Abaküs Yazılım
11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/5732
Karar No: 2021/5784
Karar Tarihi: 28.09.2021

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/5732 Esas 2021/5784 Karar Sayılı İlamı

11. Hukuk Dairesi         2020/5732 E.  ,  2021/5784 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.06.2020 tarih ve 2017/544- 2018/47 sayılı ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

    Davacı vekili, müvekkilinin inşaat malzemeleri satışı, ekipman kiralaması, nakliyesi işi ile iştigal ettiğini, davalı ile 01/01/2005 tarihinde başlayan akdi ticari ilişkinin 28/02/2010 tarihine kadar aralıksız devam ettiğini, bu ticari ilişki ile toplamda 785.673,60 TL tutarında ciro yapıldığını, takip öncesi muhtelif tarihlerde 655.673,60 TL ödendiğini, bakiye 130.000,00 TL borç kaldığını, davalı tarafça borcun ödenmemesi sebebiyle icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca likit bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiş, karşı dava yönünden ise, davalı - karşı davacının tacir olduğunu, bu sebeple ne kadar alacağı ve borcu olduğunu baştan bilebilme yetisine sahip olması gerektiğini savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı vekili, alacağın dayanağı olarak cari hesap ilişkisinden söz edildiğini, taraflar arasında Ticaret Kanunu"nun 87-99 hükümlerine uygun bir cari hesap mukavelesi olmadığını, yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmayan hallerde bakiyenin kabulüne ilişkin hüküm uygulanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı dava yönünden ise davacı-karşı davalı Konurlar ... Ltd. Şti. tarafından fazla ve mükerrer tahsilat yapıldığını, bu durumun hesap hareketlerinin incelenmesi sonucu ortaya çıkacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00 TL"nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, ancak davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya takip tarihi itibariyle 33.042,52 TL borcunun bulunduğu, takibin ise 130.000,00 TL alacak üzerinden başlatıldığı bu nedenle itirazın 33.042,52 TL borç bakımından iptaline karar verilmesi ve itirazında haksız olduğu anlaşılan davalının İİK"nın 67/2. maddesi gereğince asıl alacağın %40"ı oranında davacıya tazminat ödemesi gerektiği, İİK"nın 67/2 maddesi gereğince davalı - karşı davacı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığı, karşı davacının davalıdan alacaklı olduğu hususunun da ispatlanamadığında karşı davanın da reddi gerektiği gerekçesiyle usul ve yasaya uygun Yargıtay 19. Hukuk Dairesi"nin 06/03/2017 tarih ve 2016/5964 Esas 2017/1780 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına, İİK"nın 67/2 maddesi gereğince davalı - karşı davacı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece, 19/01/2018 tarihinde hüküm tesis edildiği, fakat verilen hüküm uyarınca icrada oluşan tereddütlerin giderilmesi ve hak kaybına yol açılmaması için hükmün asıl dava ve karşı dava yönünden ayrı ayrı hüküm maddesi ile düzenlenerek tavzihine karar verilmesinin davacı tarafından istenildiği, mahkeme kararının HMK 305/1 maddesinde belirtildiği üzere yeterince açık olmadığı ve icrasında da tereddüt uyandırdığı gerekçesiyle davacının tavzih talebinin kabulü ile, davacı Konurlar İnş. Ltd. Şti."nin davasının kısmen kabulü ile, Alanya 3. İcra Müdürlüğü"nün 2011/2612 Esas sayılı dosyasında borçlunun 33.042,52-TL"lik borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, İİK"nın 67/2. maddesi gereğince 13.217,00-TL tazminatın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, İİK"nın 67/2 maddesi gereğince davalı - karşı davacı tarafından talep edilen, davacı - karşı davalının şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karşı davacının davasının reddine karar verilmiştir.
    Ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Asıl dava itirazın iptali, karşı dava ise sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
    1- Tavzih yolu, bir hükmün anlaşılmayacak biçimde müphem bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz (gayri vazıh) ve çelişik (mütenakız) fıkraları taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı meydana çıkarması amacıyla başvurulan bir yasal yoldur. 6100 sayılı HMK"nin 305. maddesi uyarınca tavzih, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa istenebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Somut olayda mahkemece 19.01.2018 tarihli kararında ""Usul ve yasaya uygun Yargıtay 19. Hukuk Dairesi"nin 06/03/2017 tarih ve 2016/5964 Esas 2017/1780 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına, İİK"nın 67/2 maddesi gereğince davalı - karşı davacı tarafından talep edilen, davacı - karşı davalının şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,Harç ve vekalet ücreti hususunda tekrar karar verilmesine yer olmadığına"" şeklinde hüküm kurması üzerine davacı vekilinin tesis edilen hükmün icrada tereddüte ve hak kaybına yol açacağı gerekçesiyle tavzih talebinde bulunması üzerine mahkemece tavzih talebinin kabulü ile 11.06.2020 tarihinde yeni bir hüküm tesisinde bulunmuştur. Hüküm fıkrasının değiştirilmesi anılan yasal düzenlemeye aykırı olup, mahkemece verilen tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
    2- Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK"nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda mahkemece asıl ve karşı davada verilen eda hükmünün ne olduğu anlaşılamadığı gibi; bunlara bağlı feri hususlarda da herhangi bir hüküm fıkrası oluşturulmamıştır. Bu itibarla, 19.01.2018 tarihli mahkemece verilen kararın hüküm kısmı yukarıda açıklanan kanuni ve yasal düzenlemelerin aradığı niteliklerin bulunmadığı, infazda tereddüt oluşturacak mahiyette karar verildiği ve hak kaybına yol açaçağı, her ne kadar 19.01.2018 tarihli karar taraflara tebliğ edilip kesinleşmiş olsa da karar niteliği taşımadığından hukuk aleminde yoklukla malul olduğu, bu nedenle söz konusu kararın resen kaldırılmasına ve mahkemece yeniden hüküm tesis edilmesi için kararın bozulmasını gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de, kararın re"sen BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi