
Esas No: 2017/1477
Karar No: 2020/826
Karar Tarihi: 03.11.2020
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1477 Esas 2020/826 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 01.10.2012 havale tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki/hissedarı/kiracısı olduğu Elbistan ilçesi Karahüyük Köyü 383, 501, 802, 806, 808, 936, 943, 942, 561, 565, 374, 935, 823, 362 parsel sayılı taşınmazlarda hububat-şeker pancarı-ayçiçeği ektiğini, davalı kuruma bağlı olarak faaliyet gösteren termik santrallerin çevreye olan olumsuz etkileri nedeniyle ekili ürünlerinde zarar meydana geldiğini, Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/358 D.İş sayılı dosyasında bu durumun tespit edildiğini ileri sürerek 2012 yılı itibariyle oluşan ve tespiti yapılan, yargılama neticesinde oransal ve miktar olarak netleşecek tazminat alacağının kiracılık ve her türlü yasal takdiri tenzilattan sonra belirlenecek miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili 20.11.2012 havale tarihli cevap dilekçesinde; öncelikle davanın idari yargı yoluna ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini, esas yönünden ise davaya konu termik santralin işletilmesinden dolayı çevreye herhangi bir zarar verilmediğini, resmi kurumlarca hava kalitesinin sürekli ölçüldüğünü, yönetmeliklerle belirlenen sınır değerlerinin aşılmadığını, küllerin toprakla örtüldüğünü, düzenli olarak nemlendirme yapıldığını, tespit raporunun bilimsel kriterlere uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiş; mümkün olmadığı takdirde ve davacının dava konusu parsellerin kiracısı veya zilyedi gibi bir sıfata sahip olması hâlinde ise en az %50 hakkaniyet indirimi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı :
6. Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.2013 tarihli ve 2012/357 E., 2013/427 K. sayılı kararı ile; davanın 2.420,09TL maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 1879 sayılı parsel (292 sayılı parsele ifraz görmüştür) yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı :
7. Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20.02.2014 tarihli ve 2013/16682 E., 2014/2814 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece, yargılamanın son oturumunda kısa karar olarak Davanın 8.315,92 TL tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmiş iken daha sonra yazılan gerekçeli kararda Davanın 2.420,09 TL maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece, 07/10/2013 günlü tavzih kararı ile gerekçeli karar, kısa karara uygun olarak tavzih edilmiş ise de 1086 sayılı HMUK 455, 6100 sayılı HMK 305. maddelerine göre tavzihin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Buna göre tavzih, bir hükmün belirsiz olması veya birbirine çelişik fıkralar içermesi halinde, hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan teknik anlamda kanun yolu olmayan bir kurumdur. Tavzih yolu ile hükmün değiştirilmesi değil yalnızca açıklanması imkanı vardır. Hakim hükmü verdikten ve davadan elini çektikten sonra temyiz edilerek hüküm bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacak ve verilen hükmü değiştiremeyecektir. Tavzih kural olarak yalnızca hüküm fıkrasında olacak; hükmün gerekçesinin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamayacaktır.
Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere 19/07/2013 tarihli kararda yapılan tavzihin usulüne uygun olmadığı açıktır. Tavzih yolu ile düzeltilme imkanı olmadığı halde tavzih edilerek düzeltilen karar yok hükmündedir. Tavzih sınırı dışına çıkılarak usule aykırı bir şekilde tavzih edilen kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı :
9. Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2014 tarihli 2014/325 E., 2014/349 K. sayılı kararı ile; tespit dosyalarında yapılan keşif bilimsel, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak çevre ve ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenmiş denetime olanak sağlayacak bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın 8.315,92TL tazminat talebi yönünden kabulüne, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 374 numaralı sayılı parsel yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı :
10. Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
11. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.03.2015 tarihli ve 2014/14000 E., 2015/3039 K. sayılı kararı ile; “…Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, maliki/hissedarı olduğu Elbistan İlçesi, Karahüyük Köyünde bulunan taşınmazlarda ekili ürünlerin, Afşin Elbistan Termik Santralinin çevreye yaydığı zararlı gazların ve küllerin etkisi ile zarar gördüğünü, verimin düştüğünü iddia ederek uğradığı zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, termik santralin işletilmesinden dolayı çevreye herhangi bir zarar verilmediğini, resmi kurumlarca hava kalitesinin sürekli ölçüldüğünü, yönetmeliklerle belirlenen sınır değerlerin aşılmadığını, küllerin toprakla örtüldüğünü düzenli olarak nemlendirme yapıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, mahallinde yapılan tespite göre, davalının işlettiği termik santralin çevreye olumsuz etkisinden dolayı davacının ektiği üründe verim kaybı olduğu belirlenmiş, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelere göre davanın delil tespit dosyasına dayanılarak açıldığı, tespit sırasında hazır bulunan ziraat mühendisi bilirkişinin Karahüyük Köyünde bulunan dava konusu taşınmazlarda ekili ürünlerde %10 verim azalmasına bağlı zarar bulunduğunu belirlediği ve zarar tutarını hesapladığı mahkemece söz konusu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davalı tarafından dosyaya ibraz edilen emsal bilirkişi raporunda aynı köyde yapılan delil tespitinde köyün santrale uzaklığı, yöredeki hakim rüzgarların yönü ile köyün konumu belirlendikten ve ekili ürünler tek tek fotoğraflanarak incelendikten sonra baca gazları ile atılan zararlı makro parçacıkların tespit mahalline kadar ulaşamayacağı, mikro parçacıkların ise ekili ürünler üzerinde bulunmadığı, köyün santralin güney doğusunda kaldığı, yöredeki hakim rüzgarların güney batıdan estiği, mevcut duruma göre bitkilerin sağlıklı şekilde gelişimlerini tamamladıkları verim durumunun ilçe ortalamaları içinde olduğu, aynı bölgedeki parsellerin birinde santralden olumsuz etkilenme varsa diğerlerinde de olacağı, etkilenme yoksa diğerlerinde de olmayacağı biçiminde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Şu durumda, dava konusu parseller üzerinde yapılan ve verim azalmasına dayalı zarar olduğunu bildiren bilirkişi raporu ile aynı köyde sair parsellerde yapılmış bulunduğu anlaşılan delil tespiti dosyasında verilmiş bulunan bilirkişi raporu arasında açık bir çelişki bulunmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle bölgedeki hakim rüzgarları gösterir meteorolojik bulguların getirtilmesi, ardından da taşınmazların bulunduğu yerin santrale uzaklıkları ve santrale göre konumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca davalının savunmasında santralin A ünitesinin %20, B ünitesinin %20-25 kapasitede çalıştığı beyan edildiğinden resmi makamlardan santralin çalışma kapasitesinin ve zamanının sorulması gereklidir. Sonrasında davalı tarafça ibraz edilen bilirkişi raporlarında her bir parselde ekili ürünün fotoğraflandığı bildirildiğinden söz konusu fotoğrafların tümü ile varsa hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından çekilmiş fotoğraflarında taraflardan istenmesi ile daha öncesinde eldeki davada ve emsal dosyalarda rapor veren bilirkişiler dışında konusunda uzman bir çevre mühendisi ile iki ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden çelişkiyi giderici, denetime elverişli bir rapor alınması, termik santrallerin etkisinin matematiksel olarak hangi alana kadar yayılabileceği, santralin çalışma kapasitesi ve hakim rüzgar yönünün bu duruma etki edip etmeyeceğinin de bilirkişi heyetinden sorulması gereklidir.
Mahkemece anılan eksiklikler giderilmeden karar verildiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı :
12. Elbistan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2015 tarihli ve 2015/339 E., 2015/615 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçelerinin yanında, zarar yılının 2012 olduğu, yargı çevresinde 2012 yılında zarar tespiti için yapılan keşifler sonrası ibraz edilen tüm zirai bilirkişi raporlarında zarar bulunduğunun tespit edildiği, çelişkili rapor olarak atfedilen raporun 2013 yılında zarar tespiti için yapılan keşifler sonrası ibraz edildiği, ayrıca mahkeme dosyasına hiçbir şekilde bu raporun sunulmadığı, dosyada çelişkili rapor bulunmadığından çelişki giderecek bir durumun da olmadığı, 2012 yılına ilişkin zarar tespiti yapılan çoğu taşınmaz için açılan tazminat davalarının kabul edildiği ve kararların Yargıtay incelenmesinde onandığı, davalı kuruma ait santrallerin bacalarından çıkan dumanın dava konusu taşınmazlarda ekili ürünlere zarar verdiği, bu zarar miktarının ziraat mühendisi bilirkişi tarafından tespit edildiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre de Özel Daire bozma ilamında işaret edildiği üzere yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
16. Borçların kaynakları sorumluluk hukuku olarak da adlandırılan borçlar hukukunda düzenlenmiştir.
17. Dava konusu olayın yaşandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (BK) borcun kaynakları, “Borçların Teşekkülü” başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (m. 1- 40), haksız fiilden doğan borçlar (m. 41- 60) olarak düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak haksız (sebepsiz) iktisaba (m. 61- 66) yer verilmiştir.
18. BK"nın 41. maddesinde ifadesini bulan haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için, şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.
19. BK’nın 41. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş bütün hâllerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, BK"nın 41. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Başka bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmayan kusur sorumluluğu hâllerinde, BK’nın 41. maddesi ve devamında yer alan esaslar uygulanır.
20. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde “İspat yükü” başlığı altında “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir.
21. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davaya konu edilen taşınmazlardaki zararın ve zarara davalının hukuka aykırı fiilinin sebebiyet verdiği hususunun ispat yükümlülüğü davacıya düşmektedir. Mahkemece tespit sırasında alınan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm tesis edilmiştir. Oysa Özel Daire bozma kararında benzer davalar nedeniyle vakıf olunduğu anlaşılan bilirkişi raporlarından bahsedilmesi suretiyle hükme esas alınan bilirkişi raporundaki eksikliklere değinilmiştir. Bu hâliyle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının davayı ispata elverişli olmadıkları açıktır.
22. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun"un 440/III-1. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 03.11.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.