
Esas No: 2014/10730
Karar No: 2015/12073
Karar Tarihi: 19.10.2015
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/10730 Esas 2015/12073 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : SARIGÖL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/01/2014
NUMARASI : 2012/287-2014/24
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ............"ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacılar, 212 parselde kayıtlı taşınmazın paydaşı olduklarını, davalılar tarafından paydaşı oldukları taşınmaza üzüm omcaları ile çeşitli ağaçlar dikilmek suretiyle tecavüzde bulunulduğunu, bu durumun davalılara bildirildiğini ancak davalıların işgalini sürdürdüğünü ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuşlardır.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü, idarenin kamulaştırma sonucu 376 parselde kayıtlı taşınmazın maliki bulunduğunu, kamulaştırılan alan haricinde el atma veya sınır işgali bulunmadığını, dava konusu taşınmaz ile maliki bulundukları taşınmazın sınır komşusu olmadıklarını, idarenin ağaç ve üzüm omcası dikmek suretiyle işgalde bulunmasının hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Ö.. K.., taşınmazların bulunduğu yer itibariyle kadastral düzenlemelerin sağlıklı olmadığını, davacılara ait taşınmaza tecavüzünün bulunmadığını, davanın inandırıcı delillere dayandırılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın zemin durumu ile paftası arasında uyumsuzluk bulunduğu, Kadastro Müdürlüğünce alanda yenileme kadastrosu yapılması gerektiğinin bildirildiği, yenileme çalışmalarının ne zaman yapılacağının belirsizlik taşıdığı, mevcut durum itibariyle kadastral çapa itibar edilerek karar verilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda tecavüzlü alanın hata payı içerisinde kaldığı, davalı idarenin maliki bulunduğu taşınmazın dava konusu taşınmazın sınır komşusu olmadığı gerekçeleriyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin reddine karar verilmiştir.
Kararın dayanağını dosyada mevcut fen bilirkişisi raporu oluşturmaktadır. Bahsi geçen bilirkişi raporunda, dava konusu alanda 1.5-2,00 metreden daha hassas olarak mülkiyet sınırlarının belirlenmesinin mümkün olmadığı, 2 m²"lik bir yanılma payı ile ölçüm yeterli görülüyor ise elatmanın olduğu belirtilmesine karşın, mahkemece, el atılan yerin hata payı içerisinde kaldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda Mahkemece konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılarak mevcut kadastral duruma göre bir müdahale olup olmadığının net olarak belirlenmesi ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, tecavüz olup olmadığı tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca; 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüş olmasına karşın, keşif ile belirlenen değer üzerinden harç ikmali yapılmaksızın yargılamaya devam olunup hüküm kurulması da isabetsizdir.
Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.