Hukuk Genel Kurulu 2017/141 E. , 2020/807 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 02.11.2007 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında davalıya ait ganyan ve sayısal oyun bayisinin 48.000,00TL karşılığında müvekkiline devri konusunda sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeyle kararlaştırılan bedeli ödediğini, ancak işyerinin müvekkilinden geri alındığını, ödenen bedelin ise müvekkiline iade edilmediğini, bu tutarın tahsili için başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili 29.01.2008 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkiline ait olan ganyan ve sayısal oyun bayisinin 48.000,00TL bedel karşılığında 20.03.2006 tarihli sözleşme ile davacıya devredildiğini ve resmî bayilik sıfatı müvekkilinde kalmak koşuluyla işyerinin davacıya teslim edildiğini, davacının müvekkiline devir bedeli olarak toplam 48.000,00TL bedelli bonolar verdiğini, ancak davacının işi yürütemeyeceğini belirtmesi üzerine müvekkilinin bayilik haklarının tehlikeye girmemesi için devir sözleşmesinin karşılıklı olarak iptal edildiğini, davacının 16.10.2006 tarihine kadar işyerini çalıştırdığını, sözleşmenin iptalinden sonra bedel karşılığı alınan bonoların tahsil edilmeden davacıya iade edildiğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararı:
6. İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.10.2008 tarihli ve 2007/462 E., 2008/404 K. sayılı kararı ile; taraflar arasında işyeri devir sözleşmesi imzalanarak işyerinin davacıya teslim edildiği, davacı tarafından altı ay çalıştırıldıktan sonra karşılıklı görüşme ile davalıya iade edildiği, sözleşmede bedelin ödendiğine dair kayıt bulunmadığı, bu nedenle davacının sözleşmeyle kararlaştırılan devir bedelini ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.06.2010 tarihli ve 2009/14364 E., 2010/6869 K. sayılı kararı ile onanmış ise de davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
8. Karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.02.2011 tarihli ve 2010/13286 E., 2011/1412 K. sayılı kararı ile; “…Dava, davalıya ait ganyan ve sayısal loto bayisinin davacıya devri için davacı yanca davalıya ödenen ve sözleşmede belirtilen 48.000,00 TL’nin, işyerinin davalı tarafından geri alınması nedeniyle iadesi için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının sözleşmeyle kararlaştırılan devir bedelini ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. BK’nun 182/2. maddesi gereğince aksine adet veya sözleşme bulunmuyorsa satıcı ve alıcı aynı zamanda borçlarını yerine getirmekle yükümlüdür. Satım konusu malın alıcıya teslim edilmesi satış bedelinin alındığına delil teşkil eder. Dava konusu olayda davacı devir alan (alıcı), satış bedelini ödediğini, bu nedenle işyerinin kendisine teslim edildiğini iddia ettiğine ve dosya kapsamından da işyerinin davacıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede de aksine bir hüküm olmadığı anlaşılmakla tarafların edimlerini aynı anda yerine getirdiklerinin kabulü gerekir. Bu durumda da sözleşmede yer alan bedelin ödenmediğini davalı devir eden (satıcı) ispat edecektir. O hâlde mahkemece anılan hususlar gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüyle, Dairemizin onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.12.2011 tarihli ve 2011/135 E., 2011/504 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, taraflar arasında iki devir işlemi gerçekleştiği, birincisinde işyerinin davacı tarafından devralındığı, ikincisinde ise işyerinin davalıya teslim edildiği, birinci devir işleminde ödemelerin her iki tarafça aynı anda yapıldığı kabul edildikten sonra ikinci devir işlemi için de ödemelerin her iki tarafça aynı anda yapılması gerektiği, bu nedenle ikinci devir işlemi sırasında davacının verdiğini geri aldığının ve böylece tarafların mahsuplaştıklarının kabulü gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen Ganyan ve Sayısal Oyun Bayisinin Devri Sözleşmesi’nin işyerinin davacıya tesliminden sonra iptal edilmesi karşısında, sözleşme bedelinin ödenip ödenmediği hususunda ispat külfetinin hangi taraf üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce mahkemece Özel Dairenin bozma kararına eylemli olarak uyulup uyulmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
IV. GEREKÇE
13. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda) “usulü kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
14. Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa’nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
15. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarihli ve 21/9 sayılı kararı). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İBK 04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı kararı). Bu nedenle vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay"ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır.
16. Burada hemen belirtmek gerekir ki usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
17. Somut olayda, Mahkemece, Özel Dairenin bozma ilamına uyulmasına karar verilip verilmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
18. Mahkemece verilen ilk karar Özel Dairece; malın alıcıya teslim edilmesinin satış bedelinin alındığına delil teşkil edeceği, bu nedenle mal teslim edildiğine göre sözleşmede yer alan bedelin ödenmediğinin davalı devir eden (satıcı) tarafından ispat edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece eldeki dosyanın bozmadan sonraki 31.05.2011 tarihli ikinci duruşmasında bozmaya uyulup uyulmaması konusunda herhangi bir karar verilmeden, davalı vekilinin, senetlerin davacıya iade edilmesi konusunda yazılı bir belge bulunmadığını, ancak bu konuya yönelik tanık dinletmek istediklerini beyan etmesinden sonra bedelin ödenip ödenmemesi konusunda tanık dinlenmesinin mümkün olmadığına ancak bayiinin davalı tarafından zor kullanılarak alınıp alınmadığı konusunda tarafların tanık dinletebileceklerine ve tanık isim ve adreslerinin on gün içinde dosyaya bildirilmesine ve gelecek celse tanıkların hazır bulundurulmasına ilişkin ara karar tesis edilmiş, davacı vekilinin ara karardan dönülmesine yönelik talebi ise Yargıtay bozmasında anılan konuda taraflara ispat etme hakkının verilmesinin belirtildiği gerekçesiyle 17.06.2011 tarihli ara karar ile reddedildikten sonra 05.12.2011 tarihli celsede önceki kararda direnilmesi yolunda hüküm kurulmuştur.
19. Bozma kararındaki gerekçede sonuçta yapılması gereken iş olarak gösterilen yönler göz önünde tutulduğunda, yerel mahkemenin yukarıda değinilen ara kararının, bozmaya eylemli uyma niteliğinde bulunduğu açıktır.
20. O hâlde mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usulü kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.