ... olmamakla birlikte, gece saat: 21.00-21.30 gibi eve gelip zile basarak kapıyı açan kardeşi ...’a annemler gelir ise ben ...’lerin evinin oradayım diyerek, iki tane plastik kasa alarak ayrıldığını, ...’ın arkasından bakınca abisi ...’in yanında biri ondan uzun ve zayıf biri de ondan kısa iki kişiyi daha gördüğünü, bu kişilerin başlarında bere olduğunu kendisine anlattığını” söylemiştir.
Eğer ... üzerinde oturmak için evden plastik kasa aldı ise toplam üç kişi olduklarından üç kasa alması beklenirdi.
Müşteki ... duruşmada ise (15/01/2016 tarihli celsede): Olayı sanıklar ... ve ...’nin yaptıklarını, olay gecesi küçük oğlu ...’ın sanıkları gördüğünü ve bunu kendisine anlattığını, bu iki sanığın başlarında maske olduğunu, uzun boylu ve zayıf olanın huzurda olan sanık ..., kısa boylu olanın da yine huzurdaki sanık ... olduğunu anlatmıştır.
Mahkeme, ...’ın beyanları arasındaki özellikle bu iki sanığın olay gecesi maktulün yanında olup olmadığına dair, sanıklar aleyhine geliştirilen beyanlarını sorgulamamış ve sübut delili kabul etmiştir.
Olayın öncesinde abisinin yanındaki kişileri gördüğünü söyleyen maktulün 7 yaşındaki kardeşi ... duruşmada tanık olarak dinlenmemiştir. Sanıkları teşhis işlemi dahi yaptırılmamıştır. Olay sırasında olay saati ve bulundukları konuma göre ...’ın bu sanıkları bere veya maskeliyken tanıyıp tanımayacağı tatbiki olarak tesbit edilmemiştir. Bu çok ciddi bir eksikliktir.
Müşteki ...’a olaydan sonra oğlu ...’ın gördüğü hususları anlatırken sanıkların aleyhine genişlettiği beyanlar sorgulanmamış, niçin beyanlarını aleyhe genişlettiği irdelenmemiştir.
Sanık ... olaydan önce kullandığı telefon cihazı bozulunca sim kartını çıkardığını ve telefonu tamire verdiğini söylemiştir. Sanık ...’nin HTS kayıtları incelendiğinde; 490 ....708 imei nolu cep telefonu cihazındaki 0.545 580 38 23 nolu sanık ... adına kayıtlı sim kartını 12/04/2015 günü saat: 16.45’de (olaydan 4 gün önce) en son kullandığı ve bu telefon cihazına 17/04/2015’e kadar bir daha sim kart takmadığı (bu sürede telefon cihazını tamire verdiğini söylemiştir) 17/04/2015 günü saat: 10.37’de bu cihazına 0.545 568 43 07 nolu sim kartı taktığı tesbit edilmiştir. Olaydan bir gün sonra bu telefona yine sim kart takılmıştır. Olay gecesi saat: 23.17 sularında sanık ...’nin yengesinin doğum sancısı tutunca ...270 06 66 ile biten telefon cihazı ile 112 Acil’i aradığı ve telefonunun numarası değil cihazın imei nosunun HTS kayıtlarında kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Sabittir.
Yani sanık ...’nin kendi yerini gizlemek için olay gecesi telefonunun sim kartını çıkartması söz konusu değildir (Sim kartı 5 gün takılmamıştır).
Tüm bu tesbitler birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...’nin maktulün öldürülmesinde abisi olan sanık ... ile birlikte hareket ettiğine dair hiç bir maddi delil yoktur. Devlet, yargı yetkisini kullanırken kendi yasalarıyla koyduğu kurallarla bağlıdır. Her türlü yetkisi olan yargı merciileri tüm delilleri toplayacak ve mantıklı bir gerekçe ile bir hüküm kuracaktır. Dosyada bir kısım delillerin (Teşhis-tanık olarak ...’ın dinlenmesi, müşteki ...’ın beyanlarının irdelenmesi, olayda kaç kişinin maktulü öldürdüğüne dair teknik delil toplanması gibi) zamanında eksiksiz toplanmamış olması ve bu eksiklikler nedeniyle dosyada ortaya çıkan şüphenin dosyamızda sanık ...’ye yüklenmesini, şüpheden sanığın yararlanacağına dair temel usul kuralına aykırı olduğu dikkate alınarak doğru görmediğimizden bu sanığın müsnet suçtan beraati ve tahliyesi gerektiği gerekçesi ile Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
21/10/2020 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ..."ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanıklar ... ve ... müdafii Avukat ..."ın yokluğunda 22/10/2020 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.