Davacı, davalı işveren nezdinde 28.05.1983 tarihinden itibaren çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davacı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, 28.05.1983 tarihinden itibaren davalı işyerinde aralıksız çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkeme, davacının 15.05.1996-08.11.2001 tarihleri arasında aralıklı olarak 857 gün çalıştığının tesbitine karar vermiştir.
Yasal dayanağına 506 sayılı Yasa"nın79/10.maddesi olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yada çalışmanın Kurumca tesbit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, karar kapsamında bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, sürekli mi, kesintili miş yoksa mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle ilişkileri bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, işyeri kayıtlarında yer alan müdür, amir, şef gibi yetkililer başta olmak üzere işyerinde çalışan diğer kişiler ile gerektiğinde komşu işyerinin kayıtları ile belirlenmiş çalışanları dinlenilmeli, çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmıyacak şekilde belirlenmelidir. Öte yandan işe giriş bildirgelerinin ve bordroların bulunması davacının davalı işyerinde kesintili çalıştığının karinesi olup, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilmeyeceği kural ise de, mahkemece ücret bordroları üzerinde yaptırılan incelemede bir kısım ücret bordrolarındaki imzaların davacıya ait olmadığının diğerlerindeki imzaların ise davacıya ait olup olmadığının belirlenememesi karşısında ücret bordroları dikkate alınmayarak yukarıda belirtildiği şekilde çalışma olgusu hakkında özellikle tanık beyanları alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği ortadadır.
Ancak davalı işyerinden Kuruma 13 adet giriş bildirgesi verildiğine göre bu giriş bildirgelerindeki mühürler ve imzalar hakkında da inceleme yaptırılarak davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre davacının çalışmalarının kesintili yara sürekli mi olduğu konusunda doğru delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Son olarak ta 506 sayılı Yasa"nın 79/10 maddesinde belirtilen ve işyerinden bildirim olmadığı yada kurumca çalışmanın tesbit edilmemesi halinde söz konusu olan hak düşücü sürenin, işyerinden bildirimlerin bulunması halinde uygulama yerinin bulunmadığı ve özellikle dava tarihinden geriye gidilerek beş yıl önceki çalışmaların hak düşürücü süreye uğrayacağı şeklinde bir uygulamanın söz konusu olamıyacağı dikkate alınarak davacının istemi hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yaptırılan bilirkişi raporu itibariyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı Kurum"un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi